Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERDAL ŞAFAK

Üç kâbus

Türkiye'nin Suriye'yle ilgili üç "Risk senaryosu" var: 1- PKK'nın Kandil'de olduğu gibi, Suriye'de de kalıcı bir üs edinmesi. 2- Mezhebi ve etnik çatışma, yani iç savaş. 3- Ülkenin toprak bütünlüğünün parçalanması, yani Suriye'nin devletçiklere bölünmesi.
Ne yazık ki, bu senaryoların gerçekleşmesi olasılığı hızla artıyor. Hem de üçünün birden.
Ankara Haber Müdürümüz Mutlu Çölgeçen'in dün SABAH'ın manşetinde yer alan "Çukurca'da derin plan" haberinde de belirtildiği gibi, PKK, Suriye'nin Türkiye ve Irak sınırlarıyla kesişen bölgesinde, merkezi Kamışlı olmak üzere bir uç beyliği, daha doğrusu özerk bölge ilan etmeye hazırlanıyor. Ne zaman? Suriye'deki kargaşa denetimden çıkar ve iç savaşa dönüşürse.
Peki, başkaldırı iç savaş boyutlarına ulaşır mı? Baas rejimi ile muhalifler en kısa ama en kısa zamanda köklü ve kalıcı bir çözüm planında uzlaşamazlarsa, kesinlikle evet. Zaten iç savaşın ayak sesleri yaklaşmaya başladı bile. Rejime bağlı askeri birlikler ile "Özgür Suriye Ordusu"nu kuranlar arasındaki çatışmaların, ya da kanlı hesaplaşmaların bilançosuna kulak kabartmak bile bu ayak seslerini duymaya yeterli. Rejime bağlı birlikler Baas taraftarları ve subaylarının çoğunluğu, komuta kademesindekilerin de neredeyse tümü Alevi. Firar edip "Özgür Suriye Ordusu"nu kuranlar ise Sünni. Ve iki taraf da her gün onlarca kayıp veriyor.
Bir kez iç savaş ya da etnik-mezhebi çatışma yayılırsa, Suriye'nin birliğini ve bütünlüğünü korumak neredeyse imk ânsız hale gelecek.
Lübnan'daki Maruni topluluğunun ruhani lideri Patrik Bişara Butros Al-Rai, geçen hafta Fransa ve ABD'yi kapsayan bir geziye çıktı. Gezisinin son durağı olan Los Angeles'ta Suriye'nin geleceğiyle ilgili kapkara bir tablo çizdi. Bakın neler dedi Patrik Al-Rai:
"Ortadoğu'daki Müslümanlar'ın ezici çoğunluğu ılımlı. Ne var ki, çatışmalarda, hesaplaşmalarda kazananlar hep daha iyi silahlanmış, daha büyük maddi imkânlara sahip gruplar oluyor. İktidarın aşırıların eline geçmesinden kaygı duyuyorum. Öyle bir şey olursa, Suriye'de iç savaş patlak verecek. Ayrıca Aleviler'in ayrı bir devlet ilan etmeye, batılıların da bu devleti hemen tanımaya hazır olduklarını biliyorum."
PKK ve ona bağlı Suriyeli Kürtler, Kamışlı bölgesinde özerklik ilan edecekler.
Aleviler hiç kuşkusuz Tartus bölgesinde kendi devletlerini ilan edecekler...
Bu, Suriye'nin darmadağın olması demek.
"Hayır" diyor Patrik Al-Rai, "Sadece Suriye'nin dağılması değil, Arap dünyasının parçalanması sürecinin başlaması demek..."
Uzun yıllar Pentagon'un (ABD Savunma Bakanlığı) strateji geliştirme merkezinde görev yapan, emekli olunca bu çalışmalarını düşünce kuruluşlarında sürdüren bir Yarbay Ralph Peters vardı; hatırladınız mı?
Onun 2006'da ABD ordusunun gazetesinde yayınlanan, daha sonra NATO'nun bazı seminerlerinde de masaya serilen (İtalya'daki bir toplantıda da ortaya çıkarılınca Türk subayları protesto için salonu terk etmişlerdi) ünlü bir haritası da vardı; hatırladınız mı?
Peters haritasına "Kan sınırları" adını vermişti. Tezi şuydu: "Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Ortadoğu'nun sınırları etnik grupların talepleri, beklentileri, özlemleri zerrece göz önüne alınmadan, masa başında çizildi. O sınırlar şimdi bölgenin fay hatlarına dönüştü. Sürekli gerilim ve savaş üretiyorlar. Ortadoğu'ya barış getirmek için önce sınırları değiştirmek gerekli..."
Peters'in "Kan sınırları" haritası, Suriye'yi bölüyordu, Irak'ı bölüyordu, İran'ı bölüyordu, Pakistan'ı bölüyordu, Suudi Arabistan'ı bölüyordu. Ve tabii Türkiye'yi de bölüyordu.
Patrik Al-Rai'nin "Arap dünyasının parçalanması süreci başlayacak" uyarısını okuyunca, Ralp Peters'in o haritasını gözümün önüne getirdim ve önümde beliren uçurumdan başım döndü...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA