YAZARA MAİL GÖNDER Et, ot ve zeytinyağı

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Zeki Müren uyarıyor: Rende soğan kokmasın! Rengin Suar evini açıp Carlo Bernardini mutfağa girince: Zeytinyağı ve trüfe doyuluyor. Hem et hem ot yiyen 'Omnivore' takviyesiyle: Gastronomi âlemi bu fuarda buluşuyor...

25 KASIM SALI

Müren kokteyl: Sarhoş değil 'birhoş'!
Kahvaltı yapmaz, sabahları sadece bir bardak meyve suyu içer. 1956 tarihli bir kayda göre hayatında maydanoz tatmamıştır.
Evde vişne reçeli yapıldığı bir gün, beyaz gömleğine vişne damlatır. O günün kötü hatırası içine oturur ve 1965'te yayımlanan Bıldırcın Yağmuru kitabındaki 'Vişne Lekesi' şiirinde karşımıza çıkar: "Anamın ilk tokadı / Yaradana ilk kinim / Kendime ilk inancım / O meşhur reçel günü"...
Sabah Cumartesi'de bahsettiğimiz 'İşte Benim Zeki Müren' sergisinde (Yapı Kredi Kültür Merkezi, Beyoğlu) ve onun şubesi/yavrusu sayılabilecek 'Mora Bayılırdım' sergisinde (CKM, Caddebostan) yeme içmeye dair tatlı detaylar da var. 1963'de çekilen Bahçevan filminde terazisinde muhtelif yeşillik tartan zerzevatçı Zeki Müren, 1967'de Ajda ve Semiramis Pekkan'la doğum günü pastası kesiyor...
Ama en tatlısı Müren Kokteyl!
Şöyle anlatıyor Zeki Müren: "Efendim, önümüzde bayram ve yılbaşı gibi tatlı günler var. Ve de kış yavaş yavaş yaklaşmakta. Mutlu yuvalarımızda rahat rahat ılık oturduğumuz geceleri bendenizin buluşu olan tatlı bir içki ile süslemek istersiniz diye düşündüm ve sizlere Müren Kokteyl'in tarifini yapmak istedim.
Bakınız, deneyiniz, hem çok kolay, hem de çok nefis oluyor.
On tane kalın kabuklu limonun kabuklarını tertemiz, hatta hiç kullanılmamış bir rendenin orta delikli kısmından güzelce rendeleyip bir komposto tabağına koyacağız. Sonra limonları iyice sıkıp suyunu bu rendelenmiş kabukların üstüne dökeceğiz. Buna bir su bardağı toz şeker ilave edip karıştıracağız. Şimdi sıra önemli kısımda.
İçkiyi içebilme dozuna göre bir şişe konyak ve bir şişe votkayı beraberce bu kaba dolduracağız. Buz parçalarını da kaba ilave edip bir saat bekleteceğiz. Rendelenen limon kabukları biraz şişip üste çıkacaklar.
Esasen bütün mesele bu içkinin mezesiz içilişinde efendim. Her bardağa içkiden doldururken bir kaşıkta limonu, şekeri, votkayı, konyağı emip şişen o özel esanslı kabuklar ağzın içine o kadar güzel bir rayiha ve ferahlık verecek ki, yanında başka bir mezeye lüzum kalmayacak. Bu değişik içkiyi içenler bana hak verecekler.
Apayrı bir, sarhoşluk değil de, 'birhoşluk' hissedecekler.
Yalnız, pek fazla kaçırmamak lazım. Bir limonata bardağı, haydi bilemediniz iki bardak, o gece size bütün dertlerinizi unutturup tatlı hülyalar ve renkli rüyalar getirecek. Tekrar arzetmeyi faydalı bulacağım. Rendenin soğan kokmamasına çok dikkat etmek gerek."
Çok! Ey kafeler, lokantalar! Çayın, sodanın yanında getirdiğiniz limon dilimini kestiğiniz bıçak var ya o bıçak... N'olur Zeki Müren'e kulak verin!

26 KASIM ÇARŞAMBA

Zeytinyağı ve trüf gecesi
Zeytinin kekikle, acı biberle, sarmısakla beraber sıkıldığı nefis zeytinyağları var. Mandalinayla birlikte sıkılan; keke, bir de kerevize çok yakışıyor. Ama favorim, her zamanki gibi Edremit Körfezi'nden, en yeni üretim olan erken hasat... Rengin Suar yıllarca bambaşka alanlarda (reklamcılık, halkla ilişkiler, siyaset danışmanlığı) kariyer yaptıktan sonra, kendini zeytinyağı işine adayan biri. Güzel bir kadın; aynı zamanda da titiz, özenli, detaycı, takipçi... Zeytin ağacı da fabrikası da yok. Edremit Körfezi Bölgesi'nden en beğendiği malları seçiyor, Emre Senan'ın tasarladığı görsellikle bize sunuyor. Bu son bebeği olan erken hasatla da iftihar ediyor. Taneleri yere değmeden toplanmış. Soğuk sıkım tekniğiyle işlenmiş. Tek bir bölgenin zeytini sıkılarak elde edilmiş. Filtre edilmeden dolumu yapılmış. Lezzetinin yanında antioksidan gücünü de koruyarak üretilmiş. Çarşamba akşamı Rengin Suar evini açtı, ünlü şef Carlo Bernardini de mutfağa girdi ve evsahibesinin adını taşıyan zeytinyağlarıyla trüf menüsü hazırladı. Yeme içmeye meraklı hoşsohbet insanların bir araya geldiği çok keyifli ve haliyle pek lezzetli bir davetti. Şimdi nispet yapar gibi şu da şöyleydi, bu da böyleydi demenin âlemi yok. Şu kadarını söyleyeyim: İyi bir zeytinyağı + Trüf mantarı = Cennet bu olsa gerek.

27 KASIM PERŞEMBE


Mutfakta yaratıcılık bu fuarda!
27-29 Kasım'da İstanbul Kongre Merkezi'nde hareket, bereket, lezzet vardı. Daha ziyade mutfak profesyonellerine yönelik olan; restoran, otel ve yeme-içme sektörünün buluşması diyebileceğimiz Sirha İstanbul fuarı, Omnivore ile gastronomi meraklılarına da hitap ediyordu.
Omnivore, hem et hem ot yiyerek beslenen bir canlı olmasının yanı sıra, Fransa orijinli bir modern global mutfak organizasyonu.
Fikir babası Luc Dubanchet diyor ki, "Omnivore Dünya Turu'nu ilk global mutfak festivali olarak görüyorum. Dünya genelinde birçok şehirde farklı etkinliklerle kutlanacak.
Uluslararası şefler mutfaktaki hünerlerini sergileyerek yerli şeflere ilham verecek, yeni metotları deneyecek, diğer kültürlerle bir araya gelecek."
Bu minvalde çeşitli demolar vardı İstanbul Kongre Merkezi'nde. Didem Şenol'dan (Lokanta Maya) Kaan Sakarya ve Aylin Yazıcıoğlu'na (Nicole), Murat Artukmaç'tan (Mikla) Üryan Doğmuş ve Cihan Kıpçak'a (Gile) vasata prim vermeyen şefler maharetlerini gösterdi.
Alaçatı'daki Alancha'dan bildiğimiz Kemal Demirasal'la Antwerpen'deki Veranda'dan Davy Schellemans, hünerlerini moda tabirle bir 'pop up dinner'da, bu ay başı açılan Neolokal'de birleştirdiler.
Böyle böyle etkinlikler...
Lafı Luc Dubanchet bağlasın: "Günümüzde mutfak hiç olmadığı kadar küresel bir deneyim haline geldi" diyor. Doğru diyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.