Türkiye'nin en iyi haber sitesi

15 Temmuz'da belki 40- 50 yıl geriye götürmeye çalıştıkları Türkiye'de, bu hafta enerjinin 2060 yılının yol haritası konuşuldu. Bu, Dünya Enerji Kongresi'nden çıkmış en önemli mesajlardan birisidir aslında.
2071 yılını bile planlamayı söylemlerine taşımış bir ülkede "yakın bir gelecek" olarak görülebilir bu tarih. Ancak yarınını bilmeyen bir coğrafya için istikrarın göstergesidir.
Coğrafyamız malum. Dünya enerji kaynaklarının yüzde 60'ının bulunduğu ve belki de bu yüzden dünyadaki huzursuzluğun temelinin çıktığı bölgedeyiz.
Bu kongreyle, işte bu bölgede barışın, istikrarın adresi olmayı sözde değil icraatta göstermiş oldu Türkiye... Dedi ki "Barış için paylaşalım"...
Darbe girişimleriyle, terörle kanlı bir ülke; oynadıkları piyasa oyunlarıyla yaralı bir ekonomi gibi göstermeye çalıştıkları Türkiye, bir kez daha ringde barış için yumruklarını gösterdi dünyaya.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, "Dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun huzuru ve istikrarı önceleyen her projenin müttefikiyiz" dedi. Öyle de oldu. Rusya, İsrail, Kıbrıs, Venezuela, Suudi Arabistan başta olmak üzere hükümetler arası, şirketler arası pek çok görüşme yapıldı, birçok anlaşmaya imza atıldı. Türkiye sadece enerjiye değil, barışa da köprü olacağını gösterdi. Kazanılacak milyar dolarlardan çok daha önemli bir kazançtır bu.
Altını çizmek gerekir ki, yaşadığı darbe girişiminin ve onca algı operasyonunun ardından böyle bir kongreye evsahipliği yapabiliyor olmak bile önemli. Bu yüzden kongreye katılan birçok isimle konuştuk, birçok insanın sözlerinden çok samimiyetlerine baktık. Başta liderler olmak üzere yüzlerin güldüğü, herkesin şakalaştığı ve hatta Türkiye'ye hayranlığını dile getirdiği bir kongre izledik. Gözleriyle gördüler dışarıda anlatılanların ne kadar da gerçeği yansıtmadığını. Ve daha da önemlisi kongreye katılan 3 bin kişi açılış oturumunda -ister inansınlar, ister inanmasınlar- 15 Temmuz şehitlerimiz için saygı duruşunda bulundu.
Birçok yabancı yatırımın da bu kongre sonrası Türkiye'ye geldiğini göreceksiniz. Çünkü önüne geçmeye çalışsalar da Türkiye'nin enerjisi, potansiyeli her geçen gün biraz daha ortaya çıkıyor.
Bütün bu yaşadıklarımız gücümüzü bilmediklerinden değil yani gücümüzü fazlasıyla farkettiklerinden...
Ah bir de biz farkedebilsek kendi gücümüzü... Biz maalesef çabuk unutan bir millet olduk. Ya da öyle olması için özel çaba sarfediliyor. O kanlı gecenin üstünden henüz 3 aylık süre geçmeden her fırsatta tartışma zemini aramanın başka bir anlamı yok çünkü.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER