YAZARA MAİL GÖNDER Kurt değil, kuzu uğruna

YAZARLAR

Ne bayram, ne bayram!
Sözde barışma, anlaşma, kucaklaşma günleri ya. İslam'ı insanlığa sunan Arapların topraklarında kan gövdeyi götürüyor. Artan diş gıcırtısından ezan sesi duyulmayacak.
Bizde?
"Birlik beraberlik" kutlamalarının arifesinde kapkara bir ceza bulutu çöktü ülkemizin üstüne.
Bunu söylemek kararları eleştirmek değil. Haklı mı? Dozunda mı? Usul yanlışları ve çelişkiler var mı? Uzmanlar tartışır hepsini. Önemli olan, tabloyu kuş bakışı görmek.
Hukuk ve şefkat apayrı kavramlardır. Haklı ceza almış kişinin idama gidişi de yürek burkabilir.
Hüseyin Çelik renkli adam; her duruma uygun atasözleri biliyor. "Kurda merhamet kuzuya zulümdür" dedi.
Doğru da, kurdun durumu duyguları etkiler. Eskiden kaç kuzu yemiş olursa olsun, şimdi güçten düşmüş, dişsiz ve tüysüz kalmışsa, üstelik avcıdan yediği kurşunla can çekişiyorsa, "Seni hınzır canavar" diye bir de tekme atmak gelmez içinizden.
"Duygusal davranmayalım" mı diyorsunuz? Peki, pragmatik davranalım, mantıklı düşünelim. Terörle savaşan silahlı kuvvetlerimizin içinde ve başında yıllar yılı görev yapmış bir insan terör örgütü kurup yönetmekten suçlu bulundu. Öyleyse, iki olasılıktan biri:
Ya karar haksızdır; adalet dağıtmak için devletten aylık alan yetkililer beş yıllık incelemeden sonra korkunç bir yanlış yapmışlardır. Ya da karar haklıdır; bilerek terörü destekleyen bir kişiye bütün görev yılları boyunca ülkenin başına kanlı belalar sarma fırsatı verilmiştir.
Kan donduran iki ihtimal de bir tek gerçeğin belirtisi sayılabilir: Demek ki mevcut düzen ve sistemimizde vahim aksaklıklar var.
Onları gidermenin, ayrıca en büyük ve en ivedi derdimiz olan Kürt sorununu çözmenin ilk koşulu yeni anayasayı hiç geciktirmeden hazırlamak. Bu da devletten aylık alan parlamenterlerin görevi. Ama kimilerince savsaklanmakta hâlâ.
Yani bir yanda demokrasiye ihanet suçlamasıyla birçok insana "müebbet" verilirken, öte yanda demokrasiyi uygulama görevlisi birileri demokrasiye çelme takıyor.
Bu tersliklerin yaşanabilmesinin nedeni ülkemizdeki akıl dışı kutuplaşma. Son kararlar sonucunda gerginliklerin artmasıyla o hastalık ateşinin yükselmesini önlemeliyiz.
Bereket versin yurdumuzda idam dışında hiçbir "müebbet" ceza gerçekten ebedî değildir. Toplum bünyesi ölçüsüz kırıcılıklarla zehirlenme tehlikesinde ise, düzeltmeler, hafifletmeler, affetmelerle er geç çözüm bulunur.
Gerekiyorsa, panzehir gecikmemeli.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.