YAZARA MAİL GÖNDER Herkes kendine âşık

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Sokaklarda dolaşıyorsunuz, hep aynı manzara:
Görüntü yakalamaya çalışan birileri. Ellerinde bir cep telefonu sadece çevrelerinde gördüklerini değil, bilhassa kendilerini görselleştirmek istiyorlar.
Ya telefonu başkalarına verip resim aldırtıyorlar ya da kamerayla oynayıp telefonu kendilerinden biraz uzaklaştırıp, sonunda ortaya bir ucube çıkacağını bile bile, kendi fotoğraflarını çekiyorlar.
Gerçekten öyle: Kendilerini görmek, o anın içinde kendilerini dondurmak için o çirkin görüntülerine bile katlanıyorlar. O kadar mesafeden çekilmiş resimden ne hayır gelir?
Her şey o kadarla kalsa iyi. Yetmiyor.
Kısa bir süre sonra diğer elektronik aletlerin başına geçiyor ve bu defa çektikleri o görüntüleri başkalarına iletmeye başlıyorlar.
Ya doğrudan yolluyor ya da Facebook gibi açık alanlara koyuyorlar. Sürekli olarak kendini teşhir etme çabası var herkeste.
Mahremiyet kavramı kaybolmuş durumda.
Asistanımdan rica ettim, gitti, çalıştı, Facebook'ta sergilenen neredeyse pornografik (haydi erotik diyebileceklerimi bir yana bırakalım) resimlerden bir seçki yapıp getirdi. O kadar uzağa gitmeye de gerek yok. O mecralarda yayınlanan resimlerin büyük bir çoğunluğu her düzeyde ve çeşitte bir mahremiyetin ihlaline dayanıyor. Kaldı ki, beterin beteri de söz konusu. Birçok site var, Türkiye dışında, insanlar o sitelerde cinsel yaşamlarını sergiliyor, 'canlı' görüntülerle.
Bütün bunlara teşhircilik demeyip de ne diyeceksiniz?

***
"Böyle bir noktaya nasıl geldik?" derseniz onun yanıtı da hazır: Narsisizm. İnsanların kendilerine duydukları büyük aşk.
Bütün bunlar "Ben varım" demekten ibaret. 21. yüzyıl tam manasıyla bir narsisizm çağı olarak açıldı, şimdi de saçılıyor. Bu o kadar böyle ki, kendi hüsnüne meftun insanlardır, avuç avuç paralar döküp o 'marka' çantaları, ayakkabıları, mendil kadar gömlekleri alanlar. Neticede estetik, kalite falan kimsenin gözünde değil. Mesele şu veya bu markanın hazırladığı o fahiş fiyatı 'kendisi için', kendisini ona layık gördüğü için vermektir.
Her teşhirci, büyük ölçüde narsisisttir. İkisi arasında tam manasıyla bir etkileşim vardır.
Bugünkü dünyanın realitesi de bu noktada teşekkül ediyor:
Öz hayranlığının git gide teşhirciliğe dönüşmesi.
***
Freud, 20. yüzyılın bir histeri çağı olduğunu söylemişti. Fakat Freud, o büyük dehasına rağmen depresyonu bugünkü manasında bilmiyordu. Geldiği kültürel köken ona sadece melankoliyi tanımlama olanağı veriyordu. Oysa 21. yüzyılda narsisizmi doğuran en önemli faktör depresyondur.
Bu çağın insanları büyük bir tatminsizlik içinde yaşayarak düşüyor depresyona.
Bunun önde gelen nedeni yalnızlık ve aşırı bireysellik. Yabancılaşmaya yol açacak kertede bir bireysellik bu. Kendine duyduğu aşk nedeniyle başkasını beğenmeyen biri yalnızlaşmayıp da ne yapacak?
İnsanları sokaklarda ha bire kendi fotoğraflarını çeker ve şöyle metroda, otobüste giderken onlara bakar gördüğümde ne yalan söyleyeyim içimi bir hüzün kaplıyor.
Kendisinden başka düşünecek, kendisinden başka sevecek bir şey bulmayan zavallı, çaresiz, umutsuz insanlar. Ha buna, o narsisizmin getirdiği küstahlıkları, terbiyesizlikleri, taşkınlıkları da ekleyebilirsiniz.
Siz siz olun, cep telefonuyla fotoğraf çekerken, kendi fotoğrafınızı çektirirken bir daha düşünün; belki de çok tehlikeli bir yolun başında duruyorsunuzdur!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.