Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Belki biraz abartıyor olabilirim.. Çünkü, Dünya Kupaları ile ilgim 1954'te başladı.. Daha evvelkileri bilmem. 1974'te kadar radyoda dinledik, sinemalarda o zaman filmden önce "Dünya Haberleri" gösterilirdi, önemli maçlardan sahneler seyrettik.
1974'le televizyon başladı.
Maçların tümünü siyah beyaz da olsa izlemeye başladık.
1982'den itibaren, çıplak gözle seyretme şansına ulaştım. 1998 dahil, hepsine gittim. Sonra tekrar televizyon.. Yani "En kötü" deyişim, bu sınırlar içindedir..
Salı akşamı tatsız, tuzsuz Arjantinİsviçre maçını izlerken, Sinyor'u aradım.
Can Bartu'yu.. Kaç Dünya Kupası'na birlikte gitmiştik. Tanıdığım en büyük futbol uzmanıdır. Ben, izlediği bir maçı onun kadar iyi analiz eden bir kişi daha tanımadım..
Dünya Kupası tarihleri genelde Wimbledon Tenis Turnuvası ile çakışır.
1990'da Roma'daydık. Sabah, Roma tepelerinden birindeki Hilton Apart Otel'den bir daire kiralamıştı. Sinyor'la orada kalıyor ve maç olmadığı zaman televizyonun başına oturup saatlerce tenis izliyorduk. Jimmy Connors ve John McEnroe'lu müthiş bir turnuvaydı o da..
O günleri hatırlayınca aradım zaten, büyük ustayı.. "Sinyor" dedim, "Tenis mi izliyorsun, futbol mu?." "Al birini vur ötekine" dedi..
"Ben bu kadar kötü bir Dünya Kupası görmedim.
Seyredecek futbolcu bile yok yahu!.."
Öylesine haklıydı ki, Sinyor.. "Antrenörler iftihar etsin" dedi..
"Futboldan vazgeçip koşucu yetiştirmeye başladılar..
İşte sonuç bu!.. Yahu bir çalım atan adam bile yok.."
Haksız mı?.
Dünya Kupası finalleri başlayalı, 56 maç izledik.. Bana "Unutulmaz" diye bir tanesini söyleyin.. Ya da bana "Şu futbolcu harikaydı, tek maçını kaçırmadım" deyin..
Geçtik.. Bana "An" anlatın.. "O ne çalımdı?.. O ne şuttu?.. O ne pastı" diyeceğiniz kaç tane sayarsınız?. Beş belki de, onu bulmanız mümkün değil.. Kalitesi bu kadar düşük futbola, "Dünya Kupası" denir mi?.
Seyrettikçe kahroluyorum, "Biz bunların arasında nasıl olamayız" diye.. Yani gitmeyi becerebilsek, 2002'yi de geçip, "Şampiyon" bile olurduk..
Gene sorayım mı?.
"Bu izlediğiniz takımlar içinde 'Yenemezdik' diyeceğiniz bir, tek bir tane var mı?."
Ronaldo, Messi dahil, bana "İzlemeye değer" bir adam söyleyin?. Bu turnuvadan, bir Pele, bir Maradona, bir Cruyff, bir Kayzer Franz, bir Puskas, bir Platini, bir Zidane, bir Hagi kalacak mı geriye?. Dr.
Socrates, Tigana, Van Basten, diye başlasam en az 100 isim sayarım, bu turnuvada yok!.
Dünya futbolu düşmüş.. 10 üzerinden 5'lik futbol oynayan takım yok.. Futbol 3-4 düzeyinde.. Öyle olunca takımlar, üst düzeyde değil, hepsi döküldüğü için denkleşmiş.
Hepsi kötü olunca, herkesin, herkesi yenme şansı doğuyor, bu da sonucu tahmin edilmez maçlar ortaya çıkarıyor. Yani kalite düşüklüğünün yarattığı denge, her takımı iddialı hale getirmiş. Bu kupanın en önemli tarafı bu.. "Dünya tarihinin en çok favorisi olan kupası" denebilir..
Brezilya'ya gelen 32 takımın hepsinin final şansı vardı. Şimdi çeyrek finaldeki sekiz takımın hepsi kupayı kaldırabilir..
Bir talih anı, bir direkten dönen top, bir savunma, ya da kaleci hatası, bir sürpriz şut, bir harika kurtarış, asıl beteri, bir hakem hatası, Kupanın kaderi olabilir..
Bugüne dek pek çok maçın sonucunu, "Daha iyi futbol" değil, bu dediklerim belirledi çünkü.. Görünen köy kılavuz istemiyor..
Sonrası da böyle olacak..
Benim gönlümün takımları, Kolombiya ile Kosta Rika.. Ama bu ikisinin, FİFA ve hakemlerinin gönlündeki takımlar olmadıkları kesin..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER