Türkiye'nin en iyi haber sitesi
YUNUS ŞAHBAZ

Devekuşu Siyaseti

Türkiye'nin yaşadığı en büyük felaketlerden birinin üzerinden henüz bir aydan fazla zaman geçti. Ancak depremin ilk gününde özellikle Kemal Kılıçdaroğlu gibi muhalif liderler bunu AK Parti ve Cumhur İttifakına saldırmak için siyasî bir fırsat olarak gördüler ve adeta ilk günden itibaren enkazların üzerinden siyaset yapmaya başladılar. 2 ay sonraki seçimlerde aday olmak isteyen ve fakat kendi tabanı ve içinde bulunduğu ittifak içerisindeki konumu bile tartışmalı bir siyasetçi için bu tavır bir yere kadar anlaşılabilir. Ancak iktidara talip olmak sadece karşı tarafın zafiyetlerinden ya da kusurlarından neşet eden bir politikayla mümkün değildir ve olamaz. Türkiye'ye dair makro bir perspektiften yoksun böyle bir siyasi vizyonun sonunda geldiği yer tekrar kendi mikro iktidar mücadelelerine dönmek olacaktır.

Nitekim ilk birkaç günlük türbülanstan sonra iktidar ve devlet deprem bölgesinde hızla kontrolü sağladı ve gelinen noktada şehirlerin ihya ve inşası için hummalı bir çalışma içerisinde. Dolayısıyla muhalefetin deprem üzerinden geliştirdiği birçok argüman da boşa çıkmış oldu. Bu duruma koşut olarak muhalefetin tekrar kendi iç gündemine ve mücadelesine dönmesi uzun sürmedi.

Psikolojik Çöküş

2 Mart Perşembe günkü Altılı Masa toplantısı ve akabinde cuma günü Meral Akşener'in masadan kalktığını deklare etmesi muhalefetin içinde bulunduğu durumu ortaya koydu. Bu süreçteki en trajik olan kısım ise Meral Hanım'ın yaptığı açıklamada hakarete varan ifadelerdir. CHP ve İYİ Parti taraftarlarının, yöneticilerinin sosyal medyadan birbirlerine söyledikleri sözler ve hakaretleri herkes gördü. Yani İYİ Parti'nin masadan kalkması sadece aritmetik bir boşluk anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda muhalefet adına psikolojik bir çöküşü de ifade ediyordu. Bu durumun herkes için bir 'kaybet-kaybet' siyaseti olduğu anlaşıldı ve masa apar topar tekrar bir araya geldi.

Toparlanma görüntüsü verilmesine rağmen muhalefet içinden bu sürece dair bir günah keçisi arayışı var. Ancak mevcut durumu tek bir siyasetçi ya da partinin tavrından ziyade genel olarak Altılı Masanın devekuşu siyasetinin tezahürü olarak okumak daha isabetli olacaktır. Zira Altılı Masadaki herkes en başından beri her şeyin farkındaydı. Özellikle son 6 aydır Kemal Kılıçdaroğlu'nun aday olmak istediği ve CHP'den kendi isminin masaya geleceği kesin gibiydi. Meral Akşener ve diğer dört lider ısrarla bu konuyu gündeme getirmemeye çalıştı. İYİ Parti dışındaki diğer dört parti milletvekili seçimlerinde CHP'ye muhtaç ve hatta mahkûm olduğu için onların tavrı bir yere kadar anlaşılabilir. Onlar severek ya da kerhen de olsa Kemal Bey'in adaylığına destek vermek durumunda idi ve nitekim de öyle oldu.

Ancak İYİ Parti ve lideri Akşener'in böyle bir zarureti yoktu. Zaman zaman Kemal Bey'in adaylığına ilişkin İYİ Parti'den olumsuz açıklamalar geldi. Ancak Meral Hanım bu açıklamaları yapan Yavuz Ağıralioğlu, Koray Aydın ve Cihan Paçacı gibi isimleri hep geri plana itti. Adeta mayınlı araziye girenleri hemen cezalandırdı. Kendisi ise bir başka partinin belediye başkanlarını zikretmekten ve siyaseten meşruluğu tartışmalı bir 'kazanacak aday' formülasyonunu dile getirmekten fazlasını yapmadı. Kemal Bey'in olası adaylığına dair sorulan soruları çoğunlukla geçiştirdi.
CHP açısından da benzer bir durum var. Her ne kadar Meral Hanım'in diğer parti kurmayları gibi ismini vererek karşı çıkmasa da Kemal Bey'in adaylığına onay vermeyeceği aşikârdı. Ya da başbakanlık yetkileriyle donatılmış tek cumhurbaşkanı yardımcılığının kendisine verilmesini talep ettiği iddia edildi. Zaten böyle bir talebin kabulü de masayı diğer 4 parti açısından anlamsız ve işlevsiz hale getirecekti. Şayet böyle bir pazarlık yapıldıysa da Kemal Bey bunu reddetti. Ayrıca Kemal Bey Meral Hanım'ın aksine, parti kurmaylarından gelen Masanın bütünlüğüne zarar veren açıklamalara karşı bir reaksiyon göstermedi. Kemal Bey'in ortak aday olmaması halinde masanın dağılacağını söyleyen Bülent Kuşoğlu gibi isimleri ne tekzip etti ne de onlara karşı bir yaptırım uyguladı.

Çelişkiler Yumağı

Mevcut durumda Kemal Bey'in adaylığı, Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlarının da cumhurbaşkanı yardımcıları olması şartıyla İYİ Parti tarafından kabul edilmiş oldu. Ancak açıklanan ortak açıklamada bu hususa işaret eden 12. Madde'nin son derece muğlak, İYİ Parti'nin taleplerini de karşılamaktan uzak olduğu aşikâr. Belediye başkanlarının ismi bile açıklanan ortak metinde geçmiyor. Nasıl ve ne zaman atanacağı da cumhurbaşkanının iradesine bağlanmış durumda. Dolayısıyla Kemal Bey'in adaylığını güçlü bir şekilde deklare etmesi en büyük kazanımı oldu. Ayrıca olası bir seçim galibiyetinden sonra hem kendi partisinden ayrılmamış olacak hem de muhtemel bir parlamenter sisteme dönüş senaryosunda da cumhurbaşkanlığı görevine devam edecek.

Meral Hanım ve İYİ Partililerin onca sert açıklama ve hakaretten sonra masaya dönmesini ilerleyen günlerde kendi seçmenine anlatırken hayli zorlanacakları kesin. Kemal Bey'in de yıllarca eleştirmesine karşılık partili cumhurbaşkanlığını bile isteye elinde tutmak istemesi de bir diğer çelişki noktası. En önemlisi ise Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerisiyle toplanan Altılı Masa gelinen noktada seçmene Güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı Sistemi vaat eder duruma geldi. Dolayısıyla Altılı Masa hem partiler özelinde, hem birbirleriyle güvenilmez ilişkileri itibarıyla hem de vaat ettikleriyle bir çelişkiler yumağına dönüştü. Bu durumun seçmene makul ve meşru bir izahı yapılarak seçim sonrasına dair bir güven oluşturup oluşturamamak Altılı Masanın en büyük sınavı olacaktır.

Altılı Masanın ortak aday belirlerken kriz yaşayacağı en başından belliydi. Ancak bu krizin bu kadar derin ve seçimlere bu kadar az bir süre kala olması, durumu kendileri adına daha trajik bir boyuta getirdi. Ayrıca olası kriz başlıkları da henüz bitmiş değil. Milletvekili ortak aday listeleri ve özellikle HDP'yle ilişkiler masanın yüzleşmesi gereken en önemli konular. Altılı Masa bu sorunları da adaylık süreci gibi devekuşu siyasetiyle çözmeye çalışırsa bunun yeni krizlere gebe olması ve bu siyasetin de seçimlerde bir hüsrana uğraması artık çok daha muhtemel.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA