YAZARA MAİL GÖNDER Biz bir ömür yetecek kadar sevdik...

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Kayahan, her Sevgililer Günü'nde bir şarkı armağan ederdi İpek'e. Bu kez o bir armağan aldı. İpek Açar, "Kayahan'ın yerini hiçbir şey alamaz. Biz onunla birbirimizi bir ömür yetecek kadar sevdik" diyor

Geçen yıl babamın hastalığı bizi savururken, Kayahan, o mücadelesinin içinde beni arayıp moral vermişti. Sanki o büyük savaşı o yaşamıyor gibi, umut doluydu... Sonra babam gitti, ardından Kayahan... Eşi İpek'i yıllarca Kayahan'ın yanında izlemiştim. sessizdi, sakindi... Ama tedavi sürecinde hiç tanımadığım bir kadın çıktı ortaya; güçlü ve asla yılmayan... Tabii bu bizim gördüğümüzdü. İçinde neler yaşadığını kimse bilemezdi. Ve sonunda içinde yaşadıklarını söze döktü; "Afet oldu hasretin" dedi... Afet oldu hasretin/ Kor oldu içim yandı kavruldu/ Ellerinsiz ellerim buz tuttu/ Anlatmadım söylemedim kimseye/ Gözlerimi kapattım seni gördüm/ Derdimi sararken hüzün/ Sensizliği yaşadım seninle/ Yaslandım her gece gönlüne... İpek Açar, yıllardır müziğin içinde olmasına, beste yapmasına rağmen ilk kez bir şarkı sözü yazdı ve sevgililer gününde Kayahan'a armağan olarak bu şarkıyı çıkardı. Özlem gün geçtikçe daha çok artıyor... Özlersiniz, o duygunun yerine ne koyacağınızı bilemezsiniz. Bu şarkının sözleri de böyle.

- Şarkıyı hangi duygularla yazdın?
- Üç ay önce yazdım. O anı çok net hatırlıyorum. Aslı Gönül ve kendim için hep güçlü durmaya çalışıyorum çoğu zaman ama insanın kolunun kanadının kırıldığı anlar da oluyor. "Keşkeler" kalbinize konuyor... Ben bu lafı kullanmayı pek sevmem aslında. Her zaman "İyi ki" demeyi tercih ederim. Fakat insanız işte... "Keşke" dediğim, kendimi yalnız hissettiğim zamanlardan birinde yazdım bu şarkıyı. Bestelerim vardı ama şimdiye kadar hiç söz yazmamıştım. İlk defa kalbimin sesini kelimelere döktüm. Kayahan'ın söylediği "Büyük acılar veya büyük sevinçler insana şiir yazdırır" sözü kulaklarımda çınladı. Ona duyduğum sevgi ve özlemim bana bu sözleri yazdırdı kısaca. Sevgililer gününde veya yaş günümde bana şarkı hediye ederdi. Bu sevgililer gününde de ben ona bir şarkı hediye ettim. Geçen 14 Şubat'ta el ele, omuz omuzaydık, bu 14 Şubat'ta da bu şarkıyla gönül gönüle olmak istedim.

- Özlemin miydi seni en çok sarıp sarmalayan?
- Aslında bu şarkı bir aşk şarkısı. Sonsuz aşkı, özlemi, en saf haliyle duygularımı anlatıyor. İçimde ne yaşıyorsam onu kağıda döktüm. Biz Kayahan'la 22 yıl çok güzel bir birliktelik yaşadık, ben ona hep "Aslında bizim bu yılları ikiyle çarpmamız gerek çünkü evde beraberiz, konserlerde beraberiz, stüdyoda beraberiz, hep yan yanayız" derdim. O yüzden şimdi eksikliğini çok daha fazla hissediyorum. 1993 yılında tanıştık, müzik birleştirdi bizi aslında. Kendimi bu sevgiyi yaşadığım için çok şanslı hissediyorum çünkü böyle bir sevgiyi yaşayamadan göçenler var. O zaman sevgimize şüpheyle bakanlar, bu beraberliği bir çıkar ilişkisi gibi görenler ya da yaş farkını bir sorunmuş gibi görüp biter diye düşünenler, şimdi ' Yanılmışız, hakkınızı helal edin" diyorlar. Kimse kimseyle bu kadar yıl ne mal, ne mülk, ne para, ne şan ne de şöhret için beraber olamaz. Tek bir nedeni vardır hayat arkadaşlığının o da karşılıklı sevgi ve saygı. Ve benim inancım bizim bir araya gelmemiz alın yazısı.

