YAZARA MAİL GÖNDER SOMA ya da vicdanlardaki KARADELİK

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Sermaye kâra bakar biz merhamete.
Sermaye için maliyetleri düşürmek en mühim başarı. Kapitalizmin tarihine bakarsak bunu açık seçik görürüz. İngiltere örneğinde sermaye, birkaç nesil işçinin erken yaşta, sefilce ölmesinin üstüne kurmuştur İngiliz Kapitalizmini. Robotlaşsınlar diye sırf bira ve ekmek ile besledikleri işçiler sarı-gri bir balon olarak erken yaşta öldüler.
Vahşi kapitalizmin kalbi yok yani, hırsı var! Daha çok, daha çok para, daha çok köle, daha büyük firavunlar.
Onun için İşletmeci, Koç'un Arkadaşı, çıkıp maliyetleri 140'den 24'e düşürdük diyebiliyor. Güvenlik için yaptığı yatırımlar fos çıkıyor, 500 saatlik oksijen odalarıysa fasarya.
E ne bekliyorduk ki? Özelleştirmelerin sakat yanı bu! Denetim.
Tamam da denetleyen kim? Denetimi yapan kafanın Eski Türkiye kafası olmaması lazım. Çünkü o kafa, çürümüş bir çıkar kafası, yoksulları, işçileri küçük gören, zengine ve oligarşiye boyun eğen bir kafadır. Oysa insanlarımızı yerin yedi kat altına gönderiyorsak, merhametli bir sistem ise bizim sistemimiz, eşitlikçi bir ülke kurmaya çabalıyorsak, bu zihniyeti değiştirmeliyiz.
Ocak ayında -dört ay önce- yapılan denetimden bahsetmemeliyiz mesela, her ay denetlenmeli! İşçilerin güvenliği maksimuma çıkartılmalı. Trafolar patlamamalı, öyle bir teknoloji kullanılmalı. İşletmeciler devletin yönetimindeki teknolojik "araştırma geliştirmeye" para yatırmalı. Gerçekten 500 saat direnilebilecek oksijen sığınakları olmalı. Yangın riski sıfıra yaklaşmalı. Güvenlik maksimuma çıkarılmalı. Üç kuruş ekmek parası peşindeki dağ gibi insanlarımız harcanmamalı. Onları korumalıyız, onlar ücretli köleler olmadıklarını ve korunduklarını bilmeli.
Yüreğimiz yandı, yürekler yandı, ama esas -ve her zaman- gariban ailelerin ocaklarına "kader olmayan bir kader" koyu kara bir bulut gibi indi...
Tabii kalplerini yitirmişlerin bu acıdan bir kalkışma çıkarma hesaplarını da şaşkınlıkla izliyoruz. Öyle bir kin-keşi hezeyan ki bu yalanın, kışkırtmanın, yitik aklın bini bir para!
15 yaşında denen işçinin 19 yaşında çıkması gibi iki yüzü de yürek kanatan totolojilere, "Başbakan kaçtı" diye bağıran kuyruk acılarına filan hiç girmeyeceğim. Tek bir örnek vereceğim. Mehmet Baransu şöyle bir twit attı: "Soma, Ak Partiyi seçti, bilmem anlatabiliyor muyum!..."
Gerçekten kalbini yitirmişlerin ve vicdani anlamda hükümsüz olanların ve hiçbir meşru yanı kalmayanların fecaatini izliyoruz. Belki de bunları izlemeyi artık bırakmalıyız...
Maden işçileri insanlık vicdanının kara bir deliğidir! Bu ölümüne hayatların ancak büyük felaketlerde hatırlanmasına asla ruhsat verilmemeli, madenler kapatılamayacaksa koşullarında devrim yapılmalıdır.
Bu katliamın hesabı Soma Holding'den, denetçilerden ve genel olarak bu "eski" sistemden sorulmalı. Star yazarı Cemil Ertem'in sosyal medyada paylaştığı kelimelerle yazarsak: "Tüm varlıkları ve aktifler derhal TMSF'YE devredilmeli, ortaklarının ve onların 3. Kuşağa kadar kan bağı olan yakınlarının özel mülklerine, mevduatlarına el konulmalı, imza yetkilisi müdürler tutuklanmalı..."
Turgut Özal madenleri kapatmak istedi. Herkese emekli maaşı bağlamak istedi. Sendikalar izin vermedi. Şu "sokağa çıkın" çağrısı yapan sendikaların birinin başkanı "Jaguar" arabalı Şemsi idi! Daha sonra 40 milyonluk bir mafya anlaşmazlığında vuruldu.
"Ya kapatalım ya işçilere devredelim" diyen Özal'a karşı madencileri yürüttüler, "Ankara'nın şişmanı işçi düşmanı" diye bağırttılar...
Yani mesele ne bu İttihatçı sendikacılara ne de -pür liberal insiyaklarla- safi menfaat peşinde yarışan işletmecilere teslim edilmeyecek kadar vahim...
Ama biz biliyoruz! Bu ülke bu maden facialarına dur diyecek olgunluktadır. Laf üretip zamana bırakmak yerine acil tedbirler almalı, bunu başarmalıyız...
İnsanımızı yeraltı tuzaklarında yitirmemek için daha çok gayret göstermeliyiz. Sermaye, özellikle hayatın tehlikede olduğu işlerde çok sıkı denetlenmeli.
Menfaatle, merhamet kafa kafaya geldiğinde biz, rahmetini merhametin göbeğinde bulan bir dinin mensubu olarak taraflıyız! İnsana, "halifem" diyen bir Allah'ımız var bizim!
Halifeler öldü o karadelikte, bunu unutamayız...
Kafasına göre takılan bir kâr hırsına onay yoktur bizde.
Kapitalizmi başıboş, destursuz bırakamayız...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.