YAZARA MAİL GÖNDER Uşak-Cape Town hattı

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

AIDS'ten ölenlerin battaniye ile gömüldüğü Güney Afrika'yı pazara dönüştüren Uşaklı 'battaniye imparatoru', 2000'li yılların başından, tutuklandığı 2015'e kadar FETÖ'nün Uşak-Cape Town hattındaki örgütsel faaliyetlerini yönetti.

Hazım Sesli adlı bu FETÖ yöneticisi; talimatları, uzun yıllar örgütün Milli İstihbarat Teşkilatı imamlığını yapan Sinan kod adlı Murat Karabulut'tan alıyordu. Bu o kadar öyleydi ki, Ekim 2013'teki bir telefon görüşmesinde dönemin Uşak Valisi'nin eşinin başörtüsü takmasının uygun olup olmayacağını bile Karabulut'a sormuş ve ondan "Uygun değil," yanıtını almıştı.

Bu bilgiler devletin resmi belgelerine, Uşak İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan fezleke ile Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianameye girdi.

FETÖ'nün kalelerinden biri olan Uşak'ta geçtiğimiz hafta iki gün geçirdim ve örgütün yerelden küresele, Anadolu'dan Afrika'ya uzanan faaliyetlerinin izini sürdüm. Uşak, Türkiye'deki battaniye üretiminin yüzde 98'ini gerçekleştiren bir şehir. Dünya pazarında da çok etkili.

Kentte zaman zaman ekonomik durgunluk olsa da, yakın geçmişe kadar cebirle tahsil edilen FETÖ himmetleri artık alınamadığı için küçük ve orta ölçekli işletmeler ile esnaf şu sıralar rahat. Bu durumu "Neyse ki ikinci vergilendirme yok," sözleriyle ifade ediyorlar.

FETÖ'nün önemli finans merkezlerinden Uşak, Güney Afrika'nın yanı sıra Mağrip bölgesinde Fas'ı ve Orta Asya'da Kazakistan'ı besliyor âdeta. Kentten bu üç ülkeye doğru büyük montanlı para hareketleri tespit edilmiş.

Bu ülkelerden Güney Afrika özellikle önemli. Çünkü Türkiye ile suçluların iadesi anlaşması da olmadığı için FETÖ açısından çok cazip bir yer. Boşuna değil, Hazım Sesli'nin örgüt lideri Fetullah Gülen'in ABD'den Güney Afrika'ya yerleşmesini sağlamak maksadıyla Güney Afrika yetkilileri ile görüşmeler yapması. Bu görüşmelerin gerçekleştirildiği belgelerde yazıyor.

Ayrıca Sesli'nin Gülen için Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde malikâne hazırladığı da biliniyor. Güney Afrika, FETÖ'nün sadece siyasi sebeplerle değil, ekonomik maksatlarla da yöneldiği bir ülke. FETÖ, illegal yollarla elde ettiği devasa finans gücünü, başta elmas ve altın olmak üzere kıymetli madenleriyle meşhur Güney Afrika'da etkinleşmek için kullandı, kullanıyor.

Bu noktada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Çarşamba günü İstanbul'da Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nun açılışında Afrika ülkelerini FETÖ konusunda uyardığını da hatırlatalım.

MİT İMAMININ DERİN İLİŞKİLERİ

Hazım Sesli, Nevşehir asıllı bir Uşaklı. Gülen'in, kendi el yazısı ile "Hamili kart yakınımdır" kabilinden kısa bir referans mektubu vereceği kadar örgüt yönetimiyle iltisaklı. Sesli, FETÖ'nün Güney Afrika bağlantısını sağlayan isimlerin başında geliyor.

Hazım Sesli, örgütün ekonomik anlamdaki faaliyetleri bağlamında Akın İpek'in, bürokratik anlamdaki faaliyetleri bağlamında ise Murat Karabulut'un yardımcısı. Tıpkı bir üst yöneticisi Karabulut gibi sık sık yurtdışına gitmiş bir isim Sesli. 2003-2014 yıllarında toplam 48 yurtdışı seyahati var.

Karabulut'un ise toplam 77 tane yurtdışı giriş-çıkış kaydı bulunuyor. Son çıkışı 4 Şubat 2014'te tek yönlü biletle... Örgüt için çemberin daralmaya başladığı ilk dönemlerde firar etti.

Karabulut Türkiye'de iken MİT ve bürokrasi imamlığını yürütüyordu. Örgütün, Uşak'a 60 kilometre mesafede bulunan Gediz doğumlu iki numaralı ismi Mustafa Özcan'a bağlı çalışıyordu. Hazım Sesli de Karabulut üzerinden Özcan'ın talimatlarını alıp yerine getiriyordu.

ÖRGÜT PARALARINI AKLADILAR

Hazım Sesli'nin Murat Karabulut ile örgütün hem siyasi, hem de ekonomik faaliyetlerinde sıkı bağlantısı var. Sonuna kadar inkâr politikası güden Sesli de emniyet, savcılık ifadesinde ve mahkemede Karabulut'la ilişkisini yalanlıyor.

Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) raporuna göre Karabulut'a yaptığı 24 Ocak 2007 tarihli 26 bin 610 TL tutarındaki EFT'yi izah edemiyor. Yine kendisinin hissedarı olduğu Sesli Tekstil'den Karabulut'un hissedarı olduğu Can Gıda ve Kozmetik'e yapılan 28 bin 834 TL'lik transferi de... Savcılık ise bu 'maddi' ilişkiyi, "Para transferlerinin, örgütün suç gelirlerini aklama faaliyetleri olduğu değerlendirilmiştir" şeklinde yorumluyor.

Sesli, 5 Ekim 2015'te Uşak Emniyet Müdürlüğü'nce alınan ifadesinde Murat Karabulut ile ilişkisine dair soruya şu yanıtı veriyor:

"Murat Karabulut isimli şahıs benim Özbekistan'da bir dönem iş ortağım olan aslen Sakaryalı olduğunu bildiğim Ömer Yılmaz isimli şahsın damadı olur. Kendisini buradan tanırım. Bu şahsın ne iş yaptığını bilmiyorum. Çok bir samimiyetim yoktur."

Hep aynı taktik: Sonuna kadar inkâr. Sesli, yine Uşaklı olan örgütün İsrail imamı Harun Tokak ile ilişkisini de 'Battaniye taleplerini karşılama'dan ibaretmiş gibi göstermeye çalışıyor. Adil Öksüz ve Kemal Batmaz'ın 'tarla' yalanına sarılması gibi Sesli de 'battaniye'ye sarılıyor!

Soruşturmada bilgisine başvurulan Asım Kalelioğlu, örgütün Güney Afrika bağlantısına ilişkin önemli bir bilgi veriyor. Şu satırlar iddianameden:

"Asım Kalelioğlu, 2011 yılından önce Hazım Sesli ve Cemalettin Baştuğ isimli şahısların yanına gelerek kendisinden Güney Afrika'da bulunan Fetullah Gülen cemaatinin okuluna 14 bin ABD doları himmet yardımında bulunmasını istediklerini, kendisinin bunu yapmayacağını söylediğini, akabinde 2011 yılında Hazım Sesli'nin cemaat adına milletvekili adayı olduğunu, kendisinin cemaatin siyasette olmasını istemediğini beyan ederek Hazım Sesli'nin milletvekilliğini desteklemediğini, bunun üzerine hakkında cemaat tarafından asılsız bir ihbar yapılarak yapıya mensup olduğunu bildiği Maliye Müfettişlerince işyerinde 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet ettiği gerekçesi ile kolluk kuvvetlerinin de katılımı sağlanmak suretiyle, henüz vergi suçu tespiti yapılmadan kendisinin vergi kaçakçısı muamelesine tabi tutularak operasyon düzenlettirdiklerini anlatmıştır."

FETÖ Uşak iddianamesinde Murat Karabulut'un örgütsel faaliyetleri de şöyle anlatılıyor:

"MİT sorumlusu sivil imam, doğrudan Türkiye imamına (Mustafa Özcan. F. Ü.) bağlı olarak faaliyet yürütmektedir. Fetullah Gülen, ülke genelinde tüm kontrolü elinde tutabilmek için MİT'ten gelecek bilgilerin çok önemli olduğu bilmektedir. Bu nedenle örgüt, MİT gibi kritik kurumlarda kadrolaşmaya önem vermektedir.

Karabulut'un MİT'in yanı sıra bürokrasiden sorumlu imam olarak faaliyet gösterdiği, Dr. Sinan kod adını kullandığı, halen örgütün Asya İmamı olarak faaliyette bulunduğu, yurt dışında kaçak olduğu,

örgüt yöneticileri arasındaki görüşmelerde şirket tabiri ile kast olunanın MİT olduğu ve MİT'in, örgütün yuvalandığı Pensilvanya'ya bazı elemanlar gönderdiği bilgisinin verildiği anlaşılmıştır."

Uşak ile ilgili bir başka önemli ayrıntı da şu: Hazım Sesli, tekstil sektörünün önemli isimlerinden olan ve FETÖ karşıtlığıyla bilinen işadamı Orhan Erdoğmuş'un 2006'da öldürülmesinden sonra rakibinin devre dışı kalmasıyla ticari faaliyetlerine hız vermiş bir FETÖ finansörü. Kentte Orhan Erdoğmuş'un ölümünden sonra Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Güçlendirme Vakfı'na bağışlamayı planladığı malvarlığına FETÖ'nün gayrimeşru yöntemlerle konduğu dile getiriliyor.

