YAZARA MAİL GÖNDER Sneijder Aysal'dan talimat mı aldı!
SPOR YAZARLARI HABERLERİ

G.Saray, Terim'le başladığı sezona Mancini ile devam ediyor. Mancini ile Terim dönemini karşılaştırdığınızda, gelecek için nasıl bir G.Saray görüyorsunuz?
İlk yarıyla ilgili bütün G.Saray yorumları 'Terim ve Mancini' karşılaştırması üzerine... Herkes kendi kafasındaki doğrulara göre değil; peşin hükümlere göre keseri istediği yöne vuruyor. Şu ana kadar, tarafsız bir yorum okumadım. Aslında bu mukayeseyi yapmak için, bir takım soruların cevaplanması lazım; bir takım doğruların ortaya çıkması lazım...
Bir örnek: Terim zamanında, takıma zararlı olan ve takımı eksik oynatan Sneijder; Mancini döneminde, Avrupa'daki Sneijder oldu. Mancini sihirbaz değil; geldi, omzuna dokundu ve Sneijder'e 'Sen şimdi Süpermen oldun' demedi. Uyuyan güzeli uyandırmadı! Geçen hafta okudum; Sneijder, "Mancini beni doğru yerde oynatıyor da ondan" diyor. Terim onu serbest oynatıyordu. Sneijder'le beraber, Terim zamanındaki bir maçı seyredelim mi? Maçı da kendisi seçsin... Bakalım nerede oynamış!
Herkesin bildiği bir gerçek var: Ünal Aysal, Terim'i istemiyordu ve G.Saray'dan yok etmeye uğraşıyordu. Gücünün yetmeyeceğini de biliyordu. Yıpratması lazımdı.

AYSAL'IN BAŞARILARI SONRASI...
Terim zamanında topa vurmayan ama Mancini zamanında eski günlerine dönen Sneijder, acaba bunu bilinçli mi yaptı? Ünal Aysal'dan, böyle bir talimat mı aldı?
Bu sorunun araştırılması ve cevabının bulunması lazım. Terim dönemiyle ilgili, bir sürü soru vardı ve Terim konuşmuyordu. Hatırlarsın; ben de o zaman, "Fatih çok iyi bir G.Saraylıdır. Bu dönemde, G.Saray'ı yıpratacak laflar etmez. Günü gelince konuşur" diyordum. Fatih Terim, Ünal Aysal'ın büyük başarıları sonucunda G.Saray'dan ayrıldı ama ayrıldıktan sonra da konuşmadı. Basın toplantısı yaptı; hiçbir şey söylemedi.
Bu seneye başlayan takım, kimin eseri? Bu sorunun cevabını verecek tek kişi; Terim... Fatih Terim, ısrarlı sorulara rağmen susmaya devam ediyor.

TERİM SORULARA CEVAP VERMELİ
Fatih Terim sessizliğini sürdürürse, onu en çok destekleyen iki gazeteci de (Biri Öcal Uluç, biri ben) Aysal'a 'haksızlık ettiklerini' düşünmeye başlayacaklar.
O zaman da 'İyi ki Fatih Terim'i göndermiş ve Mancini'yi getirmiş' diyenler haklı çıkacak.
Terim, sorulara cevap verdiği gün; ben de sizin 'Terim, Mancini' sorunuza cevap verebilirim.

Şampiyonluk hayal gibi...
G.Saray, ikinci yarıda üç kulvarda yarışacak. Bu üç kulvarda, nereye kadar gidebilir?
Bence yarıştığı bir tane kulvar var; Türkiye Kupası...
F.Bahçe ile 8 puan fark, kağıt üzerinde kapanır. Ama bu federasyon, bu medya ve bu hakemler varken... O kağıttan da fazla avantajı var F.Bahçe'nin... Çok zor!
Üstelik, dediğim gibi yerli kadrosu da F.Bahçe ile mukayese edilmeyecek kadar zayıf. İyi transfer yapacak ki hiç puan kaybetmesin. Çünkü F.Bahçe'nin ikinci yarıda 9 puandan fazlasını kaybetmesi zor. Demek ki mantıken, matematik olarak; G.Saray'ın ikinci yarı bütün maçlarını kazanması lazım. Bu kadro kazanabilir mi bütün maçları?
Onun için lig bana biraz hayal gibi geliyor; Şampiyonlar Ligi, lige göre avantajlı... Çünkü bütün yabancılarını oynatabiliyor; '6+0' diye aptal bir kural yok. Ama o '6+0' aptal kuralı yüzünden, Avrupa'dan Avrupa'ya oynatabildiği için yabancılarını; onlar da kapasitelerinin onda biri ile oynuyorlar. Avrupa'da rakipler de çok zor. Onun için Avrupa'dan herhangi bir ümidim yok.

Yabancı derdi başından aşkın
G.Saray'da ilk yarıda yerli oyuncu eksikliği hissedildi ama G.Saray transfere iki yabancı alarak başladı. Hajrovic ve Telles için ne diyeceksiniz?
G.Saray'ın fena halde yerli oyuncu sıkıntısı var. Piyasadaki en iyi yerli oyunculardan olan Engin Baytar'ı gönderiyor; Tarık Çamdal'ı elinden kaçırıyor. Hamburg'tan Hakan Çalhanoğlu'nu alamıyor. Hajrovic'in amcası, Türkiye'de oturuyormuş da Türk pasaportu alacakmış da... Ölme eşeğim ölme!.. Riera'yı, Eboue'yi oynatamıyorsun; Alex Telles'i nerede oynatacaksın!

Drogba beyninin verdiği kararları uygulayamıyor
Öteki taraftan Drogba konusu var. Sözleşmesi sezon sonunda bitiyor. Marka bir isim, takım için önemli bir etken ama yaşı ve 90 dakikayı çıkartamaması da eleştiri konusu... G.Saray, Drogba ile devam etmeli mi?
Drogba, kötü oynuyor. Resmen takımı 10 kişi oynatıyor. Ama tabii çok usta bir adam olduğu için... O ustalığı gerektiren pozisyonlar; 4-5 kere kendisine geliyor. O beş pozisyonun, dördünde saçma sapan vuruşlar yapıyor. Çünkü beyninin verdiği kararı uygulamaya gücü yetmiyor artık... Ama bu beş taneden, bir tanesini uyduruyor. Bir tanesi uyduğu zaman da benim tribünlerim ve tabelacı medyam, 'Drogba, Drogba' diye efsane yazmaya başlıyor.
90 dakikanın 85'inde oyundan kaybolmasını, hiçbir ikili mücadeleye girememesini, başaramadıklarını, yapamadıklarını, kötü paslarını, kaptırdığı topları unutuyorlar; 'Vay be, ne gol attı!' diye konuşuyorlar. Buna razıysalar, G.Saray'da oynamaya devam eder.
Adamın adı büyük... Ama G.Saray; şu an Hagi'yi getirse, o da Drogba kadar faydalı olur.

HAGİ DE DROGBA KADARINI YAPAR

Şu andaki Hagi mi?
Hiç abartmıyorum. Şu andaki Hagi oynasın; 4 tane pozisyonda, 2 tane frikikte, Drogba kadar başarılı olur. Hatta daha fazla başarılı olur; çünkü çok iyi bir G.Saraylı...

Ronaldinho iki Drogba eder!
Son dönemde maddi sorunlar yaşayan ve G.Saray ile F.Bahçe'nin gölgesinde kalan Beşiktaş'ta, flaş bir transfer konuşuluyor. Ronaldinho, büyük bir heyecan yarattı. Önemli de bir adım atıldı; menajeri ve ağabeyi Assis İstanbul'a geldi.
Ben o konudaki fikrimi söyleyeyim; fevkalade iyi bir transfer... Menajerinin, abisinin istediği para; 6.5 milyon Euro... O da büyük bir para değil.
G.Saray'ın aldığı ve hiçbir işe yaramayan adamlarına ödediği 8 milyon, 10 milyon Euro'ların yanında bir şey değil.
Ronaldinho, futbol düzeyi ve futbol kalitesi bakımından iki Drogba eder.
1- Ronaldinho, hem oynayan hem oynatan bir adam. Drogba gibi ileride bekleyip, top önüne düşerse kaleye atan bir adam değil.
2- Ronaldinho, uluslararası anlamda Drogba'dan çok daha büyük bir şöhret. Beşiktaş'a yepyeni bir hava getirir; yepyeni bir heyecan getirir. 2000 yılından beri tribünlerde maç seyretmekten vazgeçmiş ben bile, kalkıp 'Ronaldinho'yu çıplak gözle göreyim' diye maça gidebilirim. O kadar heyecanlı bir isim.
3- Ronaldinho, dünya futbolunun en büyük yıldızıydı. O varken, ne Ronaldo'nun adı geçiyordu; ne Messi'nin... Buna rağmen, kendi hataları ve kişisel yanlışları yüzünden, Avrupa'dan kovulur gibi Brezilya'ya gitti. Şimdi yeniden Avrupa'da oynamak istiyor. 'Siz beni harcadınız ama ben daha ölmedim' demek istiyor. Bunun için, bir Avrupa takımına ihtiyacı var.
Avrupa takımlarından hiçbiri, ona talip değil; Beşiktaş'ın dışında...
Bu yüzden Beşiktaş'ta, 'Beşiktaş bir şey olsun' diye değil; adını yeniden anıtlaştırmak için oynayacak. Böyle bir Ronaldinho gelecek. Para falan yok gözünde... O paraların hepsini, Brezilya'da da teklif ediyorlar zaten... Ben, gerçekleşmesi halinde Ronaldinho transferinin Beşiktaş'a maddi-manevi çok büyük katkısı olacağını düşünüyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.