Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERDAL ŞAFAK

11'in 11'i

Gazetenin koridorlarında hüzünlü bir sessizlik hüküm sürüyordu. Dile kolay; asıl patron cezaevindeydi, kayyum patronun ise adı var, kendi yoktu.
Ve bu hüzünlü sessizlik neredeyse 11 aydır süregeliyordu. Tam tarih vermem gerekirse; 27 Ekim 2000 akşamı Etibank'la birlikte SABAH Grubu'nun TMSF'ye devredilmesinden bu yana...
Belleğim beni yanıltmıyorsa, 11 Eylül 2001 Salı günü saat 17.00'ye yaklaşıyordu. Birinci sayfa çatılmış, sıra spotları yazmaya gelmişti.
CNN International'in ekranında birden New York'taki İkiz Kuleler belirdi. Önce Kuzey Kulesi'ne bir yolcu uçağı çarptı. Saat: 16.46.30. Dehşetle izliyorduk. Çarpmadan sonra koca gökdelen yanardağdan püsküren lavlar misali yıkılmaya başlarken, bu kez Güney Kulesi'ne bir uçak olanca hızıyla çarptı. Saat: 17.02.59.
Gerisi dün gibi herkesin belleğinde...

***

27 Ekim 2000, SABAH'ın 11 Eylül'üydü.
ABD'nin saldırıya uğradığı 11 Eylül 2001'den yaklaşık 7 ay SABAH kendi 12 Eylül'ünü de yaşayacaktı. Kurucu kadronun gazeteyi yüzüstü bırakmasıyla. Dahası, kucaklarında büyüttükleri gazeteye -umutlarına ve hesaplarına göre- son ölümcül darbeyi indirmek için -sözde- rakip çıkarmalarıyla...
***

Tüm bunları tam da 11 Eylül'ün 11'inci yıldönümünde, dün sabah değerli Diş Doktorum Nihat Tanfer'in kliniğine giderken anımsadım.
Tanfer'in kliniği Teşvikiye'de.
SABAH'ın da ayakta kalmaya çalıştığı o krizli yıllarda merkezi Teşvikiye'deydi. Şimdi o yerde şık mı şık bir otel yükseliyor.
Barbaros Bulvarı'ndaki şimdiki yerimize geçtikten sonra Teşvikiye'ye çok ama çok seyrek uğradım.
Çünkü oradaki yıllarımızdan tortu olarak sadece acı, gözyaşı ve çile kaldı.
Aylarca maaş alamadığımız dönemler oldu.
Beş parasız arkadaşlarım işe gelebilmek için yemek fişlerini yol parası olarak değerlendirdiler.
Nice arkadaşım, bir süre sonra pes etti. Evinden dışarı adımını atacak parası kalmadığı için.
Kimisi de evinden atıldı. Kirayı ödeyemediği için.
***

Hepsi geldi geçti.
Ama deldi geçti.
Teşvikiye işte "Delip geçen" mekânı barındıran semt.
O yüzden hep ayaklarım geri geri gider orada.
Ama Doktor Tanfer'in hatırına bir süre sabahları işe gelmeden ilk uğrak yerim olacak Teşvikiye.
Kim bilir bu ziyaretlerle belki de "Delip geçen" anıların fiziki, psikolojik, pedagojik tedavisini de sağlamış olacağım.
Kim bilir, bu tedavi sonrası belki Teşvikiye ile de barışacağım. Kim bilir...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA