YAZARA MAİL GÖNDER Umutlanmak üzerine çeşitlemeler...

YAZARLAR

Sami A., "Seni Güzin Abla yerine koyduğumu düşüneceksin" diyor, mektubunda.. Bir kıza kendi deyimi ile sırılsıklam aşık olmuş.. Çok da iyi arkadaşlık ediyorlarmış.. Sonunda bir gece saat üçte masanın başına oturmuş ve kıza duygularını anlatan bir mektup yazmış.. 3 saatte.. Sabahın altı buçuğunda da, kızın kaldığı yurda gidip mektubu kutusuna bırakmış..
Sonuç..
Kopmuşlar..
Kız mektubu okuyunca "Demek seni umutlandırmışım. Çok üzüldüm" demiş.. Bir daha umutlandırmamak için, dostluğu da bitirmiş..
"O günden beri yaşıyor muyum, bilmiyorum.." diyor.. Müthiş bir cümle de yazmış.. Benim Sevdiğim Laflar'a girer..
"Keşke insanları geldikleri gibi atabilsek yüreğimizden.."
Peki ama Sami, niye atacaksın ki.. Sevmek duyguların en güzelidir.. Sevmek beklentisizdir. Karşılıksızdır, pazarlıksızdır.
Sevilmek de güzeldir.. Ama ne kadar emin olabilirsiniz ki.. "Seviyorum" diyenin sevgisinden ne kadar emin olabilirsiniz?..
Oysa kendi duygunuzdan hiç şüpheniz yoktur.. Onun için, sevmek, sevilmekten daha güzeldir.
Ben sevmeyi severim.. Sevdiğim de beni severse ne ala..
Ben bu "Ne ala"yı doyasıya yaşamadım hiç.. Bana olan sevgilerini anlatmak için sözcük bulamadıklarını söyleyenler, ertesi gün terkedip gittiler..
Ben mi?..
Sevmeye devam ettim.. Ben sevdiklerimi hep sevdim..
Tüm sevdiklerimle ilişkilerim, onlar gittikten sonra da devam etti. Hiçbirine darılmadım, küsmedim.. İlişkilerim dostça sürdü, benim sevgim bende kalarak..
Şaşacaksın Sami..
Bu senin başına geleni, ben de yaşadım..
Hani şu "Umut verme" meselesi.. Bir gün gene ayrıldık.. O bıraktı gitti.. Ama arkadaş ilişkisi devam ediyor.. Telefonlaşıyoruz. Ara sıra buluşuyoruz. O zaman cep telefonu yok.. Aradım.. Açılmadı.. Makineye not bıraktım.. "Günler nasıl geçiyor" diye.. Aramadı.. Ertesi gün ben aradım, gene açılmadı, gene not.. Gene aramadı.. Böyle şey yapmaz.. Mümkün değil.. Bir daha aradım.. Gene makine gene not..
Üçüncü gün eve geldim, bu defa benim makinede mesaj var..
"Hıncal, seni yeniden umutlandırdığımı düşünüp tedirgin oluyorum.."
Beynimden değil, yüreğimden vuruldum..
Ben yeniden umutlanıyormuşum da, halime bakıp acıyormuş, bu yüzden telefonlarımı açmıyor, geri dönmüyormuş..
Hayatta en nefret ettiğim şeydir acınmak..
Hele bir sevgi dilencisi gibi acınmak..
Neler koptu gitti içimden bilemezsin Sami.. Neler koptu gitti..
Sevmek benim.. Kime ne?.. Umut da benim, eğer umutlanıyorsam kime ne?..
Oysa ayrılırken yaptığımız uzun konuşmada anlatmıştım ona, benim sevgimin karşılıksız olduğunu.. Sevgim karşılığında kimseden, hiç kimseden bugüne dek hiçbir şey beklemediğimi..
"Ben sevmek için severim" dedim.. "Beni elde etmek için sevenlerle karıştırma.. Sen serbestsin işte.. Git.. Ama bana karışma sakın.. Şarkıdaki gibi.. Beni benimle bırak.."
Anlamamış.. Hiç anlamamış.. Sevmek için sevmek nedir bilmemiş ki.. Nasıl anlasın?..
Acıdı bana Sami, düşünebiliyor musun.. Umutlanıyormuşum da, üzülüyormuş..
Sevdiğim için acınacak hale düştüğümü sanıyor ve tedirgin oluyormuş.. Neler koptu içimden.. Neler neler koptu..
Ama..
Ama ben umudumu hiç kaybetmedim Sami.. Yaşım 65.. Ben hala, beni günün birinde anlayacak "Kadın"ı bulacağımdan umudumu kesmedim..
Sen daha 20'li yaşları yaşıyorsun.. Önünde koca bir ömür var..
Umudunu yitirmediğin sürece yaşayacağın koca bir ömür..
Bitince biter Sami.. Bir de umudun bitince biter, yaşam..
O zaman devam..
Sevmeye devam!..
(6 Mart 2005'te yayınlandı)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.