YAZARA MAİL GÖNDER Sonsuzluğa akışın 80'inci yaşı..

YAZARLAR

İran Şahı'nın Türkiye'yi ziyareti dolayısı ile, Atatürk, zamanın en önde gelen bestecilerinden Ahmet Adnan Saygun'a bir Opera ısmarlamış. İranlılarla Türklerin aslında kardeş olduklarını anlatan bir Opera.. Yavuz Sultan Selim'le Şah İsmail'in savaşından bu yana soğuk ilişkileri ısıtmak da var, Cumhuriyetin ilk ulusal opera temsilinde..
O zaman Ankara'da konservatuar yok. Musiki Muallim Mektebi var sadece.. Kim oynayacak peki?. Sesi güzeller var ama, çoğu nota bile bilmiyor. Adnan Saygun, kısa zamanda öğrenilecek, en kolay söylenecek bir Opera yapması gerektiği bilincinde.. Öyle de yapıyor..
Temsil başarı ile veriliyor. Atatürk, kulise gidip kutladığı sanatçıları, gece Köşk'e davet ediyor.. Davete katılan genç sanatçılardan biri, babasına yazdığı mektupta o geceyi anlatıyor.. Atatürk'ün onları nasıl kapıda karşıladığını, nasıl saygı ve sevgiyle ağırladığını.. Genç Soprano'dan da bir arya rica ediyor.. "Bugün Özsoy'da söylediğin arya" diyor.. Genç sanatçı "Ben size Butterfly'dan bir arya söyleyeyim efendim" diyor ve bir Türk kızı, Çankaya Köşkü'nde ilk defa bir klasik opera aryası seslendiriyor.
O genç soprano, sahnede izleme ve dinleme şansına eriştiğim Semiha Berksoy..
O tarih, 16 Haziran 1934!..
(Bu bilgileri, gecenin konuşmacıları, Mesut İktu ve Zeliha Berksoy'dan aktardım.) ..
Ve o Semiha Berksoy'un ölümünden önce kurduğu Opera Vakfı'nın 2009'dan beri vermeye başladığı Opera Ödülleri'nin beşincisi, 16 Haziran 2014'te sahiplerini buluyor..
Yani Atatürk'ün kurduğu operamızın 80'inci yılında..
O gece konuşanları biraz endişeli, hatta umutsuz gördüm..
Opera dünyanın eski sanat dallarından biri.. Her şeyin şarkı ve dansla başladığını görmek için mağara resimlerine bakmanız da gerekmez..
Amazonlar'da, insan oğlunun yeni ayak bastığı Okyanus adalarına giden günümüz insanlarının ilk gördükleri, o ilkel yaşamda şarkı ve dans ritüellerinin nasıl önde olduğu..
Dünyanın hiçbir koşulu, hiçbir rejimi, kültürü, sanatı, Opera'yı yok edememiş.. İnsanla doğan ve insanlar yaşadıkça, yaşayacak bir sanat dalı o..
Atatürk'ün kurduğu Operamız da, bu ülke durdukça duracak, kimse merak etmesin.
16 Haziran 2014 gecesi, Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nda sonsuza akışın 80'inci yılını kutladık..
Çok güzel, çok sıcak bir geceydi. Kimleri gördüm, başta Muhabere Okulu'nda sevgili Teğmenim Muammer Sun.. "Ahmet Adnan Saygun Büyük Ödülü" ona verildi.
Semiha Berksoy Özel Ödülü de, AKM polis karakoluna dönerken, tarihi Süreyya Sineması'nı depo olmaktan çıkarıp, aslına döndüren ve kentin tek Opera Salonu yapan Kadıköy Belediyesi'ne..
Necdet Aydın, Keriman Davran, Yalçın Davran, Müvedded ve kısa bir süre önce kaybettiğimiz Altan Günbaylar, gene kaybettiklerimizden Özcan Sevgen ve sevgili Osman Şengezer, Başarı ve Saygı ödülleri aldıktan sonra, sıra performans ödüllerine geldi.
Eylem Demirhan Duru (İzmir Operası), Engin Suna (Antalya), Aydın Uştuk (İzmir), Seda Aracı Ayazlı (Ankara), Murat Güney (İstanbul) ve Burcu Uyar (Berlin Operası) ödüllerini aldılar. Sonra da Fügen Yiğitgil'in piyanosu eşliğinde bir minik konser verdiler..
Böylece, Atatürk'ün kurduğu ulusal operamızın, nasıl yurda, yurt sınırlarını aşarak dünyaya yayıldığını ve ne harika gençler yetiştirdiğine bir kere daha şahit olduk..
Vakıf Başkanı Zeliha Berksoy akıl edip bir İkoncan'ı sahneye çıkaramadığı için, geceye foto muhabirleri ve gazeteciler pek ilgi göstermedi tabii..
Oysa Burcu Uyar başta, gençlerimizin hepsi sayfalar dolusu övgüyü hak ediyorlardı.. Nasıl muhteşem sesler dinledik, anlatılmaz..
Kaç satır yazı, kaç resim çıkacak medyamızda, izleyeceğim..
Bir sitemim de Operacıların kendilerine..
Opera'ya, baleye, kültüre ve sanata sahiplenmek, önceden haber verip TV kameralarını çağırarak AKM önünde "Sanata Evet" şovları yapmak değildir.
Semiha Berksoy Opera Ödülleri gecesinde salonda kaçınız vardınız?.
Niye tıklım tıklım doldurmadınız koltukları, merdivenleri..
Gürer Aykal ordaydı.. Meriç Sümen ordaydı.. Bu sanatı yürekten sevenler koşmuş gelmişlerdi, ne yapıp edip?. Peki siz nerdeydiniz?.
Böyle gecelere adımını atmayan Kültür Bakanımızdan farkınız neydi?.
"Neler yapmadık bu vatan için?.
Kimimiz öldük, kimimiz nutuk söyledik!.." değil mi?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.