Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY)

Dursun'suz 25 yıl (2)

Sora sora, yılan gibi kıvrımlı tehlikelerle dolu yolları aşarak Uzundere köyündeki evini bulmuştuk Mustafa'nın.
Mustafa, Ali Dursun'un inşaatı süren evinin ahşap işlerini yapan usta marangozuydu.
Yol sarsmıştı… Köyün orta yerindeki eski evin kapısında kocaman bir dut ağacı vardı.
Yanında da karkas halinde iki katlı beton bir bina… Bizi beklemeyen Mustafa önce şaşırsa da, sonra sevgiyle sarıldı bize.
Yorulmuştuk.
Terasa çıktık.
Arkadan baklava ve yayık ayranımız geldi…

***
Vosvos'u kadar silaha da meraklıydı Dursun.
Henüz nefes almıştık ki, Mustafa'ya, "Ne tabancan var" diye sordu.
O da, "Babamdan kalma bir 5'li mavzerim var. Ama bugüne kadar ne ben elimi sürdüm ne de bir başkasına sürdürdüm" dedi.
***
Rahmetli babası felç olmuştu meğer.
Sivri zekalının biri de "Kuvvetli bir sarsıntı geçirirse düzelir" diye akıl vermiş, onlar da babasının eline 5'li mavzeri tutuşturmuşlardı.
Adam zorla tetiği çekmiş, patlayan merminin sarsıntısından yere düşmüştü. Tabii felci düzelmemiş bir gün sonra da hayatını kaybetmişti.
Marangoz Mustafa, bu olayı anlatırken gözleri ıslanmıştı. Haliyle biz de etkilenmiştik.
***
Usta marangoz yanımızdan koşarak ayrıldı.
Az sonra naylona sarılmış bir tüfekle geldi.
Beşli şarjörde o günden kalan 4 mermi vardı… Tüfeği Ali Dursun'a uzatan Mustafa,
"Babam öleli yıllar oldu. Onun hatırasına saygıdan tüfeği asıldığı yerden şimdi indirdim. Mermilerin üçünü sen at doktor, birini de bana bırak" demişti…
***
Mavzeri eline aldı Dursun.
Önce tüfeğe baktı.
"İyi bir silahmış" dedikten sonra mavzeri havaya doğrultarak peş peşe üç el ateş etti…
Kalan tek mermiyi de Marangoz Mustafa attı…
Ardından hüngür hüngür ağladı.
Çok duygusal bir sahneydi.
Biz de ağladık…
***
Bu olayın üzerinden bir hafta geçmişti.
Kardeşim Hayri ile birlikte Of'taydık.
Nisan ayının son günleri hava sisli ve soğuktu.
Nedenini bilmediğim acayip bir sıkıntı yüreğimi sarmıştı.
Biz de suskunduk, etraf da.
***
Akşamdan beri önemli bir haber bekliyorduk.
Beklediğimiz güzel haber gelirse, ne yapacağımızı da planlamıştık… Öğleye doğru aramıştı Dursun, "Anamın rüyası çıktı geliyorum" demişti… Beklediğimiz güzel haber buydu işte.
Rüyayı aylar önce rahmetli anacığım görmüştü. O da 'Anam' derdi fistuğuma.
Hayri, "Sen sakın gelme" dedi.
Dinletemedik. "Geleceğim ve anamın elini öpeceğim" diyerek kestirip attı.
Dediğim dedikti.
Israr faydasızdı artık…
***
Randevusuna dakik olan can kardeşim o gün gelmedi, ondan sonraki günler de… Dahası hiç gelemedi Dursun'um…
Rize'den gelen bir canavar kamyon onu sevdiklerinden çok uzaklara götürmüştü.
***
Güzel anam üç kızı olan Dursun'un bir erkek evladı olacağını görmüştü rüyasında. 'Çıktı' dediği rüya buydu. Sevgili arkadaşım silaha, kemençeye, horona ve Vosvos'una hastaydı…
***
Dün ölüm yıldönümüydü Op.
Dr. Ali Dursun Hanedan'ın...
Mekanı cennet olsun. Ayşegül'üm, Pınar'ım, Gülsüm'üm ve Çağatay'ım… Sevgili babanız, güzel insandı.
Benim de can arkadaşımdı.
Anneniz Tuncer Hanım da öyledir…

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA