Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HINCAL'IN YERİ HINCAL ULUÇ

Gerçek anında, beyaz yalanlar!..

Arena'ya önce boğa çıkar.. Muhteşem bir hayvandır.. Ve öfkeli.. Hareket gördüğü her yere saldırır.. Sonra kenardan ellerinde süslü şişlerle, banderillerolar fırlarlar ve o şişleri boğanın boynuna saplar saplar, kaçarlar.. Bu kan görmeye meraklı seyirciyi tahrik eder. Boğa kan kaybına başlar. Sıra, at üstündeki pikadorlara gelir. Onların elinde dev mızraklar vardır. Boğanın vücuduna batırırlar. Hayvan kan içinde kalır. Sıra artık, matadora, büyük şovmene gelmiştir. Elindeki kırmızı pelerini sallayarak hayvanı kışkırtır. Kendisine koşturur, pelerinle şaşırtarak, hemen yanından geçirir.. Seyirci bayılır.. "Oley" diye haykırır, boğanın her ıska geçişinde.. Şov güzeldir, ama asıl amaç, koşturarak kalbi hızlı çarptırmak, kan kaybını hızlandırmaktır.. Boğa iyice bitkinleşince, matador tam karşısına gelir ve durur. Kılıcını çıkarır.
"Gerçek anı" dedikleri budur.. Boğa için "Ölüm anı"dır o.. Matador içinse "Ustalık.."
Çünkü ona kadar yaptıklarının hepsi, kolaydır, sahtedir, herkes yapabilir.. Şovdur onlar.. Gerçek anı, matador boğayı tek vuruşta öldürebilecek midir, onu ortaya koyar.. Kılıç tek darbede boğanın boynundan girip kalbini delebiliyorsa, matador o uzun ve ince yolu tek vuruşta bulabiliyorsa, ustadır. Boğa anında diz çöker ve yıkılırsa, arena alkıştan yıkılır. Boğa diz çökmez, ikinci kılıç darbesi gerekirse, alkış kalmaz. Boğa gene ölmez, can çekişmeye başlar ve kenardan koşan çıraklar, ellerindeki bıçaklarla beynine beynine vurup öldürürlerse, matador ıslıklanmaya başlar..
Tek vuruşta öldüren matador, ölü boğanın kulağını kesme ve şeref locasında oturanlardan birine uzatma hakkını kazanır.. Bu ölü boğayı ona armağan etmesi demektir.
Oysa, herkes için için bilir ki, "Gerçek Anı" da, yalandır.. Kahraman matador, kan kaybından bitmiş, zaten sayılı saniyeleri kalmış hayvana batırmıştır kılıcını..

***
Küçük Beyaz Yalanlar / Little White Lies / Les Petits Mouchoirs filminin son jeneriği de bitip ışıklar yandığı zaman yerimden kalkamadım uzun süre.. "Ben bu filmi yazmam.. Yazamam" dedim kendi kendime.. 24 saat yazamadım da.. Öyle çarptı beni..
Yaşam.. Arkadaşlık.. Dostluk.. Sevgi.. Aşk.. İlişkiler.. Yalanlar..
Yani "İnsan" böyle mi anlatılır?..
Yalanlar.. Yalanlar.. Yalanlar..
En sevdiklerimize söylediklerimiz..
Kendimize söylediklerimiz.. İnanmasak da, inanır gibi yaptıklarımız..
Küçük yalanlar.. Masum yalanlar.. Durumu idare etmek, kimseyi üzmemek için söylediğimiz yalanlar.. "Beyaz" yalanlar..
..Ve final.. Tam bir "Gerçek anı" finali..
..Ve de "Gerçek anı"nda bu yalanların hepsinin, hem de nasıl bir tokat gibi suratımızda patlaması.. Bizi darmadağın etmesi.. Ama "Gerçek anı" ne kadar gerçek?.
O da bir başka yalan mı yoksa?..

***
2011 yılında izlediğim en güzel, en çarpıcı film.. 2 saat 34 dakika nasıl geldi, nasıl geçti anlamadım bile.
Harika oyunculuk.. Harika çekimler.. Harika müzik ve harika anlatım.
Denedim bakın.. Olmadı.. Yazamadım filmi işte.. En iyisi siz gidin, kendiniz görün.. Ama mutlak görün.. Bu filmi hepinizin görmesi gerek.. Çünkü içinizde hepiniz varsınız.. Hepimiz varız.. Şu veya bu şekilde, ucundan, ya da kulağından, yalanlarımızdan kurtulup, gerçeklerle yüzleşebildiğimiz ölçüde hepimiz varız..
Okumayı bırakın..
Gidin, görün..


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA