YAZARA MAİL GÖNDER Darbe ya da karşı devrim

YAZARLAR

19 Ağustos, yani dün, iki darbenin ya da karşı devrimin yıldönümüydü. Acaba pek hatırlayan var mı?
İlki, Prag İlkbaharı'nın sonunu getiren Varşova Paktı ordularının Çekoslovakya'ya müdahalesi, daha doğrusu el koymasıydı. "Güleryüzlü Sosyalizm" deneyi bu müdahaleyle kan gölünde boğuldu. O deneyin mimarı Aleksandr Dubçek etkisiz ya da zararsız hale getirildi. Yıl: 1968. 19 Ağustos 1968.
İkincisi, Soğuk Savaş'ı yitiren, dolayısıyla varlık nedeni ortadan kalkan Sovyetler Birliği'ne "Şeffaflık" ve "Yeniden Yapılanma" politikalarıyla yeni bir soluk ya da cansuyu vermeye çalışan Mihail Gorbaçov'a karşı Komünist Parti'nin en tutucu, en bağnaz kanadının kalkıştığı "Moskova Darbesi"nin yıldönümüydü. Yıl: 1991. 19 Ağustos 1991.

***
Mısır'da Muhammed Mursi'yi deviren General Abdülfettah El-Sisi darbesiyle 22 yıl önce Sovyetler Birliği'nde Gorbaçov'u Yalta'da dinlenirken deviren darbenin hemen hemen aynı senaryonun iki versiyonu olduğu söyleniyor.
En azından Rus basınında bu doğrultuda epey yorum okudum.
Acaba ne kadar doğru?

***
Bu benzerliği ya da benzemezliği araştırmak için çeşitli kaynaklara, arşivlere erişmeye çalışırken önüme bir hazine çıkmasın mı? Fransa'nın Moskova Büyükelçiliği'nin Paris'e gönderdiği diplomatik notlar, analizler, kulis bilgileri. Eşsiz bir "Darbe Günlüğü".
İnanın; John Le Carre'nin Soğuk Savaş'ta Doğu ve Batı gizli servislerinin sessiz ama derinden hesaplaşmasını konu alan casusluk romanlarına taş çıkartacak kadar heyecanlıydı.
Günlerce, gecelerce soluk soluğa okudum.
Toplam 77 sayfalık 28 bilgi notu, analiz, rapor...
Bir bölümü "Gizli" damgalı, bir bölümü ise Paris'teki Dışişleri Bakanlığı'nın yanı sıra Fransa'nın önemli ülkelerdeki misyon şeflerine de gönderilmiş. Aralarında Fransa'nın Ankara Büyükelçiliği de var.
Moskova Büyükelçiliği'nin "Darbe Günlüğü" 21 Şubat 1991'de, "Merkezi yönetimin marjinalleşmesi tehlikesi" başlıklı bir raporla başlıyor. Girişi şöyle: "Bir yakını, Başkan Gorbaçov'un son günlerdeki ruh halini şöyle anlattı: Mutsuz, huzursuz, çabuk parlayan, hiç yoktan sinirlenen, yalnız, kendini özel yaşamında bile tecrit edilmiş hisseden biri..."
Ve bir kehanetle noktalanıyor: "Merkezi yönetimin sinir uçlarını oluşturan parti, ordu, polis ve KGB bünyesindeki bazı gruplar bir darbe girişimine kalkışabilirler."
Darbeden 6 ay önce Paris'e iletilen ve Dışişleri Bakanlığı'nın "Sınırlı dağıtım yapılacak" damgası vurduğu bir kehanet bu.
Son not ise 2 Eylül 1991'in, yani darbenin çökmesinden ve darbecilerin tutuklanmasından iki hafta sonrasının tarihini taşıyor. O da bir rapor. Başlığı: "Sovyetler Birliği'nin parçalanması... Nereye kadar?"
Ve o da bir öneriyle noktalanıyor: "Siyasal dengelerin aydınlanmasını beklemeden, Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla ortaya çıkacak yeni devletlerin muhtemel elit kadrolarının çağdaş siyasal, ekonomik ve hukuki kültüre hızla ayak uydurmalarını sağlamak için 12'ler olarak hiç vakit yitirmeden bir 'Marshall Eğitim Planı' oluşturmalıyız."
12'ler? AB'nin o dönemdeki üye sayısı!
Yani, demek istiyor ki Fransa'nın Moskova Büyükelçiliği, Sovyetler Birliği sonrasının devletlerinde ortaya çıkacak nüfuz yarışına Avrupa olarak şimdiden hazırlanmalıyız.
İlginç değil mi?

***
"Darbe Günlüğü"nden bir değil, on, yirmi yazı çıkar.
Ama hiç değilse en az bir yazıyı daha ona ayıracağım. Bu hafta içinde. Bekleyin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.