- Senin kendine soruların olmadı mı aradaki yaş farkından dolayı?
- Ne benim ne de Kayahan'ın aklına böyle bir şey hiç gelmedi çünkü biz yaşa değil fikirlerimizin uymasına değer verdik hep ama başkalarının oldu tabii. Fakat bu kalıpların bizimle yıkıldığını düşünüyorum. Kayahan'ın çok sevdiğim bir sözüyle sonlandırayım bu soruyu; 'Allah kimseyi sevgisiz bırakmasın.'

- Kayahan sevgi doluydu ama bir o kadar da zor bir insandı. Kuralları vardı...
- Zor değil ama çok titiz bir insandı, her şeyin çok düzgün olmasını isterdi, disiplinliydi. Zaten bu kadar herkesin yüreğine dokunmuş, herkesi derinden etkilemiş şarkılar da böyle bir titizlik sonucu ortaya çıkabilir ancak. Fakat ailemiz içinde çok duygusal, karşısındakine çok değer veren, Allah inancını ve Atatürk sevgisini kalbine sığdıran adam gibi bir adamdı. Sevgisini gösteren bir insandı, çok iyi bir eş ve babaydı. Ben Kayahan'ın beni çok sevdiğini her zaman hissettim. Ben de ona hissettirmeye çalıştım. Uzun birlikteliklerin ancak böyle yürüyebildiğini düşünüyorum. Tabii ki tartıştığımız zamanlar da oldu ama aramızda özel bir anlaşma vardı. Birbirimizle o anda anlaşamasak da sonunda "Seni seviyorum" derdik çünkü sevgi olduğunda orta noktada buluşmanın bir yolu bulunuyor. Bu çok önemli. Gözümün bebeğinin içine baktığını bilmek kendimi hep çok özel hissettirdi. Hastalık sürecinde de her zaman dimdik durdu ve bana ' Hep güzel şeyler düşün sevgili ' dedi. Benim üzülmem onu daha çok etkiliyordu. Hastalığının konuşulmasından ise hiç hoşlanmazdı. Hep çok dik durdu. En kötü anlarında bile "Ben çok iyiyim, bunlar da geçecek, kendini üzme" derdi.

- Sen dışarıdan bakıldığında çok kırılgan, sessiz görünüyorsun ama bu süreçte gördüğüm kadarıyla müthiş güçlü bir kadın çıktı ortaya...
- Birbirimizden aldık en büyük desteği. Böyle bir hastalıkla mücadele etmenin başka bir yolu yok çünkü.

- Bu süreçte senin bir hemşire gibi olduğun söyleniyor.
- Evet, bana '250 gram doktorum' derdi. Hastanede hepimizin arasında bir espriydi bu. Hatta hemşirelerimiz 'Kayahan bey, biraz yükseltin bu gramajı, çok şey öğrendi İpek hanım. Herşeyi yapıyor, kan alıyor, iğne yapıyor' dediklerinde, 'Kendi küçük ama çok şey becerir o, çünkü yüreği büyük' derdi. Tabii benim de umutsuzluğa kapıldığım anlar oldu. Kayahan her zamanki gibi her ihtimali benimle konuşuyordu ama ben "Böyle şeyleri konuşmak dahi istemiyorum" dediğimde, "Hayır biz her ihtimali konuşalım, herşeye hazırlıklı olalım ama hep iyiyi düşünmeye devam edelim" derdi. Hastaneden her eve dönüşümüzde şükrederdik . Çünkü onkoloji bölümünde sadece belli bir yaşın üstünde insanlar yok. Bebekler de var, çocuklar da, gençler de... Evlat başka bir şey. Mücadele eden o küçücük yavruları ve çırpınan anne babalarını gördükçe, "Çok şükür" derdik birbirimize bakarak. Allah tüm hastalara şifa, yakınlarına da güç kuvvet versin .

- Her ihtimali konuşuyordu dedin. Yani kendisinden sonraki hayatı dizayn ediyordu bir yandan da, öyle mi?
- Evet. Her şeyi düşündü. Ailemizle ilgili özel konuları, işimizle ilgili yapılacakları. Benim için hazırlanan ve her ikimizinde çok büyük emeklerimizin olduğu 2 albüm ve Kayahan'ın En İyileri 2 projeleri de dahil olmak üzere neyin nasıl yapılmasını istediği, kimlerle çalışılacağı ve daha pek çok detay. Üç-dört senelik bir plan bıraktı bana aslında.

- Bir veda konuşması yaptı mı?
- Hayır, çünkü ölümün bir veda değil, mezuniyet olduğunu söylerdi hep. Her zaman olduğu gibi son ana kadar hep aşkla baktık birbirimize... Hastalık konuşmaktan hiç hoşlanmazdı. Hastalığının ne olduğunun bilinmesini dahi istemiyordu. Hatırlarsan konserde bile ne kadar dimdik durdu, şarkılar söyledi. Bizim için ve o gece orada bulunanlar için çok özel bir geceydi. Biz hep "Her şey iyi olacak" diye konuşuyorduk. Ama olamadı maalesef. Bu tip hastalıklar uzun soluklu bir mücadele gerektiriyor. Bir süre sonra gardınız düşebiliyor, moraliniz bozulabiliyor. Çünkü çok sevdiğiniz bir insan var karşınızda ve elinizden hiç bir şey gelmiyor. Bu çok kötü bir duygu.

- Bu kadar çok sevdiğin bir insanın yeri tabii ki dolmaz ama insan o sevginin yerine ne koyabilir?
- Onun yeri hiçbir şeyle dolamaz hakikaten, çünkü biz bir ömür yetecek kadar sevdik. Aslı Gönül benim için hayatımdaki en güzel hediye. İyi ki o var. Onda Kayahan'dan çok şey görüyorum. Karakterleri ve huyları birbirine çok benziyor.

- Tanıdığım kadarıyla Kayahan aile içi konuların toplum karşısında konuşulmasını sevmezdi. Ama ölümünün ardından kızı Beste'nin açıklamalarıyla mal-mülkpara olayları konuşulmaya başladı...
- Maalesef... Kayahan böyle şeylerden hiç hoşlanmazdı...

- Peki, her şeyi düşünmüştü demiştin. Bunların olacağını öngörmemiş miydi?
- Ben eşimin benimle konuştuklarını, bana aktardıklarını çok iyi biliyorum. Ne yazık ki böyle şeyler yaşandı ve iddia edilenler beni çok üzdü. Keşke karşılıklı konuşularak çözülebilseydi ama olamadı. Mahkemede olan bu konunun kamuoyunda bu kadar konuşuluyor olması aslında en çok Kayahan'a ziyan veriyor. Benim haklı olduğum ve sürekli hedef gösterildiğim halde konuşmamamın tek nedeni de budur. Kendisinden mal ve para kaçırıldığı, evlatlık haklarının elinden almak için vekalet istendiği, benim sahte imza attığım iddiası kesinlikle doğru değil. Tüm bu çirkin iddialara cevabımız mahkemeye delilleriyle sunuldu. Ben bunları yapacak kadar bilgisiz bir insan değilim. Kendisinin bunca yıl beni hiç tanımamış olması ayrıca çok üzücü. Allah inancı olan, kul hakkına inanan biriyim. Şarkılar konusuna gelince; bu Kayahan'ın almış olduğu bir karardır, bu kararı alırken ki amacı şarkılarının kendisinden sonra arzu ettiği gibi yönetilmesidir. Bu kararını da ilgili kurumlar ve kişilere bizzat kendisi söyledi. Ben Kayahan'ın hem eşi hem de tüm bilgilerini ve tecrübesini aktardığı talebesi oldum. Ayrıca birlikte bir hukuk mücadelesi verdik ve halen bu konu hakkında devam eden davalarımız var.

