YAZARA MAİL GÖNDER Karşıyaka'da bir minik adam!..

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, kültür ve sanata özel değer veren, yörelerinde sanatın gelişmesi için müthiş işler başaran beş harika başkanı, yerel seçimler öncesi, değiştirme kararı aldığı zaman öfkemi bu sütunlarda dile getirmiştim.
Belki başkaları da vardır bilmiyorum ama, İstanbul'da Kadıköy, Beşiktaş, Bakırköy ve Maltepe Belediye başkanlarının yaptıklarını yakından biliyordum.
Bu başkanlar ilçelerini birer kültür ve sanat merkezi haline getirmekle kalmamışlar, partilerine arka arkaya, hem de rekor oranlarla seçimler kazandırmışlardı. Yani sadece sosyal değil, siyasal alanda da başarılıydılar ve el üstünde tutulmaları gerekirdi. Oysa Kılıçdaroğlu onları silmeyi yeğledi..
İstanbul'daki dört başarılı başkan, Mustafa Sarıgül istemediği için yeniden aday gösterilmediler. Sarıgül ya onlardan nefret ediyor, ya da kazanılması garanti bu ilçelere CHP'nin değil, kendisinin adamlarını yerleştirmek istiyordu. Başardı.
İzmir Karşıyaka'nın sanatsever başkanının başını kim yedi bilmiyorum. Ama mesela, Karşıyaka Belediyesi Şehir Tiyatrosunun onun döneminde nasıl rekorlar kırdığını biliyorum.
Sanatsever başkan tiyatro ile de kalmamış, Karşıyaka'da bir de senfoni orkestrası kurmuştu. Ricası üzerine Gürer Aykal koşmuş gitmiş, bin işinin arasında bu orkestrayı kurma işini yüklenmişti.
O başkan gitti, yenisi geldi.. Ve bu yenisi ne yaptı biliyor musunuz?.
Gürer Aykal'ın sözleşmesini tek taraflı feshetti..
Kendi belediyesinin adını taşıyan orkestra dahil, hayatında klasik müzik dinlemiş miydi?. Gürer Aykal'ı zerre kadar tanıyor muydu?.
Sanmıyorum..
Tanısaydı eğer ve eğer mesela Evin İlyasoğlu'nun yazdığı "Bir Cumhuriyet Çocuğu Olarak Gürer Aykal" kitabını okuyabilseydi..
Aralık 2012'de okumuş ve bu köşede yazmıştım.. Bir bölümünü nakledeyim ki, Karşıyakalı minik adam birazcık öğrensin..
"Hayata nasıl başlıyor, Gürer Aykal, bir Cumhuriyet Çocuğu olarak?.
Eskişehir, Mahmudiye Çifteler Köyünde..
Cumhuriyetin önde gelen köylerinden Çifteler.. Niye?. Orda bir Köy Enstitüsü var çünkü.. Cumhuriyetin Temel Eğitim Kurumlarından.. Gürer'in babası da orada müzik hocası..
Sonra Diyarbakır'a tayin oluyorlar.. Orada ilkokula başlıyor. 1952 yılında Ankara'dan iki müfettiş geliyor Diyarbakır'a.. Bunlar Halil Bedii Yönetken ve Şeref Çayırlıoğlu.. Görevleri Anadolu'yu dolaşmak.. Yetenekli çocukları keşfetmek ve onları Ankara'da kurulan konservatuara yatılı öğrenci olarak almak.. 1952'de Cumhuriyete bakar mısınız, neler yapıyor?.
Müfettişler küçük Gürer'de çok ender bulunan "Absolut/Mutlak Kulak" olduğunu keşfederler. Mutlak kulak doğuştan gelen bir yetenek. Ayni anda bir yığın sesi ayırt ederek duyabilen, doğadaki kapı gıcırtısı, çatal bıçak dahil her sesi anında notaya çevirebilen bir kulak..
Annesi telaşlanmış.. 'O daha küçük.. Bizden nasıl ayrılır' diye.. İkna etmişler, 'Ankara'da hatta daha iyi bakılır' demişler.
Gürer 'Nitekim Ankara Konservatuvarı'nda günde üç öğün çıkan mükemmel yemekle çok iyi beslenecek ve bakılacaktık' diyor..
Merak ve heyecanla okuyorum.. İnanılmaz şeyler okuyorum..
O yıllarda Diyarbakır'da bir Şehir Filarmoni Orkestrası var, iyi mi?.
1950'ler Diyarbakır'ının güzelliğine, zenginliğine bak.. Flarmoni Orkestrası sahibi bir Anadolu kenti.. Konservatuvar Keman öğrencisi Gürer, tatillerde eve gittiğinde bu orkestrada çalarmış.."
Sonrasını dünya biliyor zaten.. Dünya çapında çok saygın bir orkestra şefi oluyor Gürer Aykal.. Avrupalara, Amerikalara, orkestra kurmaya, devamlı yönetmeye davetler alıyor.. Türkiye'de bugünün en başarılı orkestrası Borusan Senfoni'yi, ardından, New York'ta yapılan Dünya Şampiyonasında 87 ülke arasında Altın Madalya alan Borusan Kuarteti kuruyor..
İşte bu baş tacı edeceği Gürer Aykal'ı hem de nasıl iftiraya uğradığı bir olayda, kulaktan dolma yalanlara inanıp, durumdan vazife çıkararak, işine son verme küstahlığını işliyor Karşıyaka'nın minik adamı..
Bu ülkenin, Atatürk'ün daha Kurtuluş Savaşı devam ederken, Cumhuriyet bile kurulmamışken, kurmaya başladığı sistemin, bir köy çocuğundan yarattığı dünya çapında sanat adamı, bana sorarsanız, yaşayan en yürekten, en inançlı, en büyük Atatürkçü Gürer Aykal'ı, Atatürk'ün kurduğu partinin hem de bir "Hasbelkader" Belediye Başkanı kovuyor, inanabilir misiniz?.
Haberi Bodrum'da aldığımda beynimden vurulmuşa döndüm..
Gürer Aykal olayı, CHP'nin niçin her seçimden mağlup çıktığını ve çıkmaya devam edeceğini anlatan örneklerden biridir
İzmir'de bir minik adam Atatürk'ün bayrağını taşıyan, dünya çapında üne sahip bir Atatürk, bir Cumhuriyet Çocuğunu kovuyor ve Atatürk'ün kurduğu partinin Genel Başkanı'nın ruhu bile duymuyor..
Ya da duyuyor da umursamıyor bile..
Bu kafadaki yöneticilerle, bu CHP'den ne köy olur, ne kasaba!..

***

Dün, Doğuş Çocuk Orkestrası'ndan söz ederken, harika bir solo yapan o müthiş birinci kemancılarının gözlerimizi yaşartan duygusallığından söz etmiştim. O küçük kızın ismi, yazıdan düşmüş.. Ondan ve sizlerden özürlerimle..
Geleceğin yıldızlarından olacağı kesin o kız, Tuana Köprülü!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.