YAZARA MAİL GÖNDER Barışı kim istemiyor?

YAZARLAR

Başbakan Erdoğan Kürt sorununu çözmek için yeni bir adım attı. Fakat düne kadar "niye yeni bir adım atmıyorsun?" diye eleştirenler bu defa atılan adımı boşa çıkarmak için hemen ipe un sermeye başladı.
Hatta bunlardan bazıları sorun çözülürse işsiz kalacaklarını düşündüklerinden olacak, "Kürt sorununun çözümüne izin vermezler" türünden baştan teslimiyetçi yorumlara başladılar. Tabii bazıları da sorunu Erdoğan'ın çözmesi halinde onun güçlenebileceğini düşünüp işi çözümsüz bırakmanın yorumlarını yapıyorlar. Bazıları ise akil adamlığa oynuyorlar ve "ben olmazsam sorun çözülmez" türünden kendi ihtiraslarının peşinde koşuyorlar.
Bir de ortalıkta silah satıcıları var... Onlar, Türkiye'nin sürekli silahlı çatışma yaratacak anlaşmazlıklar içinde olmasını istiyorlar. Çünkü son on yılda dünyada orta gelir seviyesindeki ülkelerde askeri harcamalar artarken, Türkiye'de son on yılda askeri harcamaların milli gelire oranı azaldı. Böyle bir gerileme silah satıcıları ve onların destekçilerinin hiç işine gelmiyor.
Peki Türkiye'de son on yılda askeri harcamalar nasıl azaldı? Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, Türkiye'de 1988'de askeri harcamalarının milli gelire oranı yüzde 2.9 düzeyindeyken, 1996'da hızla çoğalarak yüzde 4.1 seviyesine ulaştı. Rakam olarak da 1999'da 22.4 milyar dolarla en yüksek harcama seviyesine çıktı. 2002'de askeri harcamaların milli gelire oranı yüzde 4'e denk düşerken 2005'te bu oran yüzde 2.5'e, 2011'de de yüzde 2.4'e geriledi. Böylece 2011'de askeri harcamaların milli gelir içindeki payı 1988'in de gerisine düştü.
Bu çarpıcı gelişme, AK Parti hükümetlerinin barışçıl bir politika benimsediğini bize gösteriyor. Çünkü askeri harcamaların milli gelirdeki payı azalırken, eğitim ve sağlık harcamalarının payı çoğaldı. 2001 kamu bütçesinde askeri harcamaların milli gelirdeki payı yüzde 3.7, eğitim ve sağlık harcamalarınınki de yüzde 2.9 iken, 2004'te Cumhuriyet tarihinde ilk kez eğitim ve sağlık harcamaları toplamının milli gelirdeki payı yüzde 4'e yükseldi, askeri harcamaların payı ise yüzde 2.8'e geriledi.
2011'de de askeri harcamaların milli gelirdeki payı yüzde 2.4'e gerilerken, eğitim ve sağlık harcamaları toplamının payı yüzde 5'e yükseldi. 2013'te bütçesinde ise başlangıç ödeneklerine göre eğitim ve sağlık harcama toplamının payının milli gelir içinde yüzde 6.3, askeri harcamaların payının ise yüzde 1.4 seviyesinde olacağı tahmin ediliyor.
Bütün bu rakamlardan çıkan sonuç şu... Son on iki yılda eğitim ve sağlık harcamaları toplamının payı milli gelir içinde iki katına çıkarken, askeri harcamaların payı yaklaşık üçte bire geriledi. İşte bu kamu harcama tasarımı bize AK Parti hükümetlerinin eğitim ve sağlığa önem verdiği, askeri harcamaların milli gelirdeki payını azaltarak son on iki yılda barışçıl bir politika izlediği gerçeğini ortaya koyuyor.
Tabii bu harcama tasarımı silah satıcılarını ve savaştan para kazananları rahatsız ediyor. İşte bu nedenle Erdoğan'ın barışa yönelik her adımı boşa çıkarılmaya çalışılıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.