YAZARA MAİL GÖNDER Soyunma odaları Dingo'nun ahırı mı?
SPOR YAZARLARI HABERLERİ

F.Bahçe, Sivas'a 2-0 yenildi ve fark 4'e indi. Aziz Yıldırım'ın açıklamaları da çok konuşuldu. Yıldırım "Benim yaptığım hadiselere şike deniyorsa, Türkiye'de şike yapmayan yoktur. Bizden başka herkes yapmıştır; biz yapmadık" dedi...
Aziz Yıldırım'ın açıklamasında önemli bir yön var; Yıldırım şu anda cezalı durumda. Canlı yayında, önünde bütün televizyonların mikrofonları varken açıklama yapıyor. Yani hiçbir televizyonun, hiçbir medyanın 'biz duymadık' demesine imkân yok. Öyle bir ortamda, diyor ki "Ben devre arasında soyunma odasına girdim ve Egemen'e 'Ne oldu?' dedim." Cezalı bir adamın, soyunma odasına nasıl girebildiğini Futbol Federasyonu bana bir açıklasın. Cezalı olmasa dahi, akreditasyon kartında soyunma odasına girmek için özel izni olmayan herhangi birisi, isterse memleketin padişahı olsun; oraya giremez! Üstelik Aziz Yıldırım cezalı. Maçın devre arasında F.Bahçe soyunma odasına girebiliyor. Burası dingonun ahırı mı? Bunun üzerinde duran tek kişi yok. Orada kimse demiyor ki 'Ya nasıl girdin soyunma odasına başkan sen? Cezalısın üstelik!' Akreditasyonu da yok. Cezalıya akreditasyon verilmez. Aziz Yıldırım'ın kendisi suç işlediğini itiraf ederken, herkese suç atfediyor konuşmalarında... Bunun da ötesi konuşmanın içeriği, Sporda Şiddet Yasası'na aykırı. Savcıları harekete geçirecek bir konuşma yapıyor.

DURUM İNANILIR GİBİ DEĞİL

Yani resmen F.Bahçe'nin fanatiklerini, holiganlarını eyleme davet eden konuşmalar yaptı. Suç! Bir kulüp başkanının kan davası güder gibi ortaya çıkması, kitleleri harekete geçirebileceğini ifade etmesi, adeta 'Geçin' demesi; inanılır gibi değil.

Pozisyonlar tartışmaya açık!
Sivas maçı, bir bakıma dönüm noktası gibi oldu. Hakemin verdiği kararları nasıl buldunuz? F.Bahçe camiası, Yunus Yıldırım'a oldukça tepkili...
Ben F.Bahçe'nin başkanı, teknik direktörü ya da yazarı, yorumcusu olsaydım; -başta Rıdvan Dilmen- bu maçtan sonra şunu söylerdim: 'F.Bahçe, bugün oynadığı futbolla şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olduğunu gösterdi. Önemli olan; farkın dörde inmesi, üçe inmesi, ikiye inmesi, sıfıra inmesi değil. Ben, bunca senedir futbol izliyorum. Sivas gibi üst sıralarda bir rakibe karşı, hem de deplasmanda 10 kişi kalmışken; böylesine inanılmaz kazanma mücadelesi veren bir takım görmedim.

HERKES HAKEME YÜKLENİYOR
Bunun altını çizen F.Bahçe Başkanı yok, bunun altını çizen F.Bahçe teknik direktörü yok; bunun altını çizen gazeteci yok. Herkes hakeme yükleniyor. Onu yaptığın anda da kaybediyorsun. Bu röportajlara başladığımızdan beri, hemen hemen her F.Bahçe maçının arkasından, 'Bugün F.Bahçe lehine yapılan hatalardan bir tanesi, günün birinde aleyhine yapılırsa; neler olacağını göreceksiniz' demedim mi? En az elli kere ki net bir hata da yok. Tartışılabilir pozisyonlar...
İşte G.Saray maçında Burak'ın pozisyonu, tartışılabilir bir pozisyon. Vermedi hakem ve kaleci atılacak oyundan. Maçın kaderi olabilecek bir pozisyona, 'Devam' dedi hakem. Maç 0-0'dı. Ne oldu? G.Saray kazandı yine...
F.Bahçe aleyhine bir durum olduğu zaman, inanamadılar. NTV'de sevgili Rıdvan kardeşimi -çok sevdiğim dostumdur- dinlerken, inanamadım. Efendim; '10. dakikada penaltıyı vermezsen, futbolcu o sinirle 10 dakika sonra söver!' Vay anasını sayın seyirciler! 'Ben futbolcuyum; ben bilirim.' Peki; biliyorsun da şimdiye kadar niye böyle bir açıklama yapmadın? F.Bahçe'nin rakipleri 10'ar kişi kalırken, Engin Baytar 11 maç ceza alırken!

SALİH UÇAN'ın günahı ne?
Ersun Yanal, hatalı mı sizce? Mesela "Orta sahadakileri değiştirebilseydi daha iyi bir takım olurdu. İkinci yarıya çıkarken değiştiremedi; cesaret edemedi" deniliyor Emre ve Meireles için...
Şimdi bir kadro zenginliği olduğu zaman, bizim tabela yazarları F.Bahçe maçı kazanmışsa; aynı Ersun Yanal için 'Harikalar yarattı!' diye yazacaklardı. '10 kişiye rağmen, F.Bahçe mücadeleyi terk etmedi, aslanlar gibi saldırdı ve kazandı. 'İşte büyük teknik direktör!' diyeceklerdi aynı adamlar. Ama F.Bahçe kaybedince; bakıyorlar, 'Kenarda kimler oturuyor? Bunlar oyundan alınmalıydı; şunlar oyuna sokulmalıydı.' Türkiye'de en kolay eleştirmenlik bu.

F.BAHÇE'NİN FUTBOLU ALKIŞLIK
Takım kaybetmişse, kenara bakacaksın; orada kimin, niye oynamadığının hesabını soracaksın. Bugün açın; bütün eleştirilere bakın. Ersun Yanal'ın F.Bahçe'ye oynattığı yürekli futbol, alkışa layık. "Sivas deplasmanını hesaba katıp, beraberliğe razı olup; ona göre oynamalıydı" diyenler dahi vardı. İnanamıyorum, hakikaten inanamıyorum! Evet; Ersun Yanal'ın yanlışları çok. Salih Uçan gibi bir adam, -hep söylüyorum- geçen sene milli takım düzeyine yükselmiş bir adam; şimdi ortalarda yok. Buna rağmen oyuna girdiği zaman, Ersun Yanal'ın sene başından beri nasıl bir adamı ziyan ettiğini gösterdi. Salih'in günahı ne? Aykut Kocaman'ın seçtiği, desteklediği, yükselttiği oyuncu olmak...

EDİTÖR: ÖZGE AYDIN

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.