YAZARA MAİL GÖNDER Politika yapmak sanatı..

YAZARLAR

Politika, çoğunuz bilirsiniz ya, Yunanca Politikos sözcüğünden gelir, Aristo'nun Politika adlı kitabından beri. Aristo kitabını şehir devleti (Polis) yönetimi üzerine yazmıştı. Giderek sözcük, ingilizce, fransızca, latince, türkçe dahil hemen her dile bir şekilde girdi ve "Yönetim sanatı" anlamına kullanılmaya başlandı. Yönetime gelme ve yönetme sanatı. Sonra genişledi.
Sadece şehir, devlet değil, aileden başlayarak her türlü toplum, kurum yönetimi, her türlü amaca ulaşma taktiklerinin adı "Politika" oldu.
Kemal Kılıçdaroğlu, "Amaca ulaşma" yönüyle, politikayı gayet iyi biliyor ve uyguluyor. Amacı da, "Ana muhalefet lideri kalabilmek.." Başka şey değil..
Ağır bir itham.. Bence de öyle.. Ama bakın!..

***

2004 yılının o ünlü Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında, altında bugünkü başbakanın imzası da olan önemli kararlar alındı. Kurulda, bugün adı bizzat başbakan tarafından "Paralel yapı" olarak konan bir gurubun devleti ele geçirmek üzere hazırlandığı konusundaki iddialar ciddiye alındı ve bu yapının tasfiyesi gerektiğine karar verildi.
MGK'nın askeri kanadı, Ilımlı İslam iktidara değil, bu iktidarı basamak yapıp, şeriatçı bir devlet kurmak isteyenlere karşıydı.
Sonunda kazanan, bugün "Paralel Yapı" denen gurup oldu. Bu yapıya karşı olan bütün askerler tasfiye edildi, tutuklandı, yıllarca içerde kaldılar, mahkum edildiler. Hala da içerdeler.
Paralel yapı, bizzat Başbakan tarafından önce Kara Kuvvetleri Komutanı, ardından Genel Kurmay Başkanı yapılan ve onunla altı sene parlak bir çalışma yapan komutanı dahi (İlker Paşa) içeri atmayı başardı.
MGK'nın askeri kanadı böylece etkisiz hale getirilince sıra Paralel Yapı'nın asıl amacına geldi.
İktidara el koymak. Bunun için mevcut iktidarın çökertilmesi gerekiyordu.
Daha önce, askeri tasfiye eden ve "Askeri vesayeti kaldırıyoruz" başlığı ile sunulduğu için, içerde ve dışarda enteller tarafından büyük destekle karşılanan hamleyi yapanların artık mevcut iktidarın gölgesine ihtiyaçları yoktu. Askeri bitiren dalgalar, bu defa iktidarın liderlerini yok etmek üzere başlayınca, kıyamet koptu.
Başbakan "Paralel yapı" diyerek, kurulan komployu açıkladı.
Şimdi muhalefetin, özellikle de ana muhalefetin önünde iki yol vardı..
1. Başından beri karşı olduğu, ülke için tehdit gördüğü ve orduyu tasfiye etmek uğruna sayısız üst rütbeli subayı, hatta emeklileri, onları destekledikleri iddiası ile başta gazeteciler ve siyasetçi yığınla aydın sivili tutuklayan, yıllarca hapislerde süründürüp sonunda mahkum eden yapıyı ortadan kaldırma fırsatı doğmuştu..
Yürütmenin başı, başbakan, tam da onun başından beri söylediklerini benimsemişti.
Daha dün, kendisinin söylediği şeyleri söylüyordu. "Bu yapının savcıları ve polisleri, yasa dışı delil toplamış, sahte deliller üretmiş, bu yapının yargıçları haksız tutuklama kararları vermişlerdir.."
O zaman, yapılacak şey, iktidar partisi ile el ele verip, Paralel Yapı denen şeyin devletten temizlenmesini sağlamak, bunun için gerekli yasal, anayasal değişiklikleri yapmak, bu yapı tarafından suçlanan, bu yapı tarafından mahkum edilenlerin yeniden yargılanmasını sağlamak. Böylece, ülkenin geleceğini garantiye alırken, yıllardır içerde, suçlarını bile bilmeden yatanların, yeniden ve adil yargılanmalarını (Serbest kalmalarını değil) sağlamak.
2. Düne kadar yerden yere vurduğu, polis, savcı yargıç üçgeni, bu defa iktidara yönelince, "Fırsat bu fırsat. İki ay sonra seçimler de var" deyip, düne kadar tu kaka ettiklerinin sızdırdığı dosyaları bu defa kucaklayıp, miting miting dolaşarak iktidarı yıpratmak. Bunun için paralel yapıya sığınması gerektiğinden, yıllardır, Silivri'de, Metris'te, Hasdal'da yatanları ve umutları CHP olanları unutmak.
Devlet adamı, birinciyi yapardı. Yarın iktidar olmak ve bu ülkeyi her türlü devlet içinde devlet olma heveslilerinden uzakta, çağdaş demokrasi hükümleri ile yönetmek isteyenin seçimi bu olmalıydı.