TURUNCU KODLU 'BYLOCK'ÇU

Uşak küçük bir il olmasına rağmen kentte 300 FETÖ tutuklusu, 3 bin de şüphelisi var. Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Uşak'ta da ByLock kullandığı tespit edilen örgüt üyeleriyle ilgili adli işlemler yapıldı, yapılıyor. Mesela turuncu kodlu bir ByLock kullanıcısı ile ilgili yapılmış işlemin belgesini gördüm. Ancak yetkililer, Uşak'taki FETÖ operasyonlarında ByLock kullanımını diğer delillerle destekleyerek işlem yaptıklarını söylediler.

Örgüt, 2011'de yolları AK Parti'yle ve devletle ayrılmaya başlayınca ilk olarak Uşak'ta 'diyalog imamları' adlı bir yapılanma oluşturmuş. Bu imamlar, toplumun ideolojik, etnik ve mezhebi açıdan farklı kesimleriyle temas kurarak onları devlete karşı savaşlarında yanlarına çekme stratejisi gütmüş. Uşak Emniyeti'nin uyarıları üzerine İzmir Emniyet Müdürlüğü, kentte İZDİM adı verilen diyalog yapılanmasını çökerten bir operasyona imza atmış. İZDİM, himmet paralarıyla Vatikan'dan papazları getirip Efes'te hacı yaptıran bir yapılanma.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra Uşak'tan 14 FETÖ'cü hâkim ve savcıyı ihraç etti. Bunlar arasında Balyoz mahkemesinde başkanlık yapan Ömer Diken ile adliyeye 15 Temmuz'dan önce çok sayıda tabanca sokan savcı İlker Çetin de var. Şimdi her ikisi de tutuklu. Çetin'in evinde 22 tabanca, bir pompalı tüfek ve 34 mermi bulundu. 2012'de Tunceli Ovacık Başsavcısı Murat Uzun'un terör saldırısında öldürülmesi üzerine savcıların kolay silah temin etmesini sağlayan yasal düzenlemeden yararlanan bu FETÖ'cü savcının, aldığı silahları 15 Temmuz'da bir çatışma ihtimaline binaen adliyeye getirdiği belirtiliyor.

MAHKEMEDE ŞAŞAN FETÖ'CÜ

15 Temmuz'dan sonra militanları kısmen çözülen ve itiraflarda bulunan FETÖ'nün şu sıralar örgüt üyelerini 'Omerta Yasası'yla susturduğu gözlemleniyor. Mesela darbede rol alan bir istihbaratçı subay Uşak'ta önce Etkin Pişmanlık'tan yararlanıp Emniyet'e epey bilgi vermiş ve adli kontrolle serbest bırakılmış. Ancak sonra 'Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar' misali hâkim karşısına çıkınca susmuş. Bunun üzerine tekrar tutuklanmış. Ve tıpkı Adil Öksüz'le birlikte hareket ettiği delilleriyle tespit edilen Kemal Batmaz gibi adli makamlara bilgi verme konusunda hâlâ direniyor.

Kemal Batmaz, 16 Temmuz'da gözaltına alınmış bir isim. Ama Ankara Başsavcılığı bu ismin önemini Adil Öksüz'ün 2016'daki ABD seyahatlerini araştırınca keşfetmiş. Adil Öksüz'le birlikte uçmuş dört bin kişilik yolcu listesini altıya kadar düşürmüş ve sonra Kemal Batmaz ismine ulaşmış. Akıncılar Üssü'nde görüntülerine rastlanınca da Batmaz'ın darbedeki rolü deşifre edilmiş. Batmaz, Etkin Pişmanlık'tan yararlanırsa örgütün 15 Temmuz kalkışmasının şifreleri büyük oranda çözülebilecek.

Örgüt yöneticileri şu sıralar o klişe taktiği kullanıyor: Sonuna kadar inkâr. Bunu yaparken yine, yeniden bir örgütsel motivasyonla hareket ediyorlar. Son motivasyon şifresi de Kasım ayı. ABD seçimlerinden sonra, kim gelirse gelsin muhtemelen yine, yeniden hüsrana uğrayacaklar. Gülen daha şimdiden valizini toplama hazırlıkları yapıyor bile. Gidebileceği ülkeler arasında en kuvvetli adaylardan biri Güney Afrika. Uşak'tan Cape Town'a ve Johannesburg'a uzanan köprüyü boşuna kurmadılar. Ne var ki, Gülen dünyanın neresine giderse gitsin, hiçbir yerde Pensilvanya Saylorsburg'daki kadar güvende olmayacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.