Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sevgili Burak,
Seninle pek az bir araya geldik, üç beş nezaket konuşması dışında da laflamamız olmadı. Bu, sana "Hıncal Ağabeyin" olarak ilk hitabım olacak. Dilerim dikkatle okur ve iyi düşünürsün.
Bak Burak,
Sen benim sevdiğim futbolcuların başında geliyorsun.. Ama en kızdıklarımın da en tepesindesin..
Hepsini anlatacağım..
Galatasaray'ın gelmiş geçmiş en kötü yönetimi, sade yönetim değil, hesap da bilmiyor..
Ne işe yaradığını, niçin alındığını hala tam çözemediğim Denayer'e bu başkan fiyat biçmiş. 10 milyon Euro.. Ona ve dünya piyasasına bakarak söylüyorum (ki o piyasada en büyük ücretler, golcülere verilir), seni göndermeyi düşünen bu yönetimin yerine alacağı adamın bedeli en az 50 milyon eurodur.
Finansal Fair Play için UEFA'da yalvarmadık kapı bırakmayan yönetim, bu parayı ödeyebilir mi?. Öderse kimi alır?. Bu yıl iyi değilsin.. Sebepleri var..
1- Hamza Hamzaoğlu.. Bu takımın savunmaya, özellikle stopere ihtiyacını beş yaşındaki çocuklar bilirken, kulübün transfere verecek parası yokken ve finansal fair play yüzünden borç alacak hali de yokken "İlle de santrfor isterim" diye ortaya çıkan Hamza, seni ve Umut'u, farkında olmadan, belki de bilerek, kasten yaraladı. Sizi, her maça "Yuhalayacak adam bulmaya gelen" sözüm ona Galatasaraylı rezillerin önüne attı.. Onlar da her maç, seni, Sabri'yi, Umut'u ıslıklayarak keyiflerini çıkarıyorlar.
2- Burak Yılmaz!.. Evet Burak, aynen öyle.. Seni bitiren ikinci kişi bizzat sensin.. Bu ülkede nurlar içinde yatsın, Yılmaz Yücetürk dışında "Bireysel taktik" öğreten hoca çıkmadığı için günümüz futbolcularının çoğu bu deyimden bile habersizler.
Sen Burak, bireysel taktikten habersiz olduğunu Astana maçının son dakikalarında en kritik anlarda en kritik yerlerde yaptığın iki faulle gösterdin.Galatasaray iki yıldır en çok golü duran topla yerken ve şimdi son dakikalarda 1-1'i korumaya çalışırken kaleci dahil her Astanalı'yı kalenin içine dolduracak o faulleri yapman intihar değil miydi?.
Kaldı ki, faul yapmak senin hastalığın.. İkili mücadelelerin hemen hepsinde faul yapıyorsun. Hakeme yutturdun mu mesele yok. Yutturamadın mı, Galatasaray top kaybediyor, sen de bir de sıkılmadan itiraz edip sarı kart görüyorsun. Oysa topu rakibinden sökmek için faule ihtiyacın yok. Sen yapmasan, o yapacak zaten..
Temiz futbol oynamıyorsun Burak.. Amacın gol atmak değil, rakibinin ekmek parası ile oynamak, onu oyundan attırmak.. Yanından biri hızlı geçse, kendini yere atıyor, araba çarpmış gibi kıvranıyorsun. Santrforun işi ayakta kalmaktır Burak.. Sonuna dek düşmeyip gole koşmaktır.. Hakem ne karar verirse verir, sana ne?.
Sen tabii, üfleseler yere yıkılınca, haklı olduğun zamanlarda dahi hakem "Ya yutturduysa" diye düşünüp faul çalmıyor. Kendi tuzağına kendin düşüyorsun.
Aldatmayı bırak. Mert oyna.. Erkekçe oyna.. "Burak düştüyse sahtedir" gitsin.. "Burak düştüyse, faul kesindir" inancı gelsin.. Düşmemek için sonuna dek diren.. Bu huyunu değiştirmezsen Burak 50 milyon Euro değil, 50 kuruş etmezsin, tamam mı?.
Bir şey daha.. En iyi niyetli hakem, daha onuncu dakikada senden nefret eder. Çünkü sen topla değil, hakemle oynamaya bayılıyorsun. Hakemi tribünlere yuhalatmaya çalışıyorsun. Kendini hakemin yerine koy.. Böyle bir adama sempati duyar mısın?.
Hakeme yardımcı olmayı, ona kendini sevdirmeyi denedin mi hiç?. Hakemin sana sempati duymasını sağladın mı bir maçta?. Yapsaydın, sonucu görürdün..
3- Seyirci.. Bu seyirci ikiye ayrılmış. Galatasaray hainleri ve ona ses çıkarmayıp işbirlikçi duruma düşenler.. Arena tribünlerinden ne sana, ne takıma yarar yok. Hainler seni ıslıklamaya meraklı.. Sen de onların etkisinde kalıyorsun.
"Kaçırırsam ıslıklarlar" korkusu ile gol pozisyonuna girmekten bile korkuyor bilinç altın. Topu almaktan korkuyorsun. Bu yıl az koşmanın sebebi o.. Gol kaçırmanın sebebi de o.. İnsan "Bunu da kaçırırsam" endişesi ile vurursa topa, en kötü vuruşu yapar..
Sen o hainlerle mukayese bile edilmeyecek kadar iyi Galatasaraylısın. Onlara gözlerini, ıslıklarına kulaklarını kapa.. Kendine, arkadaşlarına, hocana, yeteneklerine güven, bildiğin futbolu oyna..
Bu ülkenin en iyi iki hocası Fatih Terim ve Mustafa Denizli, Milli Takımda ve Galatasaray'da senden vaz geçmiyorlarsa, sen "En İyi"sin demektir.
Çık ve oyununu oyna..
Ama temiz oyna.. Ama sportmen oyna.. Ama topla oyna, hakemle değil.. Düşme.. Son ana dek düşme.. Ayakta kalmaya çalış, diren.. Seni yıkamadıklarını göreceksin. Drogba niye Drogba?. Ronaldo niye Ronaldo?. Düşmeye direndikleri için..
Zafer dik duranlarındır Burak.. Düşmeyenlerin, düşse de hemen kalkanlarındır.
Kendine güvenerek oyna, tribünlerden korkarak değil. Hepsini utandırır, hepsini rezil edersin.
Gözlerinden öperim.
Ağabeyin Hıncal!.,

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER