Türkiye'nin en iyi haber sitesi
REFİK ERDURAN

Çifte değil üçlü bayram

Yılbaşında eğlenmeniz, cenaze töreninde kederli olmanız beklenir. Oysa kimi insan eğlence ortamında yatağını özler, cenaze kaldırılırken pek bir şey hissetmediğinin farkına varıp "Niçin üzülmüyorum?" diye kendini suçlar.
Bayramlarda da âdettir: büyüklerinize saygı, küçüklerinize şefkat duyacak, hısım akraba ile ziyaret alışverişinde bulunacak, yardımseverlik vesileleri yaratacak, küstüğünüz kişilerle barışacak, kısacası melek rolüne çıkacaksınız. Ve bunları başardığınız için kendinizi kutlayıp "bayram sevinciyle dolu" olacaksınız. Huyum kurusun, depoya benzin koyar gibi siparişle sevinç dolduramıyorum gönlüme. O nedenle, bayramlarda ancak insanı mutlu edecek bir şeylerle karşılaşırsam keyifleniyor, olmazsa sürü dışında kalmışlık tedirginliği ile ters duygulara sürükleniyorum. Bereket versin bu sefer gerçekten sevindirici durumlar üst üste geldi. Ramazan Bayramı'nda din çeşnisi vardır tabii; 30 Ağustos Zaferinin kutlanmasına da "asker bayramı" gözüyle bakılır. Koşullanmışız: iki kavram arasında bir tür karşıtlık bulunduğu duygusu yerleştirilmiştir çoğumuzun içine. Sanki dindarlarımız zaferden, askerlerimiz de minareden hoşlanmazmış gibi. Tarihimiz ise tam tersinin kanıtıdır. İmparatorluk askerin Hacı Bektaş gibi velilerden aldığı güçle, caminin kılıca saldığı şevkle kuruldu, genişledi, yüzyıllarca dayandı. O iman uzantısının bugünkü silahlı kuvvetlerimizde sıfırlandığını düşünmek, darbecilik konularıyla askerin iç dünyasını karıştırmaktan kaynaklanan bir yanılgıdır. İlker Başbuğ bile savunma yaparken ordumuzun Allah Allah diye haykırarak saldırdığını söylemiyor muydu? Sivilleşirken sevgi ve saygı geleneklerini yitirmeyen toplumumuzda dün iki bayramın kucaklaşmasını seyretmek hoş oldu.

***

En katlanamadığım duygulardan biri utançtır. Düpedüz cehennemdir bir şeylerden sürekli utanarak yaşamak.
Çok şükür ailemin mazisinde -bildiğim kadarıyla- büyük bir ayıp yok ama ulusumun yakın geçmişinde var. Bugün hayatta olanların pek azı yetişti o rezilliğe. Ben içinde yaşadım. Varlık vergisi diye bilinen, ekonomimizi on yıllarca geriye atan, toplum bünyesinde açtığı yaraları kapatmaya ancak şu bayramda başlayabildiğimiz devasa alçaklıktan söz ediyorum. İkinci Dünya Savaş'ının en korkunç yıllarıydı. Nazi Almanya saldırıları sürerken kimin kazanacağı belli değildi. Bizim faşist kafalı başbakanımız Saracoğlu'nun gönlü Hitler'den yanaydı. Onun kitabını okumuş, oradan esinlenerek azınlıkları soymaya ve ezmeye karar vermişti. Tabii, Milli Şef'in izniyle. Yasa çıktı, ilan edildi ki komisyonlar kurulacak, aşırı kazanç sağladığı düşünülen kişilere kafadan değerlendirmelerle vergi salınacak. Müslimler servetlerinin sekizde birini, "dönmeler" dörtte birini, gayrimüslimler yarısını verecekler. Mühlet 15 gün. Ödeyemeyenlerin malları haczedilip apar topar satılacak. Bedeller vergiyi karşılamazsa yükümlüler çalışma kamplarına yollanacak. Öyle de yapıldı. Parası pulu olmayanlar dahil, pek çok insan borçlandı, belini doğrultamayacak duruma düştü, Aşkale'nin karlarında kazma sallarken öldü. Kurbanların hepsinin gayrimüslim olduğu sanılır. Yanlıştır. Komisyon üyeleri haraç alarak binlerce Müslimin de ciğerini söktüler.
***

Verginin kaldırılmasıyla ayıplar defterinin kapandığını düşünenler de yanılırlar. Gayrimüslim vakıflarının üstüne oturma zorbalığı değişik biçimlerde günümüze kadar sürdü. Yönetimden Devlet Baba diye söz ederiz. Kemal Tahir Devlet Ana adını takmıştı. Birçok durumda doğrusu Eşkıya Devlet Amca olabilir galiba. Düşünün. Bir yerde aile büyüğünüz gözüne kestirdiğinin ötesini berisini yürütüp torbasına dolduruyor. Beli tabancalı olduğu için kimse gık diyemiyor. Öyle bir utanç içindeydik işte. Toplum koşullanmaları, kompleksler, gizli çıkar hesapları yüzünden azınlık malları sorununun üstüne gitmek büyük siyasal yüreklilik gerektiriyordu.
Vesayetlerin kalkmasıyla o cesaretin gösterilebilmiş olması tam bir bayramlık sevinç nedenidir. Rahatladım!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA