YAZARA MAİL GÖNDER Çağdaş Sanat Fuarı!.. mı?..

YAZARLAR

Contemporary İstanbul.. Kısaca Cİ.. Türkçesi.. Çağdaş Sanat İstanbul!..
11 yıl önce, bugünkü Yeni Türkü'nün temelini oluşturan zamanın Türkiye Birincisi Ankara Fen Lisesi Orkestrası'nın erkek solisti Gazanfer (Gür) dostum aramıştı, artık ülkenin en sayılı diş estetikçilerinden biri olarak..
"Hıncal Ağbi, Çağdaş Sanat Fuarı açıyoruz ilk defa bu ülkede, mutlak görmelisin" diye..
Nasıl heyecanla koşmuş, nasıl müthiş bir lezzetle ayrılmıştım.. Hafif bir burukluk vardı içimde.. Çünkü hemen hemen boştu Fuar!..
Ama adım gibi biliyordum ki, bir gün tıklım tıklım dolacaktı..
Bu defa Fuar çıkışı Gazanfer'i ben aradım.. "Onur Kurulu'nda hala adı var diye.. Ulaşamadım.. Dönmedi de..
Diyecektim ki!..

***
Fuarı benim kadar torpilli gezen olmamıştır.. Bir gün evvel açılışta dörtte üçü, görülmek, görmek için, ya da resimleri magazin sayfalarında çıksın diye koşuşmuş kuru kalabalıktan uzak, sadece fuar gezme amacı ile oraya gelen gerçek sanatseverlerle birlikte rahat rahat dolaşma keyfi yaşadım. Onlar nelere bakıyorlar, en çok hangilerine ilgi duyuyorlar gözledim.. Bu yüzden galalara ilke olarak gitmem zaten.. Gerçek izleyicilerle, halkla izlemek gazeteci yanıma hitap eder, kafamdaki öyküyü tamamlar çünkü..
Peki torpil?..
Bana Fuarı iki özel rehber gezdirdi..
Cİ Yönetim Kurulu Üyesi, sevgili dostum, Sabah Yazarı Hasan Bülent Kahraman!.. ve bu fuarı sabahtan akşama EkavTV'de (arttv. com.tr) canlı yayınlayan, Ekav Galerisi patronu, bir başka çok sevgili dostum İnci Aksoy!..
Tabii onların bu konudaki kültürleri mütevazi söylüyorum, bana on basar.. Hem seçimleri doğru yapıp, "Şuna dikkat" diyorlar.. Sonra da baktığımı anlatıyorlar..
Gönüllü..
Bir de ilk güzellik!.
Bu defa Fuar tıklım tıklım değil.. Her metrekareyi satalım diye, resimlere, eserlere bakacak mesafe bile bırakmamak tüccarlığından vazgeçilmiş..
Bol espaslar var.. İstediğiniz mesafeden, istediğiniz ışık açısından bakabiliyorsunuz..
Ama ne var ki ticaretten gene vazgeçilmemiş.. Gazanfer'in çağırdığı ilk Fuar, "Gezilsin ve görülsün.. Millet sanatı sevsin. Galerileri tanısın. Kartlarını, broşürlerini alsın. Fuar bitince galerilere gitsin. Hem baksın, hem alışveriş yapsın, ayaklar galerilere alışsın" amaçlıydı. Bu defa her galeri oraya satışa gelmiş.. Satılan eser anında kalkıyor, alıcısına gidiyor, yerine başka resim asılıyor. Gözümle gördüm, iyi mi?.
Fuar'ın giderek ticarileştiğini ve amacından saptığını yazdığım yıla kadar her gelişimde kapılarda karşılayan Yönetim Kurulu Başkanı, bana Gazanfer'in tanıştırdığı Ali Güreli, zaten yanıma yaklaşmaz olmuştu, bu yazıdan sonra artık Hasan Bülent'e de, İnci'ye bozulabilir, "Bu herifin yanında ne işiniz vardı" diye..
Umurumda değil..
Alan razı, satan razı ise bana ne?.
Şimdi espaslar içinde her esere rahat rahat baktım da, kaçı beni durdurdu?. Kaçı "Beni al" dedi?.
Hani hep yazarım ya "Ben resim almam, resim beni alır" diye..
Ahmet Güneştekin'i bir yana koyuyorum.. O bu fuarın çok çok üstünde bir Dünya Sanatçısı artık.. Dostluğu ile gurur duyduklarımdan biri.. Yıllar önce o zamanın, bugün hala yeri boş duran TRT II'sinde "Güneşin İzinde" diye harika bir Anadolu Yollarında belgeseli çekiyor ve yayınlıyordu.. Fuardaki eserlerine ve ilk defa yapmaya ve sergilemeye başladığı seramiklerine bakarken, o programı sordum.. "Kaldırdılar ağbi, biliyorsun.. Şimdi eskileri TRT Belgesel kanalında yayınlıyorlar" dedi. Yani o kanalın program akışına girin ve görün güzelliği..
"Ağbi bugünkü sanatım o Anadolu Yollarında doğdu işte" dedi.. Çinilere bayıla bayıla bakıyorum.. "Bunların hepsini Sıtkı Ustamızın memleketinde, Kütahya'da yaptım" diye de ekledi.
Oktay Duran'ın Art On galerisinde oturdum. Çünkü Oktay benim en merak ettiğim faslını yapıyor işin.. Genç sanatçıları tanıtıyor. Ben de yenileri keşfe bayılıyorum ya.. "Art On satışlarının yüzde 93'ünü genç sanatçılar oluşturuyor" dedi, Oktay.. Onun galerisine ayrı gitmem lazım.. Hasan Bülent bir duvarı işaret etti.. "Bu Evren Sungur'u unutma" dedi. "Gelecekte adını çok duyacaksın. Çok önemli bir Anglo Amerikan Sanat Katalog'u onu "Yarının 100 Ressamı" arasına aldı.."
Benim yazmama gerek yok ama, giderseniz mutlak durup bakacaksınız, Villa Del Arte Galerisinde Jean François Rauzier "Babil Kulesi'nden mülhem "Babil Yalısı" dediği bir fotoğraf sanatı var. Üstüste oturtulmuş yalılardan yapılmış bir kule.. Resim çok güzel de, daha güzeli, pencerelerden sarkan Türk bayrakları.. Cumhuriyet Bayramı'nda İstanbul'da bu kadar bayrak yoktu evlerde.. Eee!.. Adam Fransız.. Cumhuriyet'in değerini ve anlamını biliyor..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.