Türkiye'nin en iyi haber sitesi

4 Eylül 1953 Adana doğumlu. a Ceyhanspor'da başladı. Adana Demirspor ile 2. Lig'den 1. Lig'e geçti, dikkatleri hemen üzerine çekip Galatasaray'a transfer oldu. Kaptan oldu. Tüm zamanların en sevilen Galatasaraylı futbolcularından biri sayıldı.
7 kez U-19, 10 kez Ümit Milli ve 51 kez A Milli olmak üzere 68 kez Türkiye Milli Futbol Takımı forması giydi. Aralıksız 51 kez Milli Takım forması giyerek futbol tarihimize adını yazdırdı.
Sadece bu kadar mı?
Türkiye 21 Yaş Altı Milli Futbol Takımı'nı 1993 Akdeniz Oyunları şampiyonu yaptı.
1993'te Milli Futbol Takımı'nın başına geçti. 1996'da Türkiye Milli Futbol Takımı ile ilk kez Avrupa Şampiyonası'na katılma hakkı kazandı.
1996-2000 arasında Galatasaray'ı çalıştırdı. Bu dönemde 4 Lig, 2 Türkiye Kupası, 1 UEFA Kupası kazandırdı. 2000 yılında Galatasaray ilk ve tek UEFA kupasını kazanan takım oldu.
O dönem herkesin gururu, gözbebeği Galatasaray oldu. Çocuklar Galatasaraylı olmak için can attı. Futbolumuza yepyeni yıldızlar kazandırdı. Takım ruhunu gösterdi. İnancı gösterdi, birliği gösterdi, liderliği gösterdi, ailenin önemini gösterdi.
2000-2001 sezonunda İtalya'nın ACF Fiorentina takımını çalıştırdı ve takımını İtalya Kupası'nda finale taşıdı.
2001-2002 sezonunda ise dünyanın en büyük takımlarından AC Milan'ın teknik adamlığını yaptı.
2005'te tekrar Türkiye Milli Futbol Takımı'nın başına geçti. 2008'de Avrupa Futbol Şampiyonası'nda milli takımı yarı finale yükseltti.
2012'de Galatasaray'ın 18. Lig şampiyonluğuna imza attı. Türkiye Futbol Ligi tarihinin en fazla şampiyonluk kazandıran teknik direktörü olarak yine tarihe geçti.
UEFA Elit Teknik Direktörler Forumu'na ilk davet edilen Türk teknik direktör oldu. 2012-13 sezonunda Galatarasay'ı tekrar lig şampiyonu yaparak kendi rekorunu kırdı.
Ve daha neler...
Sadece sahada değil, saha dışında da... sadece futbolseverler için değil futbola zerre ilgi duymayanlara da ilham kaynağı oldu o.
İşine inancı, yıkılmaması, pes etmemesi, vazgeçmemesi, baba tavrı, özür dilemeyi bilmesi, "Lider bensem, sorumluluk da benimdir, gereği yapılacaktır" demesi, mertliği, insanlığı, daima ileriye bakması, dimdik ayakta durması ile sembol oldu o.
Başarı sembolü... inanç sembolü... futbol sembolü...
Ona boşu boşuna 'imparator' demedik değil mi?
Hiçbir zaman Galatasaraylı olmadım ama onu tanıdığım ilk günden beri Fatih Terimli oldum ben.
Onun kredisi biter mi, tükenir mi hiç? Ona tek bir kötü söz söylemek futbolseverlere yakışır mı hiç? Böyle bir adamın ailesine, çocuklarına küfür ederek rahatladığına inananlara ancak acırım ben.
Sizin bütün hayatınız başarılarla mı geçti, siz hep en doğruyu mu yaptınız, eyyy dilini tutmayı bilmez, eyyy vicdanının sesini sonuna kadar kısmış arkadaşım.
Bugün Fatih Terim kendi yükselttiği çıtayla savaşmaktadır. O hatalarını en iyi görebilen insanlardandır.
Ben Fatih Hoca gibi 'oyunu seven' adamlar sayesinde futbolu sevdim, hayata karşı birikmiş intikamını futbol üzerinden çıkaran, adamlar yüzünden de futboldan nefret ettim.
Oyunda kaybedilir de kazanılır da... 'Ama öyle', 'ama böyle' kısmı beni ilgilendirmiyor. Gerekiyorsa değişikliklerini yapar, sıfırdan başlarsın.
Beni takım ruhundan kopuşumuz, futbolu bile birbirimizden nefret etmek, birbirimizi bıçaklamak, limon gibi sıkmak için araç olarak kullanmamız üzüyor.
Bu şampiyona ne olursa olsun Fatih Terim biriciktir, bize en güzel hediyeleri verendir.
Ona destek olmak, yanında durmak hepimizin görevidir.
İyi ki varsın Fatih Hoca.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER