YAZARA MAİL GÖNDER Puan alamazsan avantaj lafta kalır
SPOR YAZARLARI HABERLERİ

Önce Galatasaray, iki hafta sonra da Beşiktaş... İkinci hafta Trabzon deplasmanı tamamlandı, 8. hafta bittiğinde, deplasman derbilerini de arkasında bırakacak Fenerbahçe...
Fikstürün bu tavrında 'avantaj- dezavantaj' tartışmaları oldu. Puanları alamadıktan sonra havaya giden laflardır. İlk periyotta zor maçları deplasmanda oynamak, Türkiye gibi moralle doğru orantılı giden lig serüvenlerinde, aslında iyi bir şey değildir. Bir anda açılan puan farkının altında kalabilirsiniz. Seyircimedya karşınıza geçer, baskı size olmayacak işler yaptırır.
Yine sezon başı falında bu deplasmanları "avantaj" olarak yorumladım. Çünkü geçen sezona damga vuran kadro eksilmediği gibi, Diego ile de güçlendirildi. Galatasaray ve Beşiktaş oyuncu kalitesi olarak Fenerbahçe'ye yakın değillerdi. Bu grubun, bu deplasmanları yenilgisiz geçmesi demek, korkuyu rakiplerinin kalbine sokması anlamına da gelecekti. Fakat ritim korunamadı. İsmail Kartal, oyuncu grubunu elinde tutamadı. Kafasına göre hareket eden sayısında artma oldu. Yanal'ın ayrılışı sonrasındaki motivasyonla oynanan maçlar (Roma ve Süper Kupa) gibisi yaşanmadı.
Bu nedenle, bana göre avantaj olan tablo, bir anda Fenerbahçe'nin koruması gereken moral açısından final çizgisi haline geldi. "Hepsinden daha iyi" dediğimiz takım attığı gol sayısıyla bile acınacak halde.
Elbette her zaman bir "ama" vardır... Fenerbahçe'nin ki de Meireles-Emre ikilisi... Mehmet Topal'ı da kattığınız zaman, bu üçlünün müthiş bir orta saha hakimiyeti olduğunu görüyoruz. Beraber oynadıklarında rakipleri kaleye 1,5 kere anca getirtiyorlar. Ve bu üçlünün üç maçlık aradan sonra derbi ile tekrar kavuşması söz konusu...

ARENA'NIN RACONU
Derbiyi sahasında oynayan, maça da yüzde 51 favori başlar. Cumartesi gününe de Galatasaray bir adım önde başlayacak. Ancak düdük çaldıktan sonra aktörlerin suyu ne yöne akıtacağını görmeye başlayacağız. 25 Ağustos'taki Süper Kupa, 120 dakika oynandı. 110 dakikası Galatasaray'ın sahasında geçti. "Mutlak hakimiyet" dediğimiz bir oyundu. Bunu sağlayan Fenerbahçe orta sahasının performansıydı. Takımın oyuncu bazında yaşadığı sorunlarla sarsılmasının altını çizdik ama böyle bir derbide, bu kadro kazanmak adına egolarını askıya asmasını bilecektir. Bu da Fenerbahçe'ye denge getirir ve rakibin endişelenmesine neden olur. Ama Seyrantepe'de raconu orta sahalar kesecektir. Bu nedenle 25 Ağustos'a aklım gitmiyor değil...

ESKİLERE BAKMAKLA OLMAZ
Letonya beraberliği sonrasında Futbol Federasyonu'nun yaptığı açıklamayı okuyun. Hiçbir şey söylenmeden, nasıl bu kadar çok kelime kullanıldığına şaşacaksınız.
Türkiye'nin futbolda gelişmesi ve turnuvalarda devamlı olması için gerekenler yapılacak deniyor. Bugüne kadar "neden yapmadılar" söylemiyorlar... "Neyi yapacaklarını" da açıklamıyorlar. Süper Lig'in son sırasındaki takımın bile rahatlıkla yeneceği bir rakibe puan kaptırmanın hesabını vermiyorlar. "Tesadüftü" diyor Fatih Hoca, maç sonrasında. "Kalemize yarım kere bile gelmediler..." Aynı soruyu, kazandığı bir maç sonrasında, yabancı meslektaşımız sormuştu... Cevap; "Look at the tabela (Tabelaya bakalım)" olmuştu. Fatih Hoca, kendi değerlendirme çizgisinde (-ki bana göre doğru bakış açısı değil), yorumu tabelaya yaptırtırken; şimdi bahaneleri söylemeye başladı.

KENDİNİ GÖREVDEN ALDI
"Futbol direktörü bensem, çözümü de ben bulacağım"
dedi Fatih Hoca... Birden aklıma, Kasımpaşa maçı sonrasında, "Sportif direktör olarak kendimi görevden alıyorum" diyen Aykut Kocaman geldi. "27 puan kaybettim. Başarısızım" sözleriyle açıkladı durumu.

HEP AYNI SÖYLEMLER

Kendisinden önceki Abdullah Avcı'dan bu işi daha iyi yapacağına inanarak geldi bu göreve Fatih Terim. Aradan bir yıl geçti. Dördüncü aldığı takım, grubu yine dördüncü bitirdi. Üçüncünün bile katılabildiği Avrupa Şampiyonası gruplarında da üç maçta bir puan aldık, sonuncuyuz. Üçüncülük şansımız bile yok olmak üzere. Eski tavırlar, eski söylemler ve hiçbir şey anlatmayan açıklamalar ile ne milli takım, ne de Türk Futbolu hamle yapabilir. "Yeni bir şey" duymak adına, "eski gözlere" bakmak da bir şey getirmiyor.

ÇEVRESİNİ İYİ SEÇMELİ

Fatih Terim, Türkiye'nin en kariyerli ve tecrübeli teknik adamı. Bir yıldır doğruyu bulamayıp, yine çözümü kendinde arıyorsa biraz durup, düşünme zamanıdır. Çevresine, ekibine bir göz atmalı öncelikle. Kim o'nu geliştirebilir, farklılaştırabilir, doğru çözüme yönlendirebilir, seçmeli... Çözüm "doğru bakıp, doğru görenlerde" çünkü... "Ne diyecek" diye hocanın ağzına bakanlarda değil.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.