Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HINCAL'IN YERİ HINCAL ULUÇ

Bayramlar ve aileyle buluşmak..

Bayramı, düğünde yaptık.. Eski bayramları ananlarla dalga geçmek moda oldu günümüzde.. Oysa herkes biliyor, eski bayramların kalmadığını..
Kalmasının da gerekmediğini.. Bu lunaparkların günlük yaşama girdiği günümüzde Bayram Yeri mi kalır?. Ya da playstationlar çılgınlık halini almışken, ilkel bayram oyunlarına hangi çocuk gider ki..
Bayramda şeker, çikolata bolluğu şimdi kimin umurunda..
Bayram, biz çocuklar için, yeni giyim, bol harçlık demekti, kıtlık ve yokluk günlerinde.. O da önemsiz bugün..
Buralardan baktınız mı, tabii, eski bayramları anan, özleyenlere "Çağ dışı" yaratıklar diye bakabilir, dalganızı geçebilirsiniz..
Ama bu saydıklarım değildi ki Bayram aslında..
Eski bayramlar, "Aile" demekti.. Aile toplanırdı bayramlaşmak bahanesiyle.. Büyük, en büyük aile..
Kilis'te bayram yemeklerinde sofra yetmez, çocuklara ayrı sofralar kurulurdu. 40-50 aile ferdi toplanırdı..
Paşa Dayımlarda, Erenköy'de bir bayram gene en az 40 kişi bir araya gelmiştik.. Onu hatırladım, Paşa Dayımın kızı Yıldız Ablamın torunu evlenirken.. Eski bayramların aileyi nasıl bir araya getirdiğini ve bir arada tuttuğunu hatırladım, nikâh sonrası, aile fotoğrafı çektirmek için toplandığımızda....
Büyük aile, bayram tatilinin son günü Çubuklu'daydık bu düğün için..
En çok sorulan soru "Beni hatırladın mı" oldu..
Bir zamanlar, her bayram değil, nerdeyse her gün gördüğümüz kuzenler birbirimizi unutmuşuz ki, soruyoruz..
Büyük şehirler.. Büyük teknolojiler.. İletişim çağı insanları yalnızlığa mahkûm ederken, "Aile" unutuldu..
Sosyoloji, yani Toplum Bilim dersleri aile ile başlar oysa..
İletişim çağında hepimiz tek başımıza yaşamaya başladık.. Kalabalıklar içinde yalnızlığa gömüldük..
Bayramlar da, aile buluşmaları olmaktan çıkıp, tatil fırsatlarına dönüştü.. Herkesin kendi keyfine göre tatil yaptığı günlere..
Çubuklu'da yıllardır görmediğim, ayni kentte yaşadığımız halde görmediğim ağabeylerim, ablalarımla kucaklaştım. Nasıl sıcak, nasıl özlemle..
Çocukluk, gençlik yıllarında hemen her gün birlikte olduğumuz büyük ailenin bireyleriydik.. Ne anılarımız var, kitaplar doldurur.. Son yıllarda satır yok yazacak.. O kadar koparmış, yaşadığımız çağ bizi..
Ama düğünde gördük ki, gönüller yerinde duruyor..
Ankara yıllarında hafta sonları Paşa Dayımlarda poker oynanırdı.. Aile pokeri.. Ağbim "Dördüncü nerde" diye sordu, oturduğumuz masaya bakıp..
Nükhet Ağbi ordaydı.. Celil Ağbi de.. Ağbimin taşladığı M. Ali Ağabey'di.. Poker karelerinin en hırslı ve de en öfkeli adamı..
Haber geldi.. "M. Ali, Ankara'da torun bakıyor. O yüzden gelememiş.."
Oğlu Murat ve eşi, evlenen küçük kuzenin çok yakın arkadaşları.. M.Ali Ağabey "Siz gidin" demiş..
M. Ali Kışlalı ve torun bakımı.. Kıyamet alameti gibi bir şey..
Aydoğan Abla "Hıncal bunu yazmalısın mutlak" dedi.. Yazmam mı?..
M. Ali Ağabey gibi bir maço, çocuk bakmak için Ankara'da kalacak?. Tarihi olay bu..
Güçlükle hatırladığım kuzenler vardı düğünde.. Benim kuşaktan.. Üçüncü kuşak kuzenler içinde de ilk defa gördüklerim.. Ahmet'in kundağında bırakıp gittiği Nihan'ın nasıl harika bir genç kız olarak yetiştiğini gördüm..
Eski bayramlar yerinde dursa, mümkün müydü, bunlar?..
Aile böyle dağılır mıydı?.
Sosyoloji kitapları, "Aile" ile başlar, "Millet"le biterdi, biz lisedeyken..
Milleti bitirdik.. Aile de bitiyor..
Sosyoloji derslerini de kaldırmanın zamanı geliyor, zahir!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA