YAZARA MAİL GÖNDER Çorbamız

YAZARLAR

Mutfaklarımızda hâlâ o deyim geçerli mi, bilmiyorum.
Süt, yumurta ve başka şeylerle lezzeti artırılmış çorbaya eskiden "terbiyeli" denirdi. Kıvamını bulamamış tutumlar yüzünden gitgide tadı kaçan toplumumuza baktıkça o sözü hatırlayıp hayıflanıyorum.
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik gazetecilerle konuşurken "Akıl hakkında, ruh hakkında yeterli bilgiye sahibiz ama değerlendiremiyoruz" dedi. "Aklımızın ve ruhumuzun terbiyeye ihtiyacı var."
Belli ki burada "terbiye" edepli davranış demek değil yalnızca.
Kafalara ve gönüllere hoşgörüyle, empatiyle, kültürle, durup düşünme sabrıyla uygarca bir kıvam kazandırma anlamına da geliyor.
Maalesef tam o özellik azalmakta çoğumuzda. Sonuç kimsenin kimseyi yeterince dinlemeden, hiçbir sorunu derinlemesine deşmeden bağırmaya başlamasıyla yaratılan curcunalar oluyor.
Başbakan'ın karma yurtlar üstüne ağzından çıkan tek cümle bütün medyayı ayağa kaldırdı.
Sanırsınız korkunç bir hayat tarzı depreminin arifesine gelivermiş toplum. Yarın, belki yarından da yakın, şafak sökerken çevik kuvvet ekipleri evlerimizi basıp "Kim hangi odada yatıyor ulan?" diye naralanacak...
Aynı lider aynı gün "Özel hayat teminatımız altındadır, kesinlikle karışmayız" diyor. Basınla konuşması da nadir değil, çok sık.
Hemen önüne çıkıp sorarsınız: "Efendim öteki sözünüz bununla çelişir gibi görünüyor; gerçek niyetiniz nedir?
Karışılacak mı, karışılmayacak mı?
"
Yanıtla durum netleşir.
Ha, işgüzar yetkililerden bir ikisi netleşme beklemeden yanlış uygulamalar mı başlatıyor?
Karşı görüşteki politikacısıyla, hukukçusuyla, akademisyeniyle, medya yorumcusuyla toplumdan tepki gelir; ters yola giren Temel'ler geri döner. Hep öyle olmuyor mu?
Diyelim Başbakan kızdı da ilkeli tutumunu terk kararı verdi, herkesin hayat tarzının valilerce belirlenmesini istedi. Öyle bir sonuç alınabilir mi 2013 Türkiye'sinde? Alınamaz. Ne iktidar partisi uyar o öneriye, ne ülkenin başka etkin güçleri.
Yıllardır sözümü özenle tartarak inancımın altını çizmekteyim:
Recep Tayyip Erdoğan'ı tanıyorum, izliyorum, görüyorum.
Bu insanın ne Humeyni olma amacı var, ne Hitler. Değişse de öyle bir hedefe yönelse bile ulaşması olası değildir. Günümüzün güç dengeleri yolu keser.
Ters yönde pompalanan kuşkular komplolardan kaynaklanıyor.
Asıl tehlike o tuzaklara düşmektir.
İyi niyetli kaygılarla curcunalara katılanlara seslenesim geliyor.
Kendinize güvenin yahu!
Millî marşımız bile "Korkma" diye başlıyor. Onun iki sözcüğünü değiştireyim izninizle:
Ne bu dehşet, bu telaş?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.