YAZARA MAİL GÖNDER Atatürk ve Dans Sanatı!..

YAZARLAR

Mustafa Erdoğan'ın "İlk dans öğretmenimize saygıyla" ithafı bir jestin değil, gerçeğin ifadesi.. Size özetlemek isterim..
"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir" sözü ünlüdür, Mustafa Kemal'in..
Dans, özellikle Anadolu'nun her yöresinin ayrı dansları Atatürk'ün en önem verdiği sanat dallarından biriydi. Her fırsatta bunu anlattı.. 1920'de, daha Kurtuluş Savaşı devam ederken, sanatı ve kültürü düşünen liderdi o..
"Her milletin kendine mahsus an'anesi, kendine mahsus adetleri, kendine göre millî hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin mukallidi olmamalıdır. Çünkü böylelikle millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne de kendi milliyeti dahilinde kalabilir. Bunun neticesi şüphesiz hüsrandır.
Aydınlarımız içinde çok iyi düşünenler vardır. Fakat genel olarak şu hatamız vardır ki, inceleme ve araştırmalarımıza zemin olarak çoğu kez kendi yurdumuzu, kendi tarihimizi, kendi geleneklerimizi, kendi özelliklerimizi ve ihtiyaçlarımızı almayız. Aydınlarımız belki bütün cihanı, bütün diğer milletleri tanır, fakat kendimizi bilmeyiz! (20 Mart 1920)
"Zeybek dansı her toplumsal salonda, kadınla beraber oynanabilir ve oynanmalıdır.(İzmir Kız Öğretmen Okulu'ndaki konuşmasından (14 Ekim 1925)
"Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk milletinin temel direği olarak kabul edeceğiz. (1932)"
Atatürk, Halkevleri'ni kurarak ülkedeki binlerce halk dansı figürünün derlenmesini istedi.
O dönemin ünlü sporcu ve halk bilimcilerinden Selim Sırrı Tarcan'a uluslararası etkinliklerde, normal kostümlerle yapılabilecek ulusal dans koreografi siparişi verdi.
Tarcan, Selim Sırrı, Paris'te 1924'te yapılan Olimpiyat Oyunları'nda zeybek oynadı, daha sonra bu dansı geliştirerek Atatürk'ün istediği forma soktu. Ardından, zeybek danslarından esinlenerek yaptığı koreografiyi, İzmir Kız Muallim Mektebi'nin konferans salonunda okulun öğretmenlerinden Mualla Hanım ile birlikte Atatürk'ün huzurunda sergiledi.
Atatürk, gösteri bittiğinde şöyle dedi..
"Hanımefendiler, Beyler! Selim Sırrı Bey raksını ihya ederken ona bir şekl-i medeni vermiştir. Bu sanatkar üstadın eseri hepimiz tarafından seve seve kabul edilerek milli ve içtimai hayatımızda yer tutacak kadar tekemmül etmiş, bedii bir şekil almıştır. Artık Avrupalılara, bizim de mükemmel bir raksımız var, diyebiliriz ve bu oyunu salonlarımızda, müsamerelerimizde oynayabiliriz. Zeybek dansı bu yeni şekli ile her içtimai salonda kadınlarla beraber oynanabilir ve oynanmalıdır".
Selim Sırrı, koreografisini Atatürk'e ithaf etmiş ve ilk kez kadınlarla birlikte icra edilen bu dansı, "Atatürk'ün sosyal hayatımızda kadına verdiği yeri düşünerek bu eseri vücuda getirdim" demişti.
Atatürk, dansı ülkenin kültürel yaşamına sokmayı da hedefleri arasına almıştı. Cumhuriyet balolarında tüm politikacıların dans etmesini teşvik etmişti.
(Bilgileri, Türkiye Folklor Araştırmaları Kurumu Gençlik Kulübü çalışmalarından derledim.)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.