Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye-Almanya ilişkilerinde meselesi bir kırılma noktasına dönüşmek üzere. Birkaç koldan, Almanya Türkiye'yi sıkıştırmayı bir devlet politikası haline dönüştürdü. Bu, bir iç siyaset malzemesi olmaktan çok daha öte anlam taşıyor.
Aslında yüzyılın başından bu yana Almanya'nın hep bir Türkiye hesı oldu.
Yakın tarihimizin birçok kırılma noktasında da hep Almanya var. İki ülke, hem en yoğun ekonomik ve siyasi ilişkilere sahip, hem de çok derin ve kritik siyasi sorunlara... Bırakın son 30-40 yılı sadece son birkaç yıla bakın.
Şu sorunun cevabı henüz verilmedi: Ne oldu da Almanya-Türkiye ilişkileri bu denli derin bir krizin eşiğinde? Bu iç siyasi hesapları aşan ciddi bir sorun. Makul bir nedeni de yok.
Acaba Almanların söylediği gibi Türkiye'nin AB standartlarında bir demokrasiye veya hukuka sahip olmaması mı yoksa çok derinlerde saklanan ekonomik ve siyasi çıkarlar mı?
Bugün Almanya'nın, PKK'dan FETÖ'ye Türkiye'nin başına musallat olanlara açıkça sahip çıkmasının demokrasi hassasiyetiyle ilgili olmadığını herkes biliyor. Otoriterleşme kaygısı hiç olamaz. O zaman darbeci Sisi'yi kırmızı halıyla karşılamayı nereye koyacağız?
Almanya gibi AB'nin kurucu ülkesi, kendi koyduğu hukuk standartlarını çiğneyecek noktaya geliyorsa, ortada "ulusal ve küresel çıkara" dokunan bir şeyler var demektir. Almanya bunu darbeci FETÖ'cülere çok kaba bir biçimde sahip çıkarak yaptı. Bu sıradan bir sahip çıkma değil. Dünyada ilk kez Alman istihbarat örgütü BND Başkanı Bruno Kahl, 'la FETÖ ilişkisinin olmadığını bile söyledi: "Darbenin ardında FETÖ yok..." Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın'a göre bu ibretlik bir tabloydu: "Bu konuda Alman istihbaratı BND başkanının çıkıp açıklama yapması, çok yönlü okunması gereken bir şeydir. Bu Avrupa'da FETÖ'yü aklama operasyonudur." Şimdi bu ilişkide yeni bir sayfa açılıyor.
Tür-kiye, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde Akıncı Üssü'nde suçüstü yakalanan ve usta bir operasyonla kaçırılan Hava Kuvvetleri İmamı Adil Öksüz'le ilgili Almanya'ya nota verdi.Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu bu gelişmeyi şöyle duyurdu: "Bakanlık olarak Almanya'ya bir nota verdik. Bu kişinin varsa Almanya'da tespit edilmesi ve bir an evvel tutuklanıp iadesini istedik." Almanya buna hemen "hayır" cevabını verdi ama zaten 15 Temmuz'a darbe demeyen Almanya'nın Öksüz'ü verme ihtimali yoktu. Ama onun orada ortaya çıkma olasılığı Almanya'nın suçüstü yakalandığının işareti.
O zaman şu gerçek daha net anlaşılacak:
Almanya, Türkiye'deki demokrasi eksikliğine değil, ekonomik ve siyasi çıkarlarının geriletilmesine öfkeleniyor.
Üçüncü havaalanının yapılmasına, savunma sanayisinin güçlendirilmesine ve İstanbul'daki acentelerinin devre dışı kalmasına öfkeleniyor. İşin bir de geçmişe uzanan küresel bir ortaklık boyutu var. Almanya- FETÖ ilişkisi yeni değil. Almanya'nın bugüne kadar Türkiye dahil birçok ülkede okullar üzerinden FETÖ'yle sıkı bir ilişkisi vardı. Hangi ülkeye bakarsanız bakın, nerede bir Alman Vakıf okulu varsa, orada FETÖ de var.
Eğitimle dizayn etmek ikisinin ortak noktası...
Bu stratejinin önemini de Dünya Yurtdışı Alman Okullar Birliği Başkanı Detlef Ernst şu tespitiyle yapıyor: "Kültür ve eğitim politikası Willy Brandt döneminden bu yana Alman dış politikasının üçüncü ayağını oluşturuyor." Almanya-FETÖ ilişkisinin, başka hangi alanları kapsadığını ve "Alman devletinin küresel denklemdeki hayalleriyle" örtüştüğünü önümüzdeki süreçlerde çok daha net göreceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER