YAZARA MAİL GÖNDER Oscar'a doludizgin

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Youth çok güzel, çok zevkli bir film. Ama bir o kadar da hüzünlü, kederli, elemli, hicranlı, melalli. O yitip giden hayata, yitirilen estetiğe, kısırlaşmış, körelmiş, kireçleşmiş yaratıcılığa bir ağıt

28 Ocak 2016

Bu köşeyi izleyenler Oscar adayı filmleri izlediğimi biliyor. Bu hafta üç film gördüm. Joy için bir şey söyleyemem. Sonunda bir kadın başarısı filmi.
Umut dolu, iyimser.
Ama fazla bir derinliği ve boyutu yok.
Robert de Niro da kurtaramamış filmi. Gelelim diğerlerine. Youth çok güzel, çok zevkli bir film. Ama bir o kadar da hüzünlü, kederli, elemli, hicranlı, gamlı, melalli.
Paolo Sorrentino'un diğer iki filmi This Must Be the Place ve The Great Beauty, hele bu, hele bu, unutulmaz filmlerdi.
Müthiş estetik, hayatı güzellikle bir tutan ve ölçen bir yanı var Sorrentino'nun. Youth da o yitip giden hayata, yitirilen estetiğe, kısırlaşmış, körelmiş, kireçleşmiş yaratıcılığa bir ağıt. Sevgili Leyla Alaton'un uyarısından sonra izledim ve yer yer sarksa da çok sevdim.
Bu konu, yitip giden yaşlılığın özlemle yüklü duyarlılığı, çok işlendi. Youth ona yeni bir boyut katıyor mu, evet! Özellikle Jane Fonda muhteşem eprimişliği ve yenilediği bedeniyle sahneye girdikten sonra her şey değişiyor.
Yılın en duyarlı filmlerinden biri. (Ah neydi o This is Where I Leave You/Seni Terk Ettiğim Gün'deki Fonda... Ayrıca film de müthişti...) Spotlight için hiçbir şey söylemem. Kurmaca değil, bir belgesel, bana göre. Öyle! Ama dünyanın en sarsıcı bir konusunu ele almış, iki saat harıl harıl işliyor. Amerikan demokrasisi, haber alma özgürlüğü, basın etiği, gerçeğin karşısında en güçlü kurumların bile eriyeceğinin müthiş bir öyküsü. Bu arada bir kere daha öğreniyoruz ki, Batı dünyasını idare eden Vatikan'dır.
Ne yapar Oscar'da bilemem ama şimdiden 'basın sinemacılığı' alanında bir klasik olduğu kesin.
Ve nihayet Carol! Bekliyordum onu. Yıllar önce ilk kez nasıl tanıştığımız anlattığım vazgeçilmez yazarım Patricia Highsmith'in otobiyografik romanından yapılmış bir lezbiyen kadının genç bir kızla 'gizli-açık' öyküsünü anlatan Carol o kadar da iyi bir film değil. Gene de ben dönem filmlerini sevdiğim için hoşuma gitti. kitaptaki sosyal gerilim filmde yitip gitmiş.
Fakat Cate Blanchett her zamanki gibi müthiş.
Herhalde yaşayan en büyük oyunculardan. Zaten Oscar'a da o aday gösterildi.
Bakalım hangisi kazanacak...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.