Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MAHMUT ÖVÜR

ABD ve ‘modern İsrail faşizmi’

ABD ve Batı Bloku'na göre dünyada iki tip devlet var: "Demokratik" ve "otokratik"... Liderlere de o gözle bakıyorlar; demokrat liderler, otokrat liderler.
Bu yaklaşım teorik olarak doğru olsa da Batı her zaman söylediği o teoriye uygun davranmıyor. Bundan da hiç rahatsız değil. İşine gelmeyen liderleri otokrat diye suçladıkları, hatta darbeyle değiştirmek istedikleri gibi, soykırım yapan, işgalci, hatta faşist liderleri "demokrat" diye yutturmayı iyi biliyorlar.
İsrail Başbakanı Netanyahu ve iktidar ortakları aşırı sağcı, faşist liderler bunun son örneği.
Koalisyon ortaklarına bakın; aşırı sağcı Dini Siyonizm, Yahudi Gücü ve Moaz, Ultra Ortodoks Partiler Şas ve Birleşik Tevrat Yahudilik Partisi... Açık açık ırkçılık yaptıkları gibi aralarında terör suçu işleyenler bile var.
Bu ekip, sadece 7 Ekim sonrası Gazze'de soykırıma varan vahşete imza atmadı, daha önce de aynı şeyleri yaptı. İsrail'in içinde yaşayan 2 milyonu aşkın Arap'a da, Batı Şeria ve Kudüs'e de aynı ırkçı ve işgalci siyasetle yaklaştı.
ABD ve Avrupa da bu gerçeği bile bile onlara destek verdi. Otokrat liderlere karşı çıkıp demokrat kesileceksin, sonra da İsrail'de faşist uygulamalara imza atan partilere açık destek vereceksin. Biden son konuşmasında, Amerikan değerlerinden, özgürlük ve demokrasiden söz ediyor ama faşist Netanyahu hükümetine tarihin en büyük desteğini vereceğini de ihmal etmiyor.
Gördüğünüz gibi ABD ve Batı Bloku, bu ikiyüzlülüğü artık gizlemiyor da. Sosyal demokratı da liberali de koşa koşa İsrail'e gidip Netanyahu'ya sarılıyor.
Oysa orada faşist bir iktidar gerçeği var ve bu da yeni ortaya çıkmış değil.
ABD dış politikası, Ortadoğu ve uluslararası strateji uzmanı Al Jazeera'nın siyasi analisti Marvan Bisara son yazısında bu konuyu ele almış. Perspektif'te yer alan, "Netanyahu: Modern İsrail Faşizminin Kurucusu" başlıklı yazısında Netanyahu'nun askeri güç kullanarak Filistinlileri yurtlarından etmeye inandığını belirtip şöyle diyor:
"Netanyahu bu inançla siyasete girdi ve yavaş yavaş kendisini inşa ederek modern İsrail faşizminin babası oldu. İşe Oslo Barış Anlaşmalarını imzaladığı için dönemin başbakanı Yitzhak Rabin'i şeytanlaştırarak ve Yahudi bir fanatik tarafından öldürülmesinin yolunu açmaya yardım ederek başladı. 1996'da başbakan olduktan sonra, yeni nesil faşist ve ırkçı liderleri yetiştirmeye girişti."
Bisara, bu gerçeği 2018 yılında Holokost'tan sağ kurtulan ve İsrail'in faşizm konusunda önde gelen otoritesi Profesör Zeev Sternhell'in, "İsrail'de Büyüyen Faşizm ve Erken Nazizm Benzeri Bir Irkçılık" makalesiyle gündeme getirdiğini ve Batı'nın bunu dikkate almadığını yazıyor.
Onların "kacak güreştiğini" söyleyerek şöyle diyor:
"Washington şu ana kadar, önde gelen birkaç Amerikalı Yahudi, İsrail'de sandıklardan çıkan faşist tehlikeye ilişkin eleştirilerini dile getirirken dahi önemli ölçüde sessiz kaldı.
Trump pervasızsa, Biden da suça ortaktır."
Bu suç ortaklığı yüzünden, 1993 yılında Oslo'da kayıt altına alınan "iki devletli çözüm" formülü 30 yıldır hayata geçirilemiyor. Batı çözüm değil, kaos istiyor. Tıpkı Karabağ meselesi gibi. Bu gerçeği Batı'dan demokrasi bekleyenler görmedikçe ve Batı'da Gazze'deki vahşete isyan eden vicdan sahipleri kadar cesur olmadıkça döne döne bu tür sorunları yaşamaya devam edeceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA