YAZARA MAİL GÖNDER Hafta sonu güzellikleri..

YAZARLAR

İstanbul'un en sevdiğim mekanlarından biridir Pera Palas.. Gençlik yıllarımızda İstanbul'a maç için falan geldiğimizde, zamanın en ucuz oteli Ali Baba'da kalırdık, Tepebaşı'nda.. Az ilerdeki Pera Palas'a da yutkunarak bakardık. Paramız orda kahve içmeye bile yetmezdi çünkü..
Atatürk'ün kaldığı otel olarak efsaneydi. Agatha Christie'nin hayatına "Kayıp Günler" diye geçen zamanların da mekanıydı Pera.. Daha ne olsun?.
Otelin balo salonuna dizilmiş sandalyelerin en önünde oturuyorum. Karşım boydan boya pencere.. Camdan bakınca, o müthiş İstanbul silueti, Osmanlı Mimarisi kubbeler ve minareler görülüyor.. Dalmış bakarken, Florya'ya inen uçakların tam yaklaşım yolu ya orası, THY uçaklarını, kuyruktaki sembolleri ile görüyorum. Osmanlı'nın dünya efsanesi silueti üzerinde Cumhuriyet'in hele son yıllarda dünya gururu Türk Hava Yolları, ayni camın içindeler.. Hemen sağdaki camda, daha yakın uçan martılar romantik bir hava yaratıyor.. Soldaki camı O. Henry yapmış olmalı.. Bir çınarın en tepesi görülüyor. Çıplak, duru dallar arasında tek tük, sarı yapraklar. Rüzgarla sallanıyor, sallanıyor, düşüyorlar birer birer.. Son Yaprak öyküsü gözlerimin önünde..
Sonra önümüzdeki podyumda duran piyano canlanıyor.. Bir içli keman sesi ona eşlik ediyor..
Yanımda, Erzurum'dan gelen bir doktor arkadaşım var.. Rotasyon için orda. Hafta sonu için kaçmış.. İçli keman onu bilirmiş gibi giriyor parçaya..
"Erzurum, çarşı pazar.."
Sarı Gelin bu. Sarı Gelin, Hülya Avşar'ın "Salkım Hanım'ın Taneleri'nde dinlediğimden beri beni ağlatır nedense.. Ama bu defa keman ağlıyor resmen..
Bu balo salonu Atatürk'ün Cumhuriyet Balosu'nda yaptığı tangoyla ünlü.. Keman Özleyiş Tangosunu çalıyor..
Ardından Atatürk'ün en sevdiği Selanik Türküsü.. Bülbülüm Altın Kafes'te..
Bu nasıl bir gün, nasıl bir güzelliktir!..
Andante Dergisi ve Pera Palas bir araya gelmiş, ayda bir, bu "Cumartesi Sabahları"nı organize etmeye karar vermişler.
Açılış seçimi enfes..
Usta Kemancı Cihat Aşkın, piyanist Mehru Ensari eşliğinde yaptığı Minyatürler adlı harika çalışmadan seçmeler sunuyorlar.. Mest oldum resmen.
Ocak ayının konuğu bu yılın Donizetti Ödülleri sahibi çellist Çağ Erçağ.. Ama bak şimdiden söylüyorum Çağ.. C.Saint-Saens'in Kuğusunu bu defa da çalmazsan, gelmem..

***

Pazar öğleden sonranın güzelliği ise, TİM Şov Merkezi'ndeki Saint Petersburg Balesi'nin Kuğu Gölü'ydü..
Bale deyince akla ilk gelen iki şeydir, St. Petersburg kenti ve Kuğu Gölü Balesi.. İrina Kolesnikova harika bir Odette/ Odile oynadı, beyaz ve siyah kuğularda.. Kordo Bale de çok çok iyiydi. Ama Prens'te Dmitry Akylinin biraz hafif kaldı bence..
Bu arada bir şey daha söyleyeyim..
İki sene önce İzmir'de izlediğim Mehmet Balkan'ın sahnelediği ve tüm Devlet Balesi'nden seçme dansçıların yer aldığı Kuğu Gölü, inanın St. Petersburg Ballet Theatre'ın gösterisinden daha iyiydi.
Rusları seyrederken, kendi balemizle bir kez daha gurur duydum.
Balkan'ın Kuğu Gölü tura çıksa, dünyayı sallar inanın!..
Çıksa!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.