Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERDAL ŞAFAK

Kötü haberler, iyi kıpırtılar

Hem dünya, hem de Türkiye haftaya kötü haberlerle başladı: ABD'nin otomotiv devi, bir zamanlar ülkenin gücünün simgesi olan "General Motors" iflasını ilan etmeye hazırlanıyor.
Japonya'da ekonominin 2008'in son çeyreğinde yüzde 3.3 küçüldüğü, bunun İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin en ağır krizi anlamına geldiği duyuruldu. Japon hükümeti durumun daha da kötüleşmesini önlemek için can havliyle üçüncü paketin hazırlığına başladı.
Almanya'dan İngiltere'ye, İtalya'dan Fransa'ya kadar AB'nin en önemli 10 ekonomisinin resesyona girdiği de resmen doğrulandı.
İşte bu toz duman arasında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), işsiz sayısının Kasım ayında 645 bin kişilik artışla 2 milyon 995 bin kişiye ulaştığını açıkladı. Türkiye böylece 3.3 milyon işsize sahip İspanya'yı krizin sosyal maliyetinde yakalamış oldu. İş aramayanlar ya da iş bulmaktan umudunu kesmiş olanlar, mevsimlik çalışanlar eklendiğinde İspanya'yı geride bıraktığımızı da rahatlıkla söyleyebiliriz. (Çünkü bazı iktisatçılar, örneğin Mustafa Sönmez, bu gizli işsizler hesaba katıldığında işsizlik oranının yüzde 26'ya ulaştığını iddia ediyor.)
Türkiye ayrıca ABD'nin rekorun da kırmış oldu. Dünyanın bir numaralı ekonomisinde bir ayda 598 bin kişi işini yitirdi, bizde ise 645 bin kişi. Üstelik ABD'nin verileri Ocak ayıyla Türkiye'nin ise üç ay öncesiyle ilgili. Yani Türkiye'deki 645 bin yeni işsiz, Lehman Brothers bankasının 15 Eylül 2008'de batmasının dünya ekonomisinde yol açtığı şokların sadece ilk dalgasının kurbanlarını oluşturuyor.

Yüzde 15'e kadar çıkar mı?
Bu da Aralık, Ocak ve onları izleyen aylarda sorunun çok daha vahim boyutlara dayanabileceği anlamına geliyor. Zaten TÜİK'in verilerini çeşitli TV kanallarında yorumlayan uzmanlar da işsizlik oranının resmi istatistiklerde bile yüzde 15'i görebileceğini tahmin ettiler.
Ekonominin lokomotif sektörlerinin sözcülerinin çığlıkları da bu öngörüleri doğruluyor:
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Ahmet Nakkaş, ihracatın bir numaralı kalemi olan hazır giyim ve tekstil sektörünün dibe vurduğunu bildirdi ve "Ekonomide olağanüstü hal ilan edilmesini" istedi.
Uludağ Taşıt Araçları İhracatçıları Birliği Başkanı Ferit Sürmeli, otomotivde kapasite kullanım oranının bir yılda yüzde 88.8'den 41.6'ya gerilediğini ilan etti.
Kamuoyuna pek yansımayan başka kötü gelişmeler de var: Örneğin özel bankaların sicil affını dikkate almamaları, tam tersine kredi koşullarını daha da ağırlaştırmaları (Müşterilerinin "Kredibilite" notunu 1.200'den 1.600'a çıkaranlar bile var) gibi. Örneğin büyük grupların bayilerine, servis ağlarına küçülme reçeteleri hazırlamaları gibi.

Soğukkanlılığın sırrı ne?
Bu tablo karşısında özel sektör çözümü IMF ile bir an önce anlaşmakta görüyor. Ancak Erdoğan'ın aceleye getirmeye niyeti yok:
* "IMF ile seçimden önce anlaşmak istiyoruz ama seçimden sonraya da kalırsa kıyamet kopmaz." (Sivas'taki açıklaması)
* "Şu anda IMF ile pazarlık yapıyoruz. Tutarsa tutar, tutmazsa tutmaz." (Nevşehir konuşması)
Erdoğan'ın bu soğukkanlılığı insanda "Acaba bir bildiği mi var" merakı uyandırıyor. Aslında küresel ekonomide bazı yaprak kıpırtıları başladı. İktisatçıların "İstikrarın öncü işaretleri" dedikleri bu kıpırtıların birkaçı şöyle (Not: "Le Temps" gazetesinden aktarıyoruz):
* Navlun maliyetini yansıtan ve 2008'in son çeyreğinde bin puanın altına inen "Baltic Dry" endeksi geçen hafta 2 bin puana çıktı. Bu da birçok şilebin işbaşı yapması anlamına geliyor.
* Birçok ülkede kredi muslukları açıldı. Sonuç: Çokuluslu gruplar geçen ay kredi pazarından 264 milyar dolarlık fon topladılar. (Geçen yılın son çeyreğinde bu rakam 82.9 milyar dolardı.)
* ABD'de işletmelerin sipariş endeksi "ISM" 32.9'dan (Aralık ayı) 35.6 puana (Ocak) çıktı.
* Yine ABD'de bankalararası borçlanmadaki faiz haddini gösteren üç ay vadeli dolar Libor'u geçen hafta sonunda yüzde 1.23'e geriledi. Örneğin Ekim ayında bu oran yüzde 4.82'yi görmüştü.
* Çin'de 565 milyar dolarlık ekonomiyi canlandırma paketi ilk etkilerini göstermeye başladı. Demir-çelik ithalatı bir ayda yüzde 6.2 arttı. Sadece çelikte değil, diğer hammaddelerde de Çin'in talebindeki artış nedeniyle fiyatlar yükselişe geçti.
Erdoğan "Ekonomimiz altıncı aydan itibaren büyümeye başlar" öngörüsünü bu kıpırtıların devamının geleceği umuduna dayandırıyorsa, dert değil, birkaç ay dişimizi sıkarız. Ama soğukkanlılığı sadece özgüvenden kaynaklanıyorsa, yine de özel sektörün çağrılarına kulak vermesinde fayda var.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA