Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ERDAL ŞAFAK
ERDAL ŞAFAK

M.M. haklı mı?

Başlıktaki "M.M." ile Marilyn Monroe'yu değil, Michael Moore'u kastediyoruz. Hani şu kimilerinin "İğnesi eşek arısından farksız" gördükleri, kimilerinin ise "Şok terapi" uzmanı dedikleri Amerikalı belgesel yapımcısı, senaristi, yönetmeni ve de oyuncusu...
Moore, Venedik Bienali'nde yine "Pişmiş aşa su katan" son yapıtının gösterim sürecini başlatıyor. Adı: "A love story", yani "Bir aşk öyküsü".
Konusu? Bazı iktisatçılara göre artçı şokları devam eden, bazılarına göre ise yeni bir çöküşün öncü sinyallerini gönderen küresel finansal-ekonomik kriz. Verdiği mesaj? İnsanın hep daha çok kâr isteyen finans tanrısı Hermes'in sunağına adak olarak bırakılması.
Moore'un "Bir aşk öyküsü"nü küresel kamuoyunun takdirine sunmadaki zamanlamasına doğrusu diyecek yok. Çünkü dünya ekonomisinin damdan düşmesinin; ne damı, Empire State Building'in çatısından yere çakılmasının ilk yıldönümüne denk geldi.
Geçen yıl bu günlerde atılan manşetler belleğinizde olanca tazeliğiyle duruyor olsa gerek: ABD'nin top atsan yıkılmaz diye bilinen iki gayrimenkul ipotek kredisi kurumu "Freddie Mac" ile "Fannie Mae" beyaz bayrak çekmiş, ABD hükümeti, sistemi kurtarmak için onları kamulaştırmış ve kasalarına 200 milyar dolar koymuştu. Hemen arkasından asırlık "Lehman Brothers" çınarı çökmüştü. Onu Wall Street'in en prestijli ve de en güçlü kurumları arasında gösterilen "Merrill Lynch"in hurda fiyatına "Bank of America" tarafından satın alınması izlemişti. Ve bitmeyen bir çorap söküğü süreci tetiklenmişti.
Aradan bir yıl geçti. 1929 krizi dahil geçmişteki ekonomik faciaların hiçbirine benzemeyen bu küresel finans yangınını söndürmek için devletler bankalara ve piyasalara, son rakamlara göre, 21-22 trilyon dolar para aktardılar. ABD Merkez Bankası'nın banknot matbaası hâlâ 24 saat çalışmaya devam ediyor.
Ama borsalar, bankalar ve de diğer finans çevreleri yeniden bulutların üstünde kanat çırpmaya başladılar. Bilançolar güzelleşiyor, nakit kanalları açıldı, tatlı kârlar kasalarda istifleniyor...
Ne pahasına? Cevabı krizin parlattığı iktisatçılardan Nouriel Roubini versin: "Açıklanan son istatistikler istihdam pazarındaki durumun ne ABD'de, ne de diğer ülkelerde düzelmediğini gösteriyor. ABD'de işsizlik oranı şu sıralar yüzde 9.5 dolaylarında, sonbaharda yüzde 10'a çıkacak, hatta 2010'da yüzde 11'i bile görecek. Buna yarım gün çalışanları, geçici işçileri ve iş aramaktan vazgeçenleri eklediğinizde yüzde 16.5 gibi ürkütücü bir rakam çıkıyor.

Yılbaşı partisinde Enternasyonal

Sanki Avrupa'da farklı mı? Euro bölgesinde, Temmuz ayı verilerine göre, işsizlik yüzde 9.5'i geçti geçecek. Bu, 15 milyon Avrupalının işsiz olduğu anlamına geliyor. Son 10 yılın en kötü rakamları. Tabii yüzde 9.5'e geçici işçiler, yarım gün çalışanlar ve umudunu yitirip iş aramaktan vazgeçenler dahil değil.
Böyle bir tabloda Wall Street'in (New York) ve City'nin (Londra) bencil mi bencil bankacıları, sanki hiçbir şey olmamış gibi, daha şimdiden "Yılbaşı partileri"ne hazırlanıyorlar. Yine bol sıfırlı primlerin, ikramiyelerin, "Bonus"ların havada uçuşacağı partilere.
Oysa onlar eğlenirken, bugünden yıl sonuna kadar ev sahibi olmak için kredi kullanmış 8.4 milyon Amerikalı daha işini yitirecek. Dolayısıyla borçlarını ödeyemeyecek. Ve kendi evinin kapısı önüne konulacak.
İşte Michael Moore son belgeselinde buna isyan ediyor. Ve insanları isyana çağırıyor: "Gelin, hep birlikte başkaldıralım. Temelleri çürümüş, kokuşmuş kapitalizmi bir devrimle yıkalım ve yepyeni bir sistem kuralım."
Filmden bir çarpıcı sahne aktaralım: Moore, tıpkı bir şerif gibi, "Cinayet mahalli" levhalarıyla çevrilmiş Wall Street önüne geliyor ve elindeki çuvalı göstererek megafondan son uyarıyı yapıyor: "Amerikan halkından çaldığınız parayı geri almaya geldim. Haydi... O paraları getirip şu çuvala doldurursanız, canınıza zarar gelmeyecek..."
Ne var ki, Wall Street'in şımarık ve dünya gerçeklerinden kopuk bankacılarının bu mesajı alacaklarını hiç mi hiç sanmıyoruz.
Yoksa, Moore'un filmin son sahnesinde yaptığını mı yapmalıyız? Ne mi yapıyor? "Enternasyonal"i söylüyor. Ne o, yoksa unuttunuz mu?
"Uyan artık uykudan uyan / Uyan esirler dünyası / Zulme karşı hıncımız volkan / Bu ölüm-dirim kavgası..."
Unutmayanlar, unutanlara hatırlatsın gerisini...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER