YAZARA MAİL GÖNDER “Diren”e direnesim geliyor!..

YAZARLAR

Yıllar önce, Faruk Bayhan, eşi Semra dostlarımla, Berlin'de dolaşmaya çıktık. Ama alış veriş caddelerinde değil. Bayhanlar da benim gibi, almaya değil, görmeye meraklı.. Kent kırsalına çıktık.. Şatoları, sarayları geziyoruz.
İki şeye çok şaşmıştık.
İlki, filmlerde gördüğümüz o harika şatoları yıllığı 1 marka kiraya veriyordu devlet.. Bir marka şato.. Alman mihmandar anlattı.. Bu şatoların bakımı devlete, yani halkın vergilerine büyük yük bindiriyordu. Kira bu yükü devletten alıp, zenginin birine veriyordu. Öyle bir kira sözleşmesi yapılıyor, öyle bakım ve restorasyon hükümleri konuyordu ki, 1 marka kiralanan şatonun yıllığı milyona geliyordu aslında..
İkincisi şaşkınlığımız İkinci Frederich'in o ünlü sarayının orman gibi bahçesinde oldu. Onlarca ağaç kesilmiş, yatırılmış, kışlık odun gibi doğranıyordu. Çapları bir metreden fazla dev, en az yüz yaşında ağaçlardı hepsi..
Hem de tarihi sarayın bahçesinde, hem de tarihi ağaçları, hem de Alman nasıl keserdi yahu?.
Onu da öğrendik..
Tarım Bakanlığı'nın görevli orman ve ağaç uzmanları, yaşamları sona eren ağaçları, belirler, işaretler ve onların bir tehlike yaratmadan kesilmelerini sağlarlarmış..
"Vay be ağaç da kesilirmiş, demek" dedik, Faruk'la..
Bunu bugün, birisinin de bizim millete demesi gerek..
Emirgan'da deniz kenarında kesilen üç ağaç için kıyamet koptu üç gün.. Sahildeki Mado itham edildi. Efendim onların manzarasını kesiyormuş da..
Bunu diyenler güya ağaççı.. Güya, tabii.. Ağaççı olsalar gerçekten, asıl manzaranın ağaç olduğunu bilirler..
Yurt çapında bir boykota uğramasına ramak kalan Mado "Bizimle ilgisi yok. Belediye kesti" diye feryat etti.
"O zaman tamam" dedim içimden..
Hayır.. Aklınıza hemen Kadir Topbaş gelmesin. Onun İstanbul'u nasıl sahipsiz bırakan bir başkan olduğunu, sadece son yılda en az on kere yazdım.
Ama Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanı İhsan Şimşek'i yakından tanıyorum.
Fevkalade işinin uzmanı.. Fevkalade çalışkan ve coşkulu ve fevkalade başarılı biri.. Sahil yollarında, oto banlarda giderken iki yanda gördüğünüz o enfes çiçeklerle bezenmiş çimenler onun eseri.. Yol kenarları dahil her boş alana dikilen ağaçlar, erguvanlar onundur.
"İhsan Şimşek durup dururken ağaç kesmez" dedim..
Nitekim öyleymiş.
O dış budak ağaçları denizden gelen tuzlardan etkilenip kurumaya başlamışlar. İlaçlama ve budama ile iki yıl iyileştirme için uğraşılmış. Sonunda Orman Fakültesi Hocaları "Mümkün değil" demişler. Sert rüzgarda yıkılmaları halinde sahilde yürüyenlerin can güvenliği tehlikeye gireceği için, gene fakülte uzmanlarının kararı ile kesilmişler. Yerlerine de zaten 20 yaşındaki Ilgın ağaçları dikilmiş. Bekleme gerektiren fidan değil, ağacın yerine ağaç..
İhsan Başkan "Riskli ağaçların kaldırılması devam edecek" diyor..
Burdan ne çıkıyor?.
Ya biz "Nedir, nedendir, ne getirir, ne götürür" diye bakmadan her şeye direnen bir millet oluyoruz..
Ya da bu ülke yetkilileri, bir şeyi yapmadan önce, niçin yaptıklarını çevre ve yöre insanına iyice anlatmanın önemli ve şart olduğunun farkında değiller.. "Ben yaptım oldu" havasında gidiyorlar..
Yani..
İki tarafın da hatası var.. Yararlananlar da, fırsat kollayan bozguncular oluyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.