- Bu hak yasal olarak verildi mi sana?
- Tabii ki verildi. Ben sadece Kayahan'ın eşi olsaydım, onunla çalışmasaydım ve bilgisini bana aktarmasaydı belki de böyle bir yol tercih etmeyecekti. Ama bana bir emanet bıraktı. Bunu da gereken mercilere kendi söyledi.

- Peki bölüşülmesi gereken çok büyük bir mal varlığı var mı?
- Çok şükür Kayahan'ın da her zaman dediği gibi kimseye muhtaç olmayacak kadar mal varlığımız var. Tereke tespit davası açtılar. Bu davanın sonucunda da bizim söylediğimizin dışında hiçbir şey olmadığı ortaya çıktı. Yine de ben suçlama olduğu için mahkeme istemediği halde yardımcımız Zülfikar Bey ile benim şahsi hesabımın bir yıllık banka hesap dökümlerimi avukatlarına verdim. "Aklınızda bir şey kalmasın, buyurun bakın" dedim.

- Bu dava uzun sürecek gibi... Bu sürece hazırlıklı mısın?
- Her şeye hazırlıklıyım. Mücadele etmeye ise alışkınım. Biz Kayahan ile birbirimizi seçtik, aile olduk ve çok mutlu olduk. Bu olayda tek üzüldüğüm nokta, Kayahan'ın hatırasına zarar gelmesi.

- Kayahan'ın vefatından önce Beste ve annesi ile sorunlarınız var mıydı?
- Hayır, hiç bir zaman olmadı. Beste'ye ve Nur hanıma her zaman sevgi ile yaklaştım. Kayahan'a da "Bir insan ne kadar yaşı büyük olsa da anne ve babasını aynı ortamda görmek isteyebilir " der ve bayramlarda, yılbaşında ya da herhangi bir günde Beste'yi davet ederken mutlaka Nur Hanım'ı da davet ederdim.

KAYAHAN ÜZÜLÜRDÜ

- Kayahan yıllar önce bir röportajında "Beste'nin annesinden ayrılırken ceketimi alıp çıktım" demişti. Yani eski eşinin hayat standartlarını korumuştu...
- Doğrudur ama ben bu konularda konuşmam. Aile konularıdır bunlar. En çok üzüldüğüm nokta Beste'nin sürekli aile içinde kalması gereken konuları gündemde tutması. Madem mahkeme sürecindeyiz, o zaman sürecin sonunu beklemek daha doğru bir yaklaşım olurdu. Bu süreçte yapılan her türlü uygunsuz iddia ya da iftira aslında bana değil babasına yapılıyor.
Çünkü babanın uzun yıllar hayatını paylaştığı insana kötü diyorsan, o zaman babanın seçimlerine saygı göstermiyorsun demektir. Tek söyleyebileceğim şey Beste'nin problemi benimle değil, babasının aldığı kararlarla ilgili. Bu arada kimi yayın organlarında, "Kayahan'ın bu kadar mı parası varmış!" yorumlarını duymak beni derinden yaraladı. Kayahan da bunu asla istemezdi.

HER AY BİRLİKTELİĞİMİZİ KUTLADIK

- O gittikten sonra, evde bir takım düzenlemeler yapmışsındır mutlaka... Karşına çıkan, seni şaşırtan bir ayrıntı, bir not oldu mu?
- Bir sürprizle karşılaştım, evet... Bir kağıt. Onu gördüğüm zaman gözyaşlarımı tutamadım. Ajandasının içinde bir kağıt buldum. Şöyle yazıyordu; "Kendi küçük kalbi büyük, bir Florance Nightingale." Böyle bir not yazmış, benimle ilgili olduğunu düşündüm. Çok duygulandım. Kayahan'dan bir ömür yetecek kadar 'seni seviyorum' duymuşumdur. Fakat bu kelimelerin nasıl söylenildiği ve nasıl hissettirildiği çok önemli. Her ayın ikisini kutlardık mesela, çünkü ayın ikisinde tanışmıştık. Onca yıl boyunca her ay birlikteliğimizi kutladık.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.