YAZARA MAİL GÖNDER Sümela Manastırı'nın öyküsü..

YAZARLAR

Güneş Tecelli, iznini uzatıyor.. Minik de olsa bir tatil köyünü yaza hazırlamak kolay değil.. Üstat Radi Dikici'nin tarih yazıları, pazar keyfi için bire bir.. Sunay Akın bizi Maçka dağlarına götürdüğünde Sümela'ya tırmanmıştık, Nebil de dahil.. O Sümela'nın öyküsünü yazmış Usta..
Masal gibi.. Buyrun..

***

Bizans İmparatoru Theodosius (379-395), Patrik Nectarius'u, yanında iki keşişle birlikte huzura kabul etmişti.
"Majesteleri bu iki keşiş,
Barnabas ve Sophronius Atina'daki Daphne Manastırı'ndan geliyorlar. Size bir konuyu arz edip hem izin, hem de yardımınızı istiyorlar..." "Buyrun, sizi dinliyorum..."
***

"Keşiş Barnabas ve Sophronios 385 yılı Ocak ayında günlük işleri tamamladıktan sonra, akşam duasına da katılarak odalarına çekildiler.
Barnabas manastırın kütüphanesinden aldığı çok az sayıda bulunan kitaptan Meryem Ana'yı ve İsa'nın doğumunu okuyordu. Yavaş yavaş üstüne bir rehavet çöktü, gözleri kapandı ve başı yatağının üstüne düştü. Ne kadar süre geçtiğini anlayamadı ama birden odası bir ışıkla aydınlandı.
Karşısında İsa'nın öğrencilerinden Aziz Luka duruyordu. Kollarında üç ikona tutuyordu.
Birinde kucağında İsa'yı taşıyan Meryem Ana resmi vardı.
"Barnabas, bu ikona şu anda Karadeniz kıyısında Trebizond'da (Trabzon) Santa Maria Kilisesi'nde bulunmaktadır. Kalkıp oraya gideceksin.
Sana zor bir görev veriyorum. Göstereceğim yere manastır yapacaksın. Şimdi gözlerini iyi aç ve dikkatle bak." Barnabas dik yamacı olan yeşillikler içindeki dağları görünce, Aziz Luka sordu, "Gördün mü?"
"Evet efendimiz,"
"Şimdi sana manastırın tam yerini göstereceğim."
Birden önünden dağlardan birinin yamacı aydınlandı ve bir süre sonra da manastır şeklini aldı. "İşte bunu yapacak ve ismini Sumela koyup içine bu ikonayı yerleştireceksiniz."
Birden ışıklar söndü ve Aziz Luka gözden kayboldu.
Barnabas yere kapandı. Ona yüce bir görev verilmişti. Ertesi gün bunu baş keşişe anlatmaya karar verdi.
Sabah duasından sonra baş keşişin yanına yanaşarak, "Sizinle çok özel bir konuyu görüşmek istiyorum efendim," dedi. "Önce Sophronios'la görüşeceğim. Daha sonra seninle," dedikten sonra yürüyerek kendi odasına gitti.
Barnabas kapının önünde beklemeye başladı. Sophronios çıkınca içeri girdi. Gece gördüklerini baştan başlayarak anlattı. O anlattıkça baş keşişin şaşkınlığı giderek artıyordu. Barnabas sözünü bitirince baş rahip, "Bana Sophronios'u çağırın," dedi.
Sophronios içeri girince her ikisine de,
"Şimdi karşıma oturun ve beni iyi dinleyin.
Dün akşam her ikiniz de aynı rüyayı görmüşsünüz. Anlaşıldığı kadarıyla Aziz Luka sizi bir manastır inşa etmek üzere görevlendirmiş.
Bunu yerine getirmek mecburiyetindesiniz. Şimdi yazacağım mektupla Konstantinopel'a Patrik Nectarius hazretlerine gideceksiniz. Ona da anlatacaksınız. İmparatorumuzun izni gerekmektedir. Patrik hazretleri bunu sağlar düşüncesindeyim".
Ertesi gün Konstantinopel'a gitmek üzere yola düştüler..."
***

Patrik, "...Ayrıca kayıtlarımızı incelediğimde Trebizond'daki kilisemizde bu ikonanın olduğunu gördüm. Durumu size arz etmek için onları alıp geldim," diye devam etti.
Theodosius sordu. "Trabzon'a gittiğinde rüyanızda gördüğünüz yeri bulabileceğinize emin misiniz?"
Barnabas, "Majeste Aziz Luka bize o yeri o kadar net gösterdi ki karıştırmamız mümkün değil," dedi.
"Patrik hazretleri, bu konuda elimden gelen desteği vereceğim. Bunun için yarın Keşiş Barnabas ve Sophronios Trabzon Valisi'ne yazacağımız mektubu alsınlar. Kendilerine maddi ve manevi her türlü destek verilecektir. Valilik aracılığıyla çalışmaları izleyeceğim. Amisos'a (Samsun) düzenli posta seferleri var. Onlarla yola çıksınlar. Gerisini Amisos bölgesi yöneticisi halleder."
İlgili ofisten imparatorun mektup ve emirnamelerini teslim alan iki keşiş patriğe veda ederek bir hafta sonra yola düştüler. Trabzon'a varmaları bir buçuk aylarını aldı. Valiyi ziyaret ederek mektup ve emirnameleri teslim ettiler. İmparatorun emri gereğince bir haftalık hazırlıktan sonra her iki keşişin yanına elli kişi verildi. Gerekli malzemeler arabalara yüklendi ve manastırın yapılacağı yeri bulmak için yola çıktılar.
Sanki onlara bir güç yardım etmekteydi. Sonunda (Bugün Trabzon'un Maçka İlçesi Altındere Köyü yakınındaki) Panagia Deresi'ne ulaştılar. Derenin batı yamacına baktıklarında rüyalarına giren Mela Tepesi'ni gördüler. Manastırı kuracakları yeri bulmuşlardı. Artık işe başlama zamanıydı. Kayaları kazarak (denizden 1.150 m yükseklikte) manastırı kuracaklardı.
Hummalı bir faaliyet başladı. O günün teknolojisine göre kayaları delmek çok zordu.
Yılmadılar ve işe koyuldular. İmparatordan gelen emir üzerine hemen dere kenarına neredeyse çeşitli barakalardan müteşekkil küçük bir şehir kuruldu ve çalışanların sayısı beş yüzü buldu. Dokuz yıl boyunca yapılan çalışmalardan sonra sadece kayaların içinde bir kilise bölümü hazırlanabilmişti. Küçük bir mutfak ve yatma yerleriyle ilk Panagai Sumela veya Theotokos Sumela veya Sümela Manastırı kurulmuş ve din adamları olarak da Barnabas ve Sophronios görevlerine başlamışlardı. (Radi Dikici, Büyük Theodosius, s.190,191)

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.