YAZARA MAİL GÖNDER Topbaş'ın sınavı

YAZARLAR

İstanbul'un yaz aylarında iki üç yıl öncesine kadar balkonda yemek yiyemezdik. Kara sinek saldırıları aman vermezdi. Geceleri telle korunmamış bir pencereyi dalgınlıkla aralık bıraksak uykuyu haram ederdi odalara dolan, sinir törpüsü saz çalan sivriler.
Sonra o kâbuslar kesiliverdi. Kurtuluşun kaynağını bilmiyor, kimseden de öğrenemiyordum. Önceki akşam Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın NTV'deki söyleşisini izlerken merakım giderildi. Meğer böcek belalarını defetmek için bilimsel ve sistemli çalışmalar yapılmış.
Kente başka hizmetlerinin de bilincinde olduğum başkana doğma büyüme hemşehrisi sıfatıyla bir kere daha bravo dedim.
Ancaaak...
Evet, şükranımı gölgeleyen kocaman bir ancak var. Upuzun söyleşide bir tek kere sanat, kültür, "şehrin ruhu" gibi bir söz duyulmadı.
Sordu Oğuz Haksever: "Gelecekte nasıl bir İstanbul düşünüyorsunuz?"
Başkan dünya kenti rütbesini hak etmiş bir İstanbul düşündüğünü ayrıntılarla anlattı. Sayılar, rakamlar, istatistiklerle dile getirilen pek çok olumlu ve yararlı tasarı: yollar, geçitler, köprüler, tüneller, raylar... Deniz hatları, havaalanları... Hepsi hoş, hepsi gerekli elbette. Ama dünya kenti olmak için yeterli mi?
İnsanların bir yerden bir yere "nasıl" gidecekleri kadar "niçin" gideceklerine de önem verilmeli. Yuvadan işe, işten yuvaya koşuşmak karınca yaşantısıdır. Ulaşılan yerde kişiye kişiliğini tattıracak bir şeyler varsa anlam kazanır ortam.
Dünya kenti Londra'nın adı anılınca bilinçli insanların aklına oranın metrosu Underground'dan önce Shakespeare gelir. Nedim'in, Itri'nin, Sinan'ın kenti İstanbul da insana insanlığını yaşatacak bir zenginlikle donanımlıdır.
Mimar olan Kadir Bey ustasının mirasının okkalar ve kademlerle değerlendirilemeyeceğini bilir. Kendisine emanet edilen -ve seçimde sürpriz sonuç çıkmazsa edilecek olan- kente ilişkin tasarıları yalnız mühendis ölçülerine oturmamalı.
Başka özellikleriyle bütün dünyanın yoğun ilgisini çekmeye başlayan, zor beğenir Batılı gençlerin bile "cool" ("havamıza uygun") dedikleri İstanbul'da yeterli kültürel yapı yok ama, o kesimin yetenekli ve eğitimli insan altyapısında harika gelişme var. Değerini bilirsek, olgunlaşan üzümlerimizden şampanya çıkar.
Kadir Topbaş mimarlığın şantiye komutanlığı kadar şairlik de içerdiğini hatırlayarak dikkatinin bir bölümünü o potansiyele yöneltmeli.
Yoksa Tarih Dede tarafından azarlanır "Ben sana büyükşehir başkanı olamazsın demedim, dünya kenti başkanı olamazsın dedim" diye.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.