YAZARA MAİL GÖNDER Fatih Hocam, 1 numaralı sorumlu!..

YAZARLAR

Guruplardan çıkan 16 takımı, çeyrek finale yükseltecek maçları izlerken bir kat daha kahroluyorum..
Biz bunların arasında olamaz mıydık?..
Hatta finale kadar gidemez miydik..
Demeyen var mı içinizde?.
Giderdik.. Medyamızın aşağılık kompleksi içinde, rakibi hep büyüten, bizi durmadan küçümseyen kalemlerine inat, hatta şampiyon bile olurduk..
2002'de üçüncülüğe sevinmeyip "Biz şampiyonluğu kaybettik" diyendim.
Böyle demeye de hakkım vardı.. Başta Brezilya, Dünya Futbolundaki müthiş gerilemeyi, daha 2001 yılında bu köşenin manşetinde "Şampiyon oluruz" başlığı altında yazmıştım. Gerçeğe değil, takımların ismine bakan meslektaşlarım da alay etmişlerdi. Sonunda gördük kimin haklı olduğunu..
Bu defa da Avrupa futbolu müthiş çöküntü içinde..
Şöyle bakın bakalım..
Muhteşem bir takım ismi söyleyebilir misiniz bana, futboluna doyulmayan?.
Ya da "Bu gece o var, mutlak izlerim" dediğiniz bir yıldız?. Bir süper adam.. Olanlar da döküldü üstelik.. Ronaldo başta..
Bir santrfor yok Avrupa'da yahu?. bile, bizim tartıştığımız Gomez ve Podolski ile oynuyor..
Söyler misiniz, Burak ve Cenk, bunların hangisinde oynamazdı?.
Böyle bir ortamda, sonuna dek gidebilecek Türkiye niye 24 takım arasında ilk elenen 8 takım arasına girdi, peki?.
İrili, ufaklı yığınla sebep var.. Hemen hepsini anlatmaya çalışacağız..
Bunlardan birini, en popüler olanını dizinin başında yazdık. Kaptan Arda!. O hem kendisine, hem Milli Takım yazık etti..
Erken elenmemizin en büyük sorumlusu ise, bu ülkede, hâlâ ve sonuna dek inandığım ve inanmaya devam edeceğim, Dünya çapında hoca ve çok sevgili arkadaşım, dostluğu ile gurur duyduğum Fatih Terim'di..
Bu yaz, hayatımın en güzel mantısını yediğim (Bu köşede yazmıştım) Türk Bükü'ndeki yazlığında gene buluşacağız..O , gün boyu tartışırız diye düşünüyorum. Burada ana fikirlerimi anlatacağım.
İşe de ters köşeden başlayacağım..
Fatih Terim'in bu ülke sporuna kazandırdığı en güzel slogana "Biz 'Bitti' demeden bitmez" deyişine saldırdı, skor yazarları.. Kazandığımız zaman bu lafa destanlar yazanlar, kaybedince, ayni deyiş ve ayni Terim için ne utanç verici ifadeler kullandılar..
Ne demekmiş bu palavra laf?. Kibar bile değilmişiz, dünyaya karşı.. Tepeden bakan küstahlık ifadesiymiş..
Kendimizi ne sanıyormuşuz?.
Öyle mi?.
O zaman, dünyaya meydan okuyan Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi ne?. Kurtuluş Savaşı'nı daha başlaman kaybedenlerin en iyimser kabulü, Amerikan Mandasına girmekten, Akif'in İstiklal Marşı'nda anlattığı "Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar/ Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var" diyenlerin başında "Biz 'Bitti' demeden bitmez" diyen Mustafa Kemal yok muydu?.
"Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" deyişi bizim Milli Marşımızın satırı değil mi?. Bizi ezmeye gelenlere kükremek, bir kendine güvenin, bir sonuna dek savaşın ifadesi değil mi?. "Ulusun korkma nasıl böyle bir imanı boğar" diyen Akif de pek kibar değil öyle mi?.
Tarihi geçip günümüze gelelim..
Amacı üzüm yemek değil, bağcı dövmek olanlar, bugün Cumhurbaşkanı'nın Amerika'ya, Avrupa'ya, Rusya'ya kafa tutmasına da çatıyorlar durmadan..
Eleştiri dozunu hatta alay etmeye vardırdılar..
Ne yapıyor Erdoğan?. Düne kadar bize her dediğini kabul ettiren Batı'ya kafa tutuyor.. Gazete satırlarında en ağır eleştirileri yapanların bile, aslında için için mutlu olduklarını hissediyorum, oysa.. Çünkü, bu sözler, 68 kuşağı en hızlı solcularının istediği "Tam bağımsız Türkiye"nin işareti değil mi?. Altıncı Filo'yu denize dökmek için Dolmabahçe rıhtımında toplananlar, Batı önünde el pençe divan duranları fena halde eleştirenler, şimdi "Ey Amerika!.. Ey Almanya" haykırışlarından niye rahatsız oluyorlar?.
Tekrar ediyorum.. Eleştiri serbest.. Eleştiri özgür..
Ama hakaret etmeden.. Ama saldırmadan.. Ama üzüm yemek için..
Amaç bağcıyı dövmek olunca, halk en ciddi eleştirilere bile inanmaz oluyor.
"Bunlar bahane arıyor.. Daha bir kere Sezar'ın hakkını Sezar'a vermediler" diyor ve haklı oluyor..
Fatih Terim'i en güçlü, en haklı, en alkışlanacak yerden vurarak başladığımız eleştirilerin etkisi de bu oluyor tabii.. Yani olmuyor!.
Yarın devam edeceğiz..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.