Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SÜLEYMAN YAŞAR

Elitler Erdoğan'ı niye istemiyor?

Bazıları görmemekte dirense de Türkiye'de son on yılda yoksulluk hızla azaldı. TÜİK'in önceki gün açıkladığı yoksulluk çalışmasına göre, 2002'de Türkiye nüfusunun neredeyse üçte biri olan yüzde 30.30'u günlük 4.3 dolarlık gelirin altında yaşarken 2011'de bu oran nüfusun yüzde üçünün de altına düştü ve yüzde 2.79 oldu.
Peki Türkiye'de yoksulluk nasıl azaldı? Bu sorunun cevabını fakirlerin yanında duran bir hükümetin varlığına bağlayabiliriz. Çünkü son on yılda kamu harcamaları Cumhuriyet tarihinde ilk defa fakirlerden yana tasarlandı. Eğitim ve sağlık harcamaları ilk kez 2004 bütçesinde savunma harcamalarının üzerine çıktı. Böylece hem eğitimde fırsat eşitliği hem de sosyalleştirilen sağlık hizmetleri fakirliği hızla azalttı.
Ayrıca bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 24'ten yüzde 1.7'ye düşürülmesi, devletin piyasalardan para kullanımını azalttığı için faizler ve enflasyon geriledi. Özel sektör daha ucuza para bulduğundan yatırımlarını çoğalttı. Ve ortalama yıllık büyüme hızı 1993-2002 arasında yüzde 2.8'ken, 2003-2011 arasında yüzde 5.3'e yükseldi. Böylece halkın refahı arttı.
Peki son on yıllık dönemi farklı kılan neydi? Bu farkı AK Parti'nin yeni yönetici elitinin sınıfsal duruşunda aramak gerekiyor. Prof. Dr. Kemal Karpat yeni çıkan kitabı Kısa Türkiye Tarihi'nde eski elitlerin dünyasını bakın nasıl değerlendiriyor:
"Erdoğan'ın eleştiriye yol açan tarafı, kimilerince hor görülen bir sınıfa mensup olması ve sınıf değiştirmesine rağmen, girdiği yüksek sınıfın özelliklerini almayarak mensup olduğu sınıfa bağlı kalması, onun sözcüsü olmaya devam etmesidir. Elitist toplumlarda en büyük günah, elistist sınıfın değerlerini ve yaşayışını bir yana bırakarak kendi halkının değerlerini paylaşmakta ısrar etmektir. Erdoğan'ın Türkiye halkının yaşam seviyesini yükseltip onu bilinçlendirerek elitist vesayetten kurtarmaya çalışması onu desteklemeyenlerin gözünde günahını bir kat daha artırmaktadır.
İşte AK Parti'ye ve onu temsil eden Erdoğan'a yöneltilen eleştirilerin kaynağı, Erdoğan'ın sınıf değiştirerek yeni üst idareci sınıfa girerken, o sınıfın kültürünü, felsefesini ve davranışlarını kabullenerek, o sınıfın savunucusuna dönüşmemesidir. Bu çok büyük bir devrimdir ve Türkiye'nin acı gerçeklerinden biridir. Yeniçerinin, ulemanın, çok mütevazı ailelerden gelmelerine, çok kez tabandan çıkmalarına rağmen geldikleri sınıfın çıkarlarını savunmayı bir yana bırakarak idareci sınıfın menfaatlerini savunmaları sosyal kemikleşmeye yol açmıştır. Celali isyanlarını inceleyecek olanlar, Osmanlı'da bugün karşılaştığımız meselelerin benzerlerinin yaşandığını göreceklerdir."
Anlayacağınız, idareci sınıfına geçmesine rağmen içinden geldiği sınıfa ihanet etmediği için elitler Başbakan Erdoğan'dan hoşlanmıyorlar. Onu devirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama TÜİK verilerine göre, bu iş biraz zor görünüyor. Çünkü Başbakan fakirlerin yanında durmaktan ve onları zenginleştirmekten vazgeçmiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA