YAZARA MAİL GÖNDER Edebiyatın önemli mecrası

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Her zaman yazmışımdır. Benim için kentli olmanın, hiç sevmediğim halde söyleyeyim, 'modern' olmanın ve yaşadığını hissetmenin önemli araçlarındandır dergiler.
Dergileri artık eskisi kadar okuyamadığım bir gerçek. Ama geçenlerde, son olarak hangi kitapları okudunuz falan gibi bir soruya cevap veren Toni Morrison'un bir düşüncesine rastladım ki, çok ilginç geldi.
Morrison, kitabı gidip, karıştırıp satın almak, başucunda veya masanın üstünde, gözünün önünde tutmak da bir tür okumaktır diyor. Ne kadar doğru!
Kütüphaneye gitmek, rafların arasında dolaşmak (Amerikan kütüphaneleri böyledir. Fransız kütüphaneleri de bizdeki gibi eski usul kitabı size getirirler) aynı şey değil mi?
Niye gidiyoruz kitapçılara? Bu nedenle sonuna kadar okuyamasam da bu her ay bir sürü dergi almadığım anlamına gelmez. Zaten kültür dergileri dışındakiler seyirliktir. 'Modern' olması da oradan kaynaklanır. Ortak, kentli, 'monden' bir duyarlılık üretmek içindir dergiler.
Artık Türkçede o derecede güçlü dergiler yok. Dergi sayısı artıyor, elbette. Ama bu yerleşik kalıcı dergiler demek değildir. Yazılı ve basılı kültürün sonuna geldiğimiz, blogların, web sayfalarının hayatımızı her gün biraz daha işgal ettiği bir dönemde işin böyle olması kaçınılmazdır.
Gene de her ay aldığım Türkçe, İngilizce, Fransızca dergilerden vazgeçmem. Bunu söylemişken hemen şu yukarıdaki eleştirime bir açıklık getireyim: Türkçe dergilerin sorunu bence yeteri kadar güçlü ve yerleşik haftalık dergi olmamasıdır. Hiçbir zaman kendimi o kadar yakın hissetmediğim ama önemi malum Time bir yana, Fransızcada, eski tadı kalmasa bile, Nouvelle Observateur ve İngilizcede New Statesman 'bence malumdur'. Ötesi ayrı bir meseledir....
Derken, Art News Istanbul yayınlanıyor kaç zamandır. 2000'lerde 'de galericiliğe yepyeni bir soluk getiren Pilevneli ara verdikten sonra bu dergiyi çıkardı. Dergi değil, bir dergiler yığını bu.
Farklı bölümleri ayrı birer dergi olarak hazırlıyorlar. Arada bir edebiyat dergisi de vardı: IAN Edebiyat. O şimdi başlı başına bir dergi olarak çıkıyor.
IAN'un varlığı çok önemli. Türkiye'de Çağdaş Sanat: 1980-2000 isimli kitabımı yazarken yakın dönem görsel sanatlar belleğinin olmaması ne demektir bir kere daha gördüm. Bırakın arşivleri, sanatçıların kendilerinde bile yapıtlarının görüntüleri vs yok. Olmaz da.
Kimsenin öyle bir yükümlülüğü bulunmuyor. Ancak kurumlar bunları saklayabilir. Onlar da mevcut değil. IAN, bazı bölümleriyle bu boşluğu dolduruyor. Bu bölümlerle devam eden güncel sanat ortamına eleştirel katkıda bulunuyor. Bu değerlendirmeler eğer daha geliştirilirse IAN yeni bir eleştirmenler kuşağını yaratabilir. Bugünkü haliyle henüz o noktada değil.
Öte yandan piyasa bölümünü, galerilerin ele alındığı kesimi, sanatçı analizlerini çok beğeniyorum.
Bütün bu verimi gelecek için çok önemli, çok güçlü bir birikim olarak görüyorum.
Gene de şunu belirteyim, dergiler daima bir işlevle doğarlar ve bir süre sonra da işlevlerini yitirir ve kaybolurlar. En güçlüleri ise daima bir kuşak hareketi başlatanlar, bir ideoloji oluşturanlar, bir bakış açısı meydana getirenlerdir. IAN'ın da bu yönlerden bakması daha iyi olur kanısındayım.
En olumsuz yanı ise olağan dışı uzunlukta yazılar basması, üstüne üstlük o yazıların haddinden fazla küçük puntolarla dizilmesi. Demektir ki, yazıların hacmi daha da, daha da büyük. Hiç öyle düşünülmez ama bu derginin ve yazıların iddiasını engelleyen en önemli husustur.
İddia daima kısa ve özlüdür. Gücü varsa fazlasına gerek duymaz bir iddia.
Bunlar bir yana. IAN, çok önemli bir mecra. Temposunu artırırsa daha da önemli olacak.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.