YAZARA MAİL GÖNDER Blazerli Şenol Güneş!..

YAZARLAR

Efendim, konu açıldı ya.. Hemen eski defterler karıştırıldı.
Şenol Güneş, 2000'li yılların başında Milli Takım Teknik Direktörü olduğunda da, kıyafeti yüzünden eleştirilmiş.. Eleştiren de benmişim.. Onu sokuşturdular araya, hem de o zaman olduğu gibi saptırarak..
En başından özetleyeyim..

***

Türkiye, İzmir'de İngiltere ile oynayacaktı. Mustafa Denizli de hoca.. O zaman bizde hocalar, eşofmanla kenarda duruyorlar. Mustafa da yakın arkadaşım ya.. Bir gece otururken "Bak hocam" dedim.. "Avrupa'da Teknik Direktörler kenarda artık en şık kıyafetlerle duruyorlar. Pazar günü İzmir'de İngiliz meslektaşın çok şık bir Blazer ve gri pantolonla gelecek yanına.. Eşofmanla onun yanında nasıl kalacaksın bir düşün.."
Oracıkta karar verdik.. Terzilerin ustası, benim kıyafetlerimi diken Muzaffer Usta'yı aradık.. "Pazara bir Blazer yetiştireceksin. Göğüs cebinin üzerinde de elle işlenmiş bir ay yıldız olacak.."
Muzaffer Usta, yetiştirdi Blazeri ucu ucuna. Hatta uçağa atlayıp kendi getirdi pazar sabahı öyle hatırlıyorum..
Maçın başında el sıkışırlarken daha berabere kaldı, Mustafa Hoca İngilizle.. Maç da berabere bitti zaten..
Türk futbolunu 2002'de Dünya Üçüncüsü yapan "Hücum Futbolu" anlayışı o maçla başladı..
Şenol Güneş Milli Takım'ın başına geçince, 90'lı yılların sonunda, o da Blazer giydi. Ama belki de futbol hayatı boyunca, Mustafa gibi forvet değil, kaleci olduğundan, savunma futbolunu benimsedi. Milli Takım'dan "Kazanma" fikri gitti, "Kaybetmeme" fikri geri geldi.. Bence tabii.
O zaman yazdım işte.. "Blazer giymekle Mustafa Denizli olunmaz.. Onun futbol düşüncesini, yaşam felsefesini benimsemek lazım" diye..
Mustafa Denizli'nin ezeli düşmanları vardı o devirde.. Lafı hemen dolandırdılar, saptırdılar.. "Şenol Güneş'in kıyafeti eleştiriliyor" dediler..
Güldüm, geçtim, her zaman yaptığım gibi..
Bildiğimi yazmaya devam ettim..
Hala da ayni düşüncedeyim.
Şenol Güneş, 2002'de Türkiye'yi Dünya Üçüncüsü yapmadı. Bize, Dünya Şampiyonluğunu kaybettirdi.

O öyle bir devirdi ki, başta Brezilya, tüm dünyada müthiş bir gerileme vardı. Bizse, Fatih Terim'in 1996-2000 yılları arasındaki o "Efsane" Galatasaray'ı ile harika bir kuşak yakalamıştık. Dünya Şampiyonası öncesi bu sayfanın manşetinde yazmıştım, "Bu takım şampiyon olur" diye..
Türkiye, Şampiyon olan Brezilya ile iki kere oynadı, Kupa'da.. İkisinde de Şenol Hoca cesur olamadığı için kaybetti ve üçüncülük maçı oynamak zorunda kaldı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.