YAZARA MAİL GÖNDER Bir dünya müzesinde yeni yıl!..

YAZARLAR

Göztepe'de dünya çapında bir eserimiz var.. Oyuncak Müzesi.. Dünyanın en önde gelen oyuncak müzelerinden biri.. Uluslararası müze yarışmalarında almadık derece, getirmedik ödül bırakmayan, ulusal gururumuz..
Oyuncak Müzesi, bir Karadeniz çocuğunun akıllara seza idealizminin eseridir.
Onu en yakından tanıyanlardan biriyim.. Yıllarca Yaşamdan Dakikalar'ı onunla beraber yaptık.. Aramızda bugün bana gurur veren bir dostluk doğdu.
Adını bilirsiniz.. Dünya biliyor zaten..
Sunay Akın!..
Oyuncak Müzesi, Sunay'ın adeta yaşam sebebiydi. Hemen her hafta Yaşamdan Dakikalar çekimine elinde yeni bulduğu, aldığı bir tarihi oyuncakla gelirdi. O oyuncağın önemini anlatırdı önce.. Sonra nasıl bulduğunu, ulaştığını, hangi açık arttırmalarda, hangi büyük paraları ödeyerek aldığını..
Nebil'le ağzımız açık, biraz da şaşkınlıkla dinlerdik..
Sunay, bir Karadenizli inşaat ağasının değil, bir terzinin oğluydu. Şairdi. Bedri Rahmi akrabası.. Ressamlık genlerini alsa, biraz kazanma ihtimali var. Şairlik genlerini almış. Şiirden para kazanan var mı dünyamızda?.
Sunay oyuncak müzesine o her biri servet eserleri kazandırmak için çok çalışmak zorundaydı. Çalıştı da.. Müthiş araştırmacılığı sonucu kafasında oluşan bilgi hazinesini, sahneye çıkarak anlatmaya başladı. Müthiş bir anlatım ustasıydı. Anlattıkları da müthişti.
Davetler, içerden, dışardan, her yerden gelmeye başladı. Sunay hepsini kabul etti..
Amsterdam'dan geliyor, uçaktan inip, çekime koşuyor, biter bitmez havaalanına hareket ediyor, Erzurum'a uçuyor, ertesi gün Antalya, daha ertesi Adana..
Ertesi New York!..
Akıllara seza.. Uçaklarda uyuyordu ancak.. Çünkü bu müzecilik dünyanın en illet işiydi. "Bitti" diyecek bir durum yoktu ki?.
Her gün bir yerlerde, o müzeye girecek yeni bir antika oyuncak ortaya çıkıyordu.. Onu da almak lazım... Sonra yenisi..
Onu da.. Onu da.. Sonsuza dek bir yarış..
Sunay, Oyuncak Müzesi'ne yer olarak, aileden kalma bir köşkü seçmişti.
Bu köşkü, hemşehrisi bir Karadenizli'ye on daire karşılığı verebilir, hayat boyu ayağını uzatıp yatabilirdi. Bu köşkü aile evi yapabilir, içinde sefasını sürebilirdi.
O tuttu, müze yaptı..
Göztepe gibi İstanbul'un en güzel ve en pahalı yerinde köşk sahibi olmanın bedeli, yüksek bir vergiyi her yıl ödeyerek..
Bütün bu fedakarlıkların karşılığını da aldı ama.. Dünya çapında bir müzeyi kuran, durmadan geliştiren ve yaşatan adam olarak Dünya Müzecilik Tarihine geçti.
Ve bu müzede, 10'uncu kez Yeni Yılı kutlamak üzere biz dostlarını pazartesi gecesi Göztepe'de topladı.
Nokta..
Eğer Tagore olmasaydı, bu nokta tam da yerinde olacaktı.. Ama o Tagore var ya, o Tagore..
"Aleve aydınlığı için teşekkür et..
Ama tükenmeyen bir sabırla gölgede durarak lambayı tutanı da unutma"
diyen Tagore!..
Onu düşününce, yazıyı başa almam ve "Bu oyuncak müzesi Belgin Akın'ın eseridir" demem gerek.. Bir kadın, bir eş, bir anne olarak, tanıdığım en mükemmel insanlardan biri.
Sunay'ın hayattaki en büyük şansı.. "Ne müzesi..
Verelim yapsatçılara, hem lüks bir dairede oturur, hem de tonla kira geliri elde edebiliriz" diyebilirdi. "Yahu burası dünya güzeli tarihi bir köşk.
Ne müzesi.. İçinde biz oturalım" diyebilirdi.. "Ne?.. Bu çaput parçasına binlerce dolar mı ödeyeceksin?. Boş versene.. Sen bana bir Lamborghini al onun yerine" diyebilirdi.. "Deseydi, haksız olurdu" diyebilir misiniz?.
Ama o muhteşem Belgin bunların hiçbirini demedi. Başından sonuna dek, eşinin yanında, omzunun başında durdu..
Onun servetler harcayarak bu müzeyi kurmasına, o servetleri kazanmak için, ayda yılda bir kaç saat eve uğrayarak ordan orya koşmasına ses çıkarmadı. Ne ses çıkarması.. Destek oldu.
Sunay'ın bulduğu aldığı her parçadan sonra yaşadığı zafer sevincini paylaştı, ortak oldu.
Dahası..
Dahası sevgili okurlar, iki pırlanta evlat yetiştirdi.. Ozan şimdi New York'ta okuyor..
Ilgın Paris'te..
Belgin'in köşkü yok.. Plazası yok..
Ferrarisi yok..
Ama onda öyle büyük bir hazine var ki, bunların hiçbiri ile ölçemezsiniz..
Onun dünyalar güzeli bir ailesi var.. O güzel yuvayı yapan dişi kuş o!..
Sunay kızmasın.. Belgin'in sahip olduğu hazine, bin oyuncak müzesi eder..
Mutlu yıllar benim sevgili dostlarım, Akın ailesi..
..ve Nice yıllara, ülkesel gururumuz, Oyuncak Müzesi!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.