Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ÖMER ÜRÜNDÜL

Zirve hayal olur

Günümüz futbolunda her görev yerinin kendine göre önemi var... Ama bana göre en önemli yer santrfor... İdeal bir santrfor şu özelliklere sahip olmalı; hem ayak, hem kafayla golcülük özelliği olacak, 18 içinde doğru zamanda doğru pozisyon alacak, sırtı karşı kaleye dönük oynamayı bilecek, dar alanda adam eksiltme özelliğine sahip olacak, takımı maçın gidişatında baskı yediği bölümlerde ileriye çıkan gelişigüzel topları tutup, saklamaya çalışarak arkadaşlarına nefes aldıracak. Şu an bu özelliklere sahip olan santrfor tipi Bayern Münihli Robert Lewandowski.
Santrforun ne kadar zor bir görevi olduğunun en canlı örneği de Ronaldo'dur... Messi ile birlikte dünyanın en iyi iki futbolcusundan biri olan Ronaldo, birinci sınıf kanat forveti özelliği taşıyor. Yapısı santrfor oynamaya müsait değil. Portekiz'de bilhassa son dönemde santrfor sıkıntısı çekildiğinden bu görev yerinde oynadı. Ama santrfordaki performansı hep yetersiz kaldı. Sistemi oturmuş bir takımda dahi santrfor çok önemlidir. İşte Başakşehir örneği; Mehmet Batdal'ın çabukluğu yoktur, golcülüğü de sınırlıdır ama sırtı karşı kaleye dönük oynamayı iyi bildiğinden sistemin işlemesine ofansif açıdan katkı sağlıyor. Fernandao; her zaman vurguladığım gibi birinci sınıf bir santrafor değil. Dar alanda çalım atma eksikliği dışında, günümüz futbolunun bir santrafordan istediği özelliklerin tümünü, kapasitesine göre sahaya yansıtan bir futbolcu. Gol kralı olarak F.Bahçe'ye transfer olduktan sonra hiç uyum sıkıntısı çekmeden lige başlangıç yaptı. Hem mücadelesi hem de golleriyle takıma katkı sağlarken, medya, taraftar ve yönetim baskısı sonucu başkanın talimatıyla yerini Robin van Persie'ye terk etti. Moralini bozmadan kendini hazır tuttu. Celtic ve Ajax maçlarından yedekten oyuna girip attığı toplam 3 golle takıma hayat verdi. Son Molde deplasmanında da işi bitirdi. Ama sonrasında yine yedek kaldı. Moralini yitirip, işi bıraktı ve ağırlaştı. Bu sezon öncesi kimse yüzüne bakmadı. Hele Emenike de gelmişti ya! Son iki haftada Fernandao'nun gündeme gelmesi tesadüftür. Gençlerbirliği maçında Sow'dan sonra ikinci yedekti. İşler çok sıkıntılı giderken son bölümde sahaya girdi ve işi bitiren çok güzel bir ikinci gol attı. Buna rağmen Volkan Şen sakat olmasa Trabzon'da yedek kalacaktı. Advocaat'ın Aatif ve Salih'e güvenmediğinden macera aramayıp, Fernandao ile maça başlaması, çok önemli üç puanın da ilk adamı oldu. İlk 28 dakika iyi analiz edilirse bu görüşüm açıkça anlaşılır. Bir kere daha Robin van Perise'ye bakış açımı açıklayayım; Van Persie kendini kanıtlamış birinci sınıf yıldız bir santrfordur. Ben de senelerdir kendisini keyifle izledim. Hatta Dünya Kupası'nda İspanya'ya attığı kafa golüne köşemde methiyeler yazdım. Ama unutmamak gerekir ki eğer bir futbolcu fizik olarak tükenmişse, yıldız da olsa bir şey ifade etmez. Son maçta daha ikili mücadeleye girmeden yarım depar dahi atmadan 10. dakikada kasığı attı. Kendisini güçlendirmek için de gayreti yok. İşte vatandaşı Lens bir örnek. Fizik olarak hazır olmadan F.Bahçe'ye geldi. Hala kilolu. İki de sakatlık geçirdi. Buna rağmen en iyisini yapmak için hem idmanda çalışıyor hem de sahada. Sakatlık riskine rağmen kendisini zorluyor ve de takıma ciddi katkılar sağlıyor.
Fenerbahçe'nin kolektif yapısı yetersiz. Bilhassa bu tip takımlarda Fernandao benzeri bir santrfor şart. Sow, her zaman gol atabilir ama bunun dışında sisteme katkı verme özelliği yok. Bu yüzden iddia ediyorum eğer ligin ikinci yarısında Advocaat, Van Persie ve Sow ile santraforda devam ederse zirve yarışı hayal olur.

Yeni yılın ilk saatlerinde meydana gelen hain saldırıyı şiddetle kınıyorum. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA