YAZARA MAİL GÖNDER İstanbul halkını düşünen yok mu peki?.

YAZARLAR

Sayın Başbakan, düzenlemeye meraklı.. Alkol konusunu düzenledi en son, Taksim Gezi Parkı'ndan sonra.. Çamlıca Tepesi'nden sonra.. Daha pek çok şeyden sonra..
Ama nedense, yasal olarak kendisine verilmiş bir "Düzenleme" konusunda ağzını açmıyor..
İstanbul Trafiği..
Neden yasal sorumlu o?..
Çünkü, ülke trafiğinden sorumlu bir Yüksek Kurul var. Senede iki kez mecburen, fazlası Başbakan'ın isteği üzerine toplanması gereken.. Başkanı da Başbakan!..
Şimdi İstanbul'da trafik felaket.. İstanbul'da trafik sahipsiz..
Vali sahip değil.. Emniyet Müdürünün umurunda değil. Trafik Müdürü deseniz zaten yok!..
Belediye mi?. Başkanın trafikten haberi varsa, adımı değiştiririm..
Olsa, elini atar, bir düzenleme yaptığını gösterirdi..
Mesela Zincirlikuyu önüne.. 50 metre içindeki E-5 ve Köprü çıkışlarının olduğu yerde, otobüsler, minibüsler, Allahın belası, yüz karası servisler, taksiler, metrobüsten ineni bekleyen, ya da gidecek olanı getiren özel arabaların indi bindi yapacağı yerleri ayırır, işaretler, bugün yaşanan utanç verici, yüz karası, rezil, iğrenç kaosu önlerdi. İnsanlar üçüncü şeritte Belediye otobüsünden inmez, orada kapı açan otobüse binebilmek için kendilerini akan trafiğin içine atmazlardı.
Yahu burası İstanbul'un simgesi.. Burdaki anarşi, bu şehirde ne yerel ne genel anlamda devletin olmadığını her gün on binlerce insana gösteriyor. Bir Belediye Başkanı, kentin anahtarını elinde tutan zat, bundan rahatsız olmaz mı?.
Bizim Başkan olmuyor.
Başbakana bu köşede açık dilekçe yazdım, "Düzenleme" için.. "İstanbul trafiği on başlı.. Bu halde trafik düzelmez. Tüm uygar ülke metropollerinde olduğu gibi, İstanbul'un da, dediği anında yapılacak bir "Trafik Otoritesi"ne ihtiyacı var. Her şey ona bağlı olacak.. Kara trafiği, deniz trafiği, otobüsler, metrobüsler, metrolar, raylı sistemler, yollar, kaldırımlar.. Bir park levhası dikmek, ya da bir dönüşü yasaklamak için mesela, Ukome adlı kerameti kendinden menkul, bu işten anlamayan kim varsa doldurulmuş ve ne zaman toplanacağı belli olmayan bir komisyonun kararı beklenmeyecek. Her arıza anında düzelecek. Toplu taşıma araçları birbirlerine uyumlu organize edilecekler" dedim.
Dilekçem makama ulaşmadı, maalesef..
Bakın çarşamba öğlen saatlerinde Etiler'den Bebek'e inerken, hafta arası hayatta tıkanmayan yol, yokuşun yarısında durdu.. Yarım saat durdu. Önümüz gitmiyor, arkamız yığılıyor.. Birden karşıdan da araba gelmediğini fark ettim, başımı gazeteden kaldırınca..
"Bu yolu kestiler, ya da kaza var, hıyar gibi beklemenin anlamı yok" dedim. Randevum saat birde Arnavutköy- Bebek arasında.. İndim, yürümeğe başladım ve rezaleti gördüm.. Siyah plakalı (34 VZ 0915), yani yerel yönetime ait bir inşaat kamyonu yolu kesmiş.. Etiler- Bebek arasındaki tek yolu kesmiş, düşünebiliyor musunuz?. Bebek- Etiler değil, dağ başında olmaz..
Mecbursan, yokuşun tepesine de, en altına da "Uyarı panoları" ya da insan koyarsın ki, "İnsanlar"ın en kıymetli şeyi, zamanları ziyan olmasın.. Kendilerine başka yol bulsunlar..
Hayır.. Herifçioğlu'nun umurunda değil ki İstanbul halkı.. Babasının yolunu kesmiş, duruyor öyle.. Biz de kuyruk olmuş, hıyar gibi bekliyoruz, böyle..
Yahu bu Bebek 24 saat trafik ekibi kaynar.. Yokuşu indim yürüyerek.. Bebeği dolaştım yürüyerek.. Sonra Arnavutköy tarafına dönüp nihayet randevuma fevkalade geç yetiştim yürüyerek, ortada tek trafik polisi görmeden..
"Nerde bu adamlar yahu" derken içimden, evden çıkarken, televizyondaki görüntüyü hatırladım..
Başbakan Garipçe Köyünde Üçüncü Köprünün temelini atıyor ve dinleyenlere bir cennet İstanbul vaad ediyordu, canlı yayında..
Ve de Başbakan İstanbul'da olduğundan, Valisi, Emniyet Müdürü, Trafik Müdürü ile tüm İstanbul polisi ve trafiği Başbakanın güzergahında görevlenmişlerdi, her zaman olduğu gibi.. Bütün ekip, araç ve polisleriyle..
Onlar için tek görev vardı İstanbul'da..
Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve kendilerinin yollarını açık tutacak önlemleri saatler ve kilometreler boyunca almak..
Peki 14 milyon İstanbul halkı..
O kimsenin, atanmış, seçilmiş, hiç kimsenin zerre umurunda olmadı, hiç bir zaman..
Sayın Başbakan,
Boğaz'ı üstünden üçüncü, altından birinci defa geçecek harika işleri başarsanız, çılgın projelerle yeni Boğazlar açsanız da, bu kentin "Cehennem" kaderi değişmez..
Kafalarda bir düzenleme yapmazsanız, "Beni değil, halkı düşünün" dediklerinizi göreve getirmezseniz, on köprü, yirmi denizaltı geçişi yapsanız, halka derman olmaz, bilesiniz..
Bu kafadaki bürokratlarla, o yaptıklarınızın hepsi, o zaman Başbakan kim olacaksa ona yarar sadece, bilesiniz!..
İstanbul'a, halkı düşünen kafalar ve hızla işleyen bir düzen lütfen..
Boğuluyoruz!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.