YAZARA MAİL GÖNDER Olimpiyat mı?. Güldürmeyin beni..

YAZARLAR

Bu yazı salı günü yayınlanacaktı. Ama reklam servisimiz, nerdeyse boş gazetenin tüm reklamlarını benim sayfaya yollayınca, yazdıklarımın yarısı bile çıkmıyor günlerdir.. Salıdan bu yana gelişmeler var. İki satır değinelim, girerken..
Bundesliga'nın palavra maçları olmayınca, TRT, atletizmi HD kanalına çekti, ben de, Eurosport rezaletinden kurtuldum. Salı gecesi TRT, mükemmele yakın bir yayıncılık yaptı.. Alkışı yürekten hak etti. TRT'ye atletizmi getiren ve öğreten Kenan'a layık oldular. Yarış öncesi, sonrası, çok güzel bilgi notlarıyla Moskova havasını odamıza getirdiler. Yarışları iyi anlattılar. Bilgiç, ukala yorumlardan kaçındılar. Yıllar var, TRT ekranı önünde bu kadar keyifli olmamıştım.
Buna karşılık gazetelerimiz fiyasko. Bugüne dek bir, ama tek bir keyifli Moskova yazısı okumadım. Oysa roman olacak olaylar yaşadık. Niye?. Moskova ajanslara teslim de ondan.. 1983'te ilk şampiyona için Helsinki'ye 20'den fazla Türk gazetecisi, akreditasyon için kavga dövüşler ederek gitmiştik. Bir sayfa spor vardı o zaman ve maddi imkanlar nerdeyse yoktu. Bugün her şey var, ama meslek yok.. Sonra "Millet niye gazete okumuyor?."
Neyse.. İşte salı yazısı.. (İnşallah bugün çıkmıştır.)

***

Olimpiyat demek atletizm demek.. Türkiye 2020 Oyunları'na talip.. Karar bir ay sonra.. Hatta 25 gün..
Olimpiyat adayı ülkenin yayın kuruluşu TRT, HD kanalından Bundesliga maçı yayınlıyor. Yeni başlamış Alman Ligi kimin, kaç kişinin umurunda?. Ama TRT demek futbol demek, 40 yıldır.. Kafa değişmiyor ki?. Tüm dünyada 1.5 milyar kişinin izlediği 100 metre finali, TRT Spor kanalında.. Görüntüler, buğulu, dumanlı.. İzlemek mesele.. Kırk yıldır hala atletizm anlatmayı öğrenemeyen, 40 yıldır kulvar farkını okumayı beceremeyenler anlatmaya devam ediyorlar, bir de, alay eder gibi..
Mecburen Eurospor'ta geçiyorum.. Yayın reklamlarla piç ediliyor ama görüntüler net.. Orda aynen bisiklette olduğu gibi, insanı önce kızdıran, sonra güldüren, çok bildiğini sanıp, çok iddialı konuşan, sonra da tükürdüklerini nasıl yalayacaklarını bilemeyen anlatıcılar, yorumcular..
Bir örnek.. 100 metre yarı finalleri.. Üç seri.. İlk iki ve her üç yarışta en iyi dereceyi yapan iki atlet daha finalde..
Birinci yarış biterken bizimki o yarışın üçüncüsü Jimmy Vicaut'nun finalde olduğunu bas bas bağırıyor. "En hızlı kaybeden ikiden biri" olacağı öylesine kesin ki, hazrete göre.. İkinci yarı final başlarken ilan ediyorlar.. "Bu en yavaş seri olacak.. 10 saniyenin altına inilmez."
Ne oluyor?. En hızlı seri o.. Birincisi 9.90 koşuyor. 2 ve 3'üncüler 9.93 ve 9.97..
En hızlı iki kaybedenin ikisi de bu "En yavaş" seriden çıkıyor, iyi mi?. Hatta "En hızlı 3 kaybeden" seçilse, o da bu seriden.. Vicaut hala ortada yok..
Yahu adamda utanma olur.. "Ben öyle dedim ama, falan filan" diye bir özür.. Hayır.. Atmaya devam ediyor.. Eurosport'ta sallamak serbest ya.. Yönetenlerin sporun s'sinden habersiz ya. Hesap soran yok ya..
Bu ülke olimpiyat yapacak öyle mi?.
Yapar da bir kenara koyarız!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.