Düne kadar yerden yere vurduğu ekiple, şimdi iktidara saldırıyorlar diye iş birliği yapmak ne oluyordu ki?. O ekibin elinde, yarın kendisine ve kendi çevresine yönelik dosyalar, kayıtlar yok mu sanıyordu?.
Ana muhalefet lideri bunları zerre düşünmedi.
Onun için ülkesi, devleti, partisi önemli değildi. O, ana muhalefet liderliğini zaten hayal bile etmediği bir amaç olarak görmüştü. Hasbelkader gelmişti.
Şimdi bütün politikası orda kalmak üzerine kurulmalıydı.
Olayların patladığı günlerde iktidar partisi "Gelin el ele verelim, bu anayasanın ilgili maddelerini değiştirip, sizin yıllardır şikayet ettiğiniz, bizim yeni anladığımız devlet içinde devleti temizleyelim" teklifi yaptığında uzanan eli "Samimi değiller" diye itti.
Yahu, samimi, değil.. Sana ne?. Rüyada bile görmeyeceğin bir teklifi iktidar yapıyor. Niye yapıyorsa yapıyor.. Boş ver.. Fırsat eline geçmiş. Tepe tepe kullan.. Politika bu değil mi?. Hayır.. Onun kafasındaki hesap başka.. Sahte CD'ler hazırladıkları Tübitak raporları ile ortaya çıkan ayni ekibin dosyalarına bu defa sahiplenip, "Yolsuzluk da yolsuzluk" diye iktidarı yıpratacak..
Bu ülkenin siyasal tarihini birazcık bilmiyor ki?.
Bu ülkede "Yolsuzluk iddia ve davaları" oy kaybettirse, Süleyman Demirel diye biri olmazdı.
Adam, siyasete "Morisson Süleyman" diye girdi.
En ünlü gazeteciler ne dosyalar açıkladılar?. Soyadı Demirel olan yığınla insan yolsuzluktan mahkemelere verildi. Mahkum oldu. Ama Süleyman Demirel her girdiği seçimden daha güçlü çıktı. İki kez asker tarafından tasfiye edilip, şapkasını alıp gittiği halde geri döndü. Gene iktidar, gene başbakan ve sonunda Cumhurbaşkanı oldu.
Devlet adamı bir lider, bunları bilir, iktidarın, tekrar ediyorum, her ne sebeple olursa olsun, uzattığı eli tutar, Anayasa'dan başlayarak değişikliklere girişirdi. İktidar iddia ettiği gibi samimi değilse, bunu gelişmeler ortaya koyar, muhalefetin eli daha da güçlenirdi zaten.
Ayni dönemde, Barolar Birliği Başkanı saygın bir isim Metin Feyzioğlu, "Yeniden yargılanma"ları sağlayacak çok pratik bir öneri ile kapıları çalmaya başladı. Başbakanla görüştü.
Ama muhalefet, en çok da yanında olması gereken muhalefet, Feyzioğlu'na hiç yüz vermedi.
Ülkenin bir numaralı partisi olma yolunda giden MHP'yi liderliğinde barajın altına düşürmeyi başaran ve siyasetten silinmesi gereken Devlet Bahçeli'nin ne yaptığını bilen, anlayan zaten yoktu. Ama Kılıçdaroğlu'nun Metin Feyzioğlu'na sırt çevirmesinin sebebi açıktı.
Türkiye karizmatik liderler ülkesiydi. Seçimleri partiler değil, liderler kazanıyordu. CHP'lilerin büyük bir bölümü, kasetle tasfiye edilen Deniz Baykal'ın yerine tesadüfen gelen liderin, seçim kazanacak kadar karizmatik olmadığını düşünüyordu.
Genç, parlak ve geçmişi ışıldayan bir lidere ihtiyaç vardı. Metin Feyzioğlu bu tariflere uygun düşen bir isimdi. Bu hamlesinden başarıyla çıkar, yeniden yargılanmayı sağlarsa, kazanacağı puanlarla aranan lider olabilirdi. O zaman Feyzioğlu yalnız bırakılmalı, unutturulmalıydı.
Komutanlar, gazeteciler, siviller, aydınlar hapislerde sürünmeye devam edebilirlerdi.
Yeter ki, Metin Feyzioğlu, Kılıçdaroğlu'nun ana muhalefet liderliğini tehdit etmesin..
Şimdi, CHP yerel seçim adaylarının açıklanmasının niye geciktirildiğini, açıklanan iktidar adayları harıl harıl seçim çalışması yaparken, CHP'li aday adaylarının, rakibe ihtiyaç bırakmadan birbirlerini yemelerine zemin hazırlandığını, en başarılı CHP'li Belediye Başkanlarının hemen hepsinin tasfiye edilerek yerlerine Kılıçdaroğlu ekibinden oldukları dışında hiçbir şey bilinmeyenlerin getirildiğini daha kolay düşünebilirsiniz.
CHP'nin yerel seçimlerde başarılı olması, ülke yönetiminde istediklerinin gerçekleştirilmesi değil ki, Kılıçdaroğlu'nun politikası..
Ülkeye ve partisine ne olursa olsun, ana muhalefetin lideri kalmak, her salı naklen yayında televizyonların canlı yayınlarında konuşmak ona yetiyor.
Kılıçdaroğlu'nun rakipleri, AKP'de değil, kendi partisinin içinde. Politikası onlara göz açtırmamak, onları temizlemek..
"Küçük Politika"yı iyi biliyor ve iyi uyguluyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.