YAZARA MAİL GÖNDER İran-Suud gerginliği mezhepsel bir çatışma mı?

YAZARLAR / Perspektif Yazarları

2016'nın ilk günlerinde, Suudi Arabistan'ın aralarında Şii din adamı Nimr Bakır El-Nimr'in de bulunduğu 47 kişiyi "terör suçları"ndan idam ettiği haberi, Suudi Arabistan-İran ilişkilerinin kopmasına neden olan gelişmeleri tetikledi. İki ülke arasında tansiyonun yükselmesiyle birlikte Bahreyn, Lübnan, Irak ve hatta Türkiye'de Şii ya da Caferiler El-Nimr'in idamına yönelik protesto gösterileri düzenledi. Ayrıca Bahreyn, Sudan, BAE, Kuveyt, Ürdün ve Irak gibi ülkelerden resmi açıklamalar geldi.
Kısa sürede birbiri ardına meydana gelen bu gelişmeler, iki ülke arasındaki gerilimin "Bir mezhep savaşına doğru mu gidiliyor" sorusu etrafında tartışılmasına neden oldu. İran'ın son on beş yıldır bölgedeki Şii nüfusu kullanarak yayılmacılık siyaseti güttüğü artık genel geçer bir kabul. Dahası, birçok ülkede Şii milisler oluşturarak söz konusu ülkelerde bir etkinlik alanı oluşturduğu da çok açık. Irak'ta Bedir Tugayları, Mehdi Ordusu, Asayib Ehlil Hak, Lübnan'da Hizbullah ve Yemen'de Husiler en çok gündeme gelenler.
Mezhep unsurunun bu görünürlüğüne rağmen mevcut gerilimi "mezhep savaşı" olarak yorumlamak, oldukça sorunlu ve tehlikeli bir yaklaşım. Çatışmayı mezhepsel bir eksene oturtmak, çatışmayı bölgenin değiştirilemez bir kaderi olarak resmetmek anlamına gelir. Ayrıca krizi bu eksen üzerinden değerlendirmek, krize yönelik çözümün yanlış mecrada aranmasına yol açar. Bununla birlikte mezhep aidiyetinin toplumsal ve siyasal düzeyde önemli bir karşılığının olduğu çok açık ve bir mezhep çatışması da mümkün. Ancak hiçbir devletin bir mezhebin temsilcisi olması gibi bir durum söz konusu olamaz. Etnik veya mezhebi aidiyetlerin güç mücadelesi denkleminde modern ulus-devletler tarafından hoyratça kullanılması bu durumu değiştirmez.
Yukarıda zikredilen ülkelerin İran ya da Suudi Arabistan lehine taraf tutması da mezhepsel değil siyasi bir cepheleşmeye işaret eder. İki ülke arasındaki gerilim ve cepheleşmeyi, tarihsel arka plan ve özellikle ABD'nin bölgeden çekilmesi ile Arap İsyanları sonucunda birkaç ülkenin otoritesinin sarsılması ile oluşan güç boşluğunu doldurma yarışını hesaba katmadan analiz etmek mümkün değildir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.