YAZARA MAİL GÖNDER İstanbul'un Valisi var mı, sahiden?.

YAZARLAR

28 Ocak Perşembe.. Saat 18.30- 19.30 arası.. Zincirlikuyu'da 15 yıldır bomboş duran ve "Depreme dayanıklı değil" diye iskan alamayan, ama nedense de yıktırılmayan (Vatandaşın evleri, hem de karda kışta ayni sebeple nasıl yıkılıyor, her gün ekranlarda görüyoruz) Tatlıcı Kulelerinin önündeyim.. 70- 80 metre sonra Köprü çıkışından sapacağım ve karşıya geçeceğim..
O 70- 80 metreyi geçmem tam 47 dakika sürdü Sevgili okurlarım.. Yürüsem en fazla beş dakikalık yolu arabamla tam 47 dakikada almamın sebebi İstanbul'un Valisi.. Daha doğrusu İstanbul'da, İstanbul halkına sahip bir Vali'nin olmayışı.. Erol Çakır'ın emekli olmasından bu yana, bu kentte vali görmedik..
Gelenlerin işleri güçleri makamlarında oturup çay kahve içmek.. Bir de Ankara'dan önemli biri gelirse, onun için yolların açılmasına bizzat nezaret etmek.. Vatandaş yollarda sürünsün, umurlarında değil. At sahibine göre kişner.. Onun umurunda olmayınca, Emniyet Müdürünün umurunda değil. Onun kılı kıpırdamayınca da, Trafik Müdürü aldırmıyor tabii..
Efendim daha geçen hafta televizyonlar söyledi, gazeteler yazdı.. İstanbul Polisi günde 1.5 milyon lira ceza kesiyormuş.. Palavra.. Bütçede "Trafik cezası" diye her yıl bilmem kaç milyar öngörülüyor ya.. İstanbul'a düşen pay, 365'e bölünüyor. Günlük 1.5 milyon o işte.. Her polisin eline sabah koçan veriyorlar. "Bu dolacak" diye.. O da öğleye kadar defterini bitirip, istirahate çekiliyor.. Kimsenin içinde "İstanbul'un trafiği nasıl düzelir, neler yapılır" sorusu yok..
Var mı?.
İstanbul Valisi (Adını bilen var mı içinizde..), Emniyet Müdürü (O da kim yahu?.) Trafik Müdürü (Zurnanın son deliği bilader..) Hiç dert edindiniz mi, "İstanbul Trafiği nasıl düzelir" sorusunu.. İki satır bir çalışmanız var mı?. Yollayın varsa, basmazsam, şerefsizim.. "Bakın çalışıyorlar işte" diye..
Bizim gazeteciliğe başladığımızda, Bağdat Caddesi'nden on dakikada bir araba geçerken, İstanbul Trafik Müdürü ülkenin en tanınmış adamlarındandı.. Televizyon yoktu ama, yoldan geçen tanırdı.. Çünkü hep yolda olurdu. İşi yoldaydı çünkü..
Şimdi bu İstanbul Valisi'ne soruyorum hepinizin önünde, yanıt vermeyeceğini bile bile.. İstanbul Hava Meydanında Güvenlik Zinciri kırıldı. Uluslararası bir skandal oldu. Onu soruyorum iki haftadır, hazrette "Ölüm sessizliği.."
Şimdi mi konuşacak?.
Ama ben İstanbul halkı valisini tanısın, bu sıkıntıları niye çekiyor anlasın diye yazıyorum, inatla.. Hem de uzmanlık dalımda yazıyorum.. Ben Valilik tahsil ettim, Mekteb-i Mülkiye'de.. Vatan İdaresi, İl İdaresi tahsil ettim.. Valinin yetkilerini de, gücünü de bilirim.. Onun için "Yatıp uyuyan Vali"yi de gözünden anlarım ve anlatırım..
Söyle bakalım İstanbul Valisi, "Bu göreve geldiğinden beri hangi gün sokağa çıktın, hangi yanlışı tespit ettin ve emir verip düzelttin.." Bir örnek ver, bu yaşımda gelip elini öpeyim.. Tek bir örnek.. Götür beni.. "Şunu gördüm, düzelttirdim" de, Allah için.. Diyemezsin. Çünkü yok!.
Bak Vali,
O perşembe günü o 70 metreyi niye 47 dakikada aldı, benim gibi kurallara bağlı, ahlaklı, iyi insanlar, biliyor musun?. Nerden bileceksin.. Sen ordayken 40 ekip yolu açar, vatandaşın çektiği sıkıntıdan haberin bile olmaz, nerden bileceksin.. Onun için anlatayım..
Tatlıcı önünden itibaren, sağa üç çıkış var. Birincisi Mecidiyeköy'e.. Şehir içine.. İkincisi, E-5 Edirne yönüne.. Üçüncüsü, işte benimki.. Köprü'ye.. Ben şeridime girmiş bekliyorum. Mecidiyeköy'e dönen pek yok. En sağda o dönüş şeridi var. Boş.. Başta servis minibüsleri ve de o kahrolası, hayvan kere hayvan uyanıklar, İstanbul trafiğini asıl böyle kilit yapan şerefsizler, o yola sapacak gibi kavşağın en başına geliyorlar, hızla. Şerit boş ya.. En uçta da sola yüklenip, benim kurala uyan, namuslu insan şeridimin yolunu kesiyorlar.. Durmadan en uçta uyanıklar yolumu kestiği için ben hep bekliyorum.. O kavşakta bir, tek bir polis olsa ve o uyanık hayvana dese ki, "O geldiğin şerit sağdan çıkış içindir. Hadi çık bakalım.." Vallahi cezaya gerek yok. Sağa, o yola saptırmak en büyük ceza hayvana.. Bak bir daha yapabilir mi?."
Ama yok.. Uyanıklar birbiri ardına sağdan dalıp, benim şeridin en önüne geçiyor.. Sola yüklenip gidiyor, ben duruyorum.. Milim milim giderek, yarım saatte o çıkışı geçiyorum. Bu defa en sağda E-5 Edirne çıkışı şeridi var. O da boş.. Ben kendi şeridimde beklerken, servisler ve uyanık hayvanoğlu hayvanlar, gene çıkacak gibi sağdan dalıyor, gene en öne geliyor, gene en uçta benim şeride yükleniyor, sola hamle ile.. Orada da gene, tek bir polis yok.. "Yürü girdiğin şeritte sağa dön" diyecek.. Gene uyanık namussuz, o gaspçı, hak gaspçısı hayvan gidiyor, gene ben namuslu vatandaş, bekleyerek, cezalanıyorum..
47 dakika sonra, Köprü çıkışına varıyorum. Ondan sonra artık polise molise ihtiyaç yok.. Herkes yolunda gidecek. Sağdan, soldan dalma, uyanıklık yapmak imkanı falan kalmamış.. İşte tam da orda, her şeyin çözüldüğü, sorunun bittiği yerde, insanla, İstanbul halkı ile alay eder gibi, bir trafik ekip arabası duruyor iyi mi?. Duruyor, çünkü orda artık yapacak iş kalmamış..
Sorunun olduğu değil, bittiği yerde polis var, iyi mi?.
Ey Vali!..
Bu konuyu ilk defa yazsam mesele yok.. En az on kere yazdığımı kupürleri ile önüne koyarım.. Çok mu zor düzeltmek?.
Bir emir yahu.. Bir emir..
"İstanbul trafiğinin en bela yerlerinden biri Zincirlikuyu köprüsüdür. Orada, Büyükdere Caddesi, E-5 Edirne çıkışlarına birer polis koyun, uyanıklara engel olsunlar da trafik aksın" demek..
Çok mu zor, Vali.. Oturduğun yerden telefon etsen yeter. O kadar kolay..
İstanbul halkı umurunda olsa eğer, çoktan verirdin o emri..
Bu yazıyı okuyorsan şaşarım!.
Boş ver, çayını söyle, keyfine bak Vali Bey!..
Seneye sana Üstün Hizmet Madalyası da verirler.. Bizde madalya almak için hizmet yukarıya verilir çünkü.. Aşağıya değil..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.