Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Suriye, Irak, Mısır, DEAŞ, El Kaide, Haşti Şabi ve PKK-PYD... Yanı başımızda darbeler, ablukalar ve vekaletle yürütülen iç savaşlar ve kaos yaşanıyor. Şehirler ve ülkeler yakılıp yıkılıyor, milyonlar katlediliyor, milyonlar da mülteci durumunda.
Peki, bu neyin savaşı? Din ve mezhep savaşı mı? Yoksa laboratuvarlarda oluşturulan "İslami terör"ü ortadan kaldırma savaş mı? Gerçeği görmek için büyük fotoğrafa bakmak gerekiyor. Onu da görmemizi engellemek için, biz de dahil her ülkede "cambaza bak cambaza" tezgâhı çekiliyor.
Son bir aya bakın... İçeride FETÖ ile mücadele üzerine yoğunlaşacağımıza CHP'nin adalet yürüyüşü ve "Kontrollü darbe" suni gündemiyle uğraşıyoruz. Aynı şey dışarıda da söz konusu. Suriye meselesinde yeni bir adım beklenirken, devreye Katar sokuluyor.
ABD Başkanı Trump'ın, Suudilerle 350 milyar dolarlık silah anlaşması imzalaması tam da böyle oldu. Kimse ne olduğunu tam anlamadan yeni bir kaos ortamı oluştu. Suudi Arabistan, Mısır ve BAE harekete geçti ve Katar'ı ablukaya aldı. "Terörü destekleyen ülke" ilan ettiler.
Peki, tüm bunlar ne anlama geliyor? Türkiye ve bölge halkları kendi içişleriyle uğraşırken, vekalet savaşlarıyla birbirini öldürürken, küresel güçler yani emperyalizm neyin peşindeydi? İşte flu olan büyük fotoğrafı tam da bu sorunun cevabı netleştiriyor. Çünkü o cevapta silah tüccarlarının milyarlara varan kârları ve emperyalist güçlerin (ABD ve AB) çıkar savaşları saklı.
ABD'nin Suudilerle yaptığı 350 milyar dolarlık anlaşmanın 110 milyarlık bölümü, hemen devreye girdi. İşin içinde Lockheed Martin, Boeing and Raytheon gibi büyük ABD silah şirketleri var. Anlaşmanın sonrası ABD borsalarında savunma sanayisi şirketleri milyarlarca dolara varan kazanç sağladı.
Bu işin bir ayağı... Katar ayağında ise çok daha kör gözüm parmağına işler gerçekleşti. Katar krizinin patlamasından ve ABD Başkanı Trump'ın Katar'ı terörizmin "yüksek düzeyde" sponsoru ilan etmesinden tam 5 gün sonra ABD Savunma Bakanı James Mattis ve Katar Savunma Bakanı Khalid Al-Attiyah, aslında ABD kongresinin onayladığı 21 milyar dolar ve 72 uçaklık anlaşmanın ilk bölümü olan 36 uçak ve 12 milyar dolarlık anlaşmayı onayladı.
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu... Bakın bu anlaşmadan sonra Pentagon nasıl bir açıklama yaptı: "Katar'a en yüksek teknolojik imkânları sağlayacak ve ABD ile Katar arasında güvenlik işbirliği ve ortaklaşa harekât yeteneğini artıracak."
Kadir Has Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ahmet Kasım Han, doğal olarak bu garip duruma şu soruyla tepki veriyor: "Bu anlaşmadan sonra bir Allah'ın kulu da sormuyor; yahu bu devlet, terörizmi en üst düzeyde destekliyorsa ortaklıkla artacak harekât yeteneğini kime karşı kullanacaksınız diye!!!"
Kimsenin oraya baktığı yok. ABD'nin derdi başka. O, bu sayede 42 eyalette 60 bin yeni iş imkânı yaratıyor. Dahası, bunun 15 katı büyüklüğündeki Suudi anlaşmasıyla da ABD ekonomisine, çalışanlarına, şirketlerine ve bunlardan destek alan siyasetçisine ne katkı yapacak onun hesabında...
Sadece şu bile çok çarpıcı: Kendi açıklamalarına göre Lockheed Martin silah şirketi Suudi anlaşmasından tam 28 milyar dolar kazanacak. Lockheed denilince de aklıma 70'li yıllardaki rüşvet skandalı geldi. Japonya, Hollanda ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülkede patlayan rüşvet skandalıyla hükümetler düştü, başbakanlar hatta prensler yargılandı. Bir tek Türkiye'de bir şey olmadı. Şimdi Airbus üzerinden ve ABD ile AB'yi karşı karşıya getiren yeni bir "rüşvet" skandalı Batı'yı sarsıyor. Onu da bir başka yazıda anlatalım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER