YAZARA MAİL GÖNDER Milli Eğitim Bakanı.. Çocuklarımız ve servisler!..

YAZARLAR

Mersin'de sömestr tatili öncesi, bir ilkokulda yapılan karne töreninde yaşanlar pazar günü gazetelere yansıdı.
Elinde bir kanlı çocuk elbisesi ile kürsüye fırlayan bir kadın "Benim kızım 1.5 ay önce bu servis arabasında vuruldu.
Acılar çekti. Okula gidemedi. Ama o servis şoförü hala burda görev yapıyor.
Çocuklarımızı hala o şoföre emanet edenleri kınıyorum"
diye haykırırken, sinir krizi geçirmiş. Fırlamış, servis aracını yumruklamaya başlamış. "Başbakana sesleniyorum. Terör okulda, servislerde. Yakalayın hepsini" diye bağıran kadını güçlükle sakinleştirmişler.
Çocuğun servis aracında otururken vurulması akıl alır gibi değil. 9 Aralık günü, içi ilkokul öğrencileri ile dolu servisin sürücüsü, bir başka sürücü ile yol verme yüzünden kapışmış. Arabayı durdurup inmiş, öteki şoföre saldırmış.
Adamı, neyle vurmuşsa artık, kafasından yaralamış. O da tabancasını çekip, servis şoförüne ateş edince, kurşun serviste oturan 11 yaşındaki İlayda'ya isabet etmiş. Kız ağır yaralı kurtulmuş Allahtan, okuldan kalmakla sıyırmış.. Daha fecisi de olabilirdi..
Yıllardan beri bu ülkede servislerin trafikte nasıl bir katliam yaptıklarını yazıyorum. Kimsenin umurunda değil. Bu ülkede, ne kimsenin umurunda ki..
Dünyanın hiçbir uygar ülkesinde benzeri olmayan, şirket servislerinden vazgeçtim.. En kıymetli varlıklarımız çocuklarımızı emanet ettiğimiz "Okul" servisleri için biraz özen, biraz titizlik istedim.
"Milli Eğitim Bakanlığı, okul servis şoförleri için özel koşullar getirsin hiç değilse" dedim. Kendim söyledim, kendim dinledim..
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hocama bir sorum var.. Bu yıl okulların açılmasından bu yana, kaç çocuğumuz servis kazalarında öldü biliyor musunuz?.
Biliyorsanız, ellerinizden öperim.. Nerden, niye bilesiniz ki?. Bu ülkede çocukların sahibi var mı ki, size öğretsin?.
İşte Mersinli annenin haykırışları..
Taşıdığı çocukları arabada bırakıp dışarı fırlayıp, nerdeyse cinayet sebebi bir kavgaya sebep olan gözü dönmüş şoför hala o okulda görevde.. Ne okul yönetimi gık diyor, ne anne babalar?.
Bu olay mesela Amerika'da olsaydı, medya yeri yerinden oynatır, öyle bir kıyamet koparırdı ki, o eyaletin valisi giderdi, alim Allah..
Çocuk Amerika'da lafta kıymetli değildir.
Senede bir gün makamlara oturtulup, 364 gün unutulmaz. O her gün, ülkenin servetidir.
Çünkü geleceğidir. Amerika'da her suçu işle, ama bir çocuğun burnunu kanatma.. Öyle şartlandırılmıştır millet..
Amerika'da önüne geleni servis şoförü yapmazlar, Nabi Hocam!.. 40 yaşından büyük olacaksın bir defa.. Ama yetmez..
Evli ve çocuklu, yani aile babası olacaksın ayrıca ki, kendi ailen, kendi çocukların hep gözünün önünde olsun, arabanı ona göre kullanasın..
Amerika'da okul servisleri, en imtiyazlı arabalardır.
Başkanın arabasından daha fazla özen gösterilir trafikte onlara..
Bir okul servisi durdu mu, arkasındaki tüm arabalar durur. Sollayıp geçmek yasaktır. Ya çocuk arabanın önünden fırlarsa.. Servis sürücüsü, inen çocukları dikkatle izler.
Çocukların tümünün ellerini, karşılayıcıları tutuncaya kadar arabayı sürmez. Böylece servisten inen çocuğun indiği arabanın altında kalması tehlikesi de ortadan kalkar. Servis süresi, bu titizlik yüzünden uzar ama, önemli olan servis şoförünün kontağı bir an önce kapatması değil, kendisine emanet edilen çocuğun canıdır.
Bir de bize bakın, Nabi Bakanım?. Sahi hiç baktınız mı?. Okullar açıldığında bakmak ister misiniz, mesela bir gün benimle, TEM'e ve E-5'e çıkıp, "Okul Servisi" denen katliam araçlarının, nasıl hayvanca sürüldüklerini, nasıl trafik kurallarını allak bullak ettiklerini, emniyet şeritleri dahil, her şeridi kullanarak, Uludağ'da slalom yapar gibi araba sürerek nasıl gittiklerini, daha o yaşta çocuklara bu ülkede trafik kurallarına zerre uyulmadığını, çünkü devletin olmadığını gösterdiklerini, böylece onların ruhlarına ilk "Terörist zehiri"ni damlattıklarını görmek ister misiniz?.
Bahar aylarında çıkarsak Sayın Bakanım, size oto yolda camları açık giden okul servislerini de gösteririm.. O camdan kafasını uzatmış dışarı sarkan yedi yaşında çocuğu da.. Oto yolda hem de 120, 140'la giden servisten sarkmış çocuklar..
Öyle pervasız, gamsız olan hayvanlar da var aralarında..
Ama ne yazık ki, müdahale eden yok. Trafik polisi seyreder.
Çocukları o servise bindiren okulların müdürlerinin akıllarından geçmez, denetlemek. Okul Aile Birlikleri mi?. Güldürmeyin beni.. "Yahu benim çocuğumu kim nasıl götürüp getiriyor" diyen bir anneye, bir babaya rastlamadım daha..
Peki medya?. En komiği de biziz tabii, Sayın bakanım..
Bir servis kazasının, pisi pisine ölen bir çocuğun manşet olduğunu, ardından bir köşe yazısı yazıldığını gördünüz mü?.
İşte daha geçen hafta.. Buzdan donmuş derenin bu tarafında bırakmış küçük kızı bir servis yaratığı.. Buzun üzerinden yürümeye kalkmış zavallı minik. Buz kırılmış, boğulmuş.
Sabah okula gönderdikleri kızlarının cesedini almışlar akşam dereden..
Peki sonra..
Sonrası yok.. Bizim gazeteciliğimiz orada biter.. Bir ajans vere ki, gerisini yazalım..
Fikri takip denen, gazetecilik temel ilkesi iflas edeli, yıllar oldu Sayın Bakanım..
Bu yüzden zaten, bu okul yılının ilk yarısında kaç servis kazası oldu, kaç çocuğumuz öldü, kaç çocuğumuz yaralandı, kaç çocuğumuz hayat boyu izini taşıyacağı ruhsal travmalar geçirdi, bilenimiz yok..
Bu yüzden Sayın Bakanım, siz de hala makamınızda, bu kadar rahat oturmaya devam ediyorsunuz zaten